Sanatçıların neden özel ruhlar olduklarını çoğunlukla işlerine bakarken anlayabiliyoruz ama konuşma fırsatı bulmak ya da çalışırkenki zihin akışına ucundan da olsa şahitlik edebilmek gerçekten ayrıcalıklı bir deneyim. Yakın zamanda mural sanatçısı Canavar’ın atölyesine konuk olduk ve her bir metrekaresindeki yaratıcılıktan gözümüzü alamadığımız yaratım alanında sevdiği müzisyenlerden evcil örümceklerine pek çok şeyin yanı sıra ilk kişisel sergisi “Herşey yolunda” üzerine konuştuk.

Canavar
Canavar | Fotoğraf: İrem Çakır

Öncelikle sıkıcı soruları aradan çıkaralım. Çoğumuz aslında seni İstanbul sokaklarında rastladığımız çalışmalarından tanıyoruz ama bize biraz kendinden ve street art ile tanışma sürecinden söz edebilir misin?

Farklılıklara ilgi duymam ve kalabalık şehir hayatında ben de varım deme, iz bırakma arzusuyla 2003-2004 yıllarında sokakla tanıştım. 

‘Kilroy was here’ günlerinden bugüne street-art’a bakışın değiştiğini düşünüyor musun? Baskıcı sansürcü tutum azaldı mı?

Evrensel olarak düşünürsek, kapital kültür mirası yaratmak için değiştiğini gözlemleyebiliyoruz. Fakat burada adaletsizlikleri, yoksulluğu, acıları, olduğu gibi en çarpıcı ve gerçek şekliyle resmettiğiniz zaman dostum İzinsiz gibi yıllarınız için yargılanıyorsunuz.

Canavar'ın Atölyesinden
Canavar’ın Atölyesinden | Fotoğraf: İrem Çakır

Bu yıl İzinsiz ile birlikte Yoğurtçu Parkı’ndaki bir duvarda pandemi dönemine ithafen “Mutsuzluğun Resmi”ni hayata geçirmiştiniz. Dışarının aslında çalışma alanlarından biri de olduğunu düşünürsek pandemide evde kalmak sana nasıl hissettirdi ve üretkenliğine nasıl yansıdı?

Kendi içime daha fazla bakmaya başladığım bir döneme denk gelmesi içsel sürecim için müthiş bir ‘mekanda yalnızlığa’ dönüştü. Üretimlerim de eş zamanlı kaygıyla doğup kendime tutunmaya, sarılmaya evrildi. 

İlk kişisel sergin “Herşey Yolunda”dan daha detaylı bahsedeceğiz ancak önce sokakta çalışmakla galeride çalışmak arasındaki farklar neler, kendini sınırlanmış hissettiğin oldu mu? 

Sınırlandığımı hissettiren galeri değil her zaman bu beton duvarlar oldu. Onları yıkmak aşmak ve değiştirmek için çoğunlukla duvarla temas içindeyim. Galeri duvarlarını da, sınırlanmamış olabildiğince gerçekliğe yakın içten işlerimle sizler için en tatlı haliyle süslemeye çalıştım 🙂 

Canavar
Canavar | Fotoğraf: İrem Çakır

‘Herşey Yolunda’ ile eril iktidar baskısının neden olduğu ait olmama, öfke, çatışma, yabancılaşma gibi pek çok hissi kendi deneyimlerin ve belki travmalarına da yer vererek anlatıyorsun. Çalışmalar bilinçli olarak seçtiğin bu tema üzerine mi ortaya çıktı yoksa ortaya çıkanların aslında bu temanın bir yansıması olduğunu mu fark ettin?

Fark etmekten öte iliklerimize kadar hissediyoruz. Çalışmalarım da bu eril erk gerçeği, kanserin tomografisi olarak bilinçsizce kendini kendiliğinden seçti. Üretimlerim; maruz kaldığım, yaşadığım duygu ve durumların doğrudan yansıması olduğu için, farklı zamanlardan birleşerek bu bütün ortaya çıktı.

Canavar
Canavar | Fotoğraf: İrem Çakır

Toksik maskülanitenin kadınlara olduğu kadar erkeklere de zarar verdiğini düşünüyor musun? 

Toksik maskülanitenin her cinsel yönelim ve kimliğe zarar verdiğini düşünüyorum. Eril erkliğin kodladığı biçimde iktidar, güçlü olma arzusu gibi toksik duyguları ve davranışları yaşamayı ve yaşatmayı kabul etmiyorum.

Yakın zamanda hayat geçirmeyi planladığın yeni projelerin var mı?

Ağaçkakan ile bu vakte kadar iki kez yaptığımı canlı performanslara devam edeceğiz. Ayrıca beraber hazırladığımız bir kitap projesi var, bitirdik sayılır.

Canavar’ın 60’a yakın sprey boya çözümlemesi, pentür, gravür ve duvar üzerine gerçekleştirdiği performatif uygulamanın yer aldığı sergisi, “Herşey Yolunda”nın 9 Ekim’e dek Versus Art Project’te ziyaret edilebileceğini hatırlatalım!

Kapak Fotoğrafı: İrem Çakır

İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten İrem Güler İle: Sokak Sanatı Ve Graffiti Fotoğrafçılığı Üzerine