Doğum gününde hediye edilen bir kitabı gösterirken gözleri dolan bir kadının videosuna denk geldim. Onu mutluluktan ağlatacak kadar sahip olduğu şeyin ne olduğunu merak ettim. Çok insanş ve oldukça gerçek bir andı. Bir kitap için ağlamak bazılarına tuhaf gelebilir elbet. Lakin insan haz ile bağlı olduğu şeylere sahip olduğunda gözyaşı dökebilir, maddi değeri ölçülebilir olmasa da. Bazen kendimizi ona ait hissettiğimiz ve bir parçamız olarak gördüğü muazzam şeyler karşısında gözümüzden yaşlar süzülüverir. Bu duygu aşina olduğum bir duyguydu. Aynı duyguyu en son Bosch’un “The Garden of Earthly Delights” tablosunu gördüğümde yaşamıştım. Bosch’un anlatmak istedikleri ile benim anlamaya çalıştıklarım çarpıştıkça gözlerimin sulanması eş zamanlı gerçekleşmişti. Videodaki kadın da benim gibiydi o an. Onun gözlerini dolduran şey ise “Codex Seraphinianus”du. 

codex-luigi-serafini-2280x1410
Luigi Serafini | Fotoğraf Kaynağı: grapheine.com

Ne olduğunu bilmiyordum. İlk kez görmüştüm. Gecenin bir yarısı araştırmaya başladım. Araştırdıkça daha da heyecanlandım. Heyecanlandıkça daha da merak ettim. İsmi bile yeterince büyülü değilmiş gibi codex’in sayfaları arasında saatlerce kayboldum. İşin enteresan tarafı bu kitap yani codex gerçek ama içindekilerin gerçekliği, gerçekdışı. Yani içindekiler gerçek değil deseydim basitleştirmiş ve yüzeyselleştirmiş olurdum. Tam anlamıyla surreal! Demek anlatmak istediğimi on ikiden vurmuş olacak.

Luigi Serafini, 1976 yılında bir gece ansızın dünya işlerinden elini eteğini çekip “bir ansiklopedi yazmam lazım!” diyerek Codex Seraphinianus’u yazmaya başlıyor. Günlerce, aylarca ve yıllarca bu kitabı oya gibi işliyor. Nihayet 1978’de tamamlıyor. Codex’i bu kadar ilginç kılan ilk şey bu kitabı bilinmeyen bir dilde yazmış olması. Bakıldığında semitik dillere oldukça benziyor. Büyük ve küçük harfler yer alıyor. Dil uzmanları bu dili çözmek için uğraş veriyorlar. Neticede uydurma bir dil, asemik yani anlamsız, hiçbir dil ailesine ait olmayan bir yazı olduğu Oxford Üniversitesi Bibliyofiller Topluluğu tarafından bir toplantıda ifade ediliyor. Serafini de bunu inkar etmiyor, kendisine sorulduğunda “hiçbir anlamı yok” diyor, lakin Harry Potter evrenindeki büyüleri gerçekte varmış gibi gündelik hayatta kullanmaya çalışan, çatal dil taklidi yapan, popüler kültür kölesi insanoğlu dilin bir anlamı olmadığını kabul etmeyi reddediyor. Dünya dışı bir dil olduğu konusunda hem fikir olan gruplar bile iddialarda bulunuyor.

codex-19-text-codex-2280x1410
Luigi’nin Asemik Yazı Dili | Fotoğraf Kaynağı: grapheine.com

Hadi dilin anlamsızlığı konusunda hem fikir olduk diyelim, (insanoğlu ben de teorilere kapılmadım desem yalan olur) ancak illustrasyonların ruhta bıraktığı sürreal izleri ne yapacağız? Ben sayfalara bakmaya, incelemeye, anlamaya çalışmaya doyamadım. Dil anlamsız ise bile illustrasyonların kesinlikle büyük anlamları var. Özellikle bir kaç sayfasına takılı kalıp dakikalarca hakkında düşündüğümü söylemeliyim. Yapay zekadan çıkmış gibi görünen insanlarla melezlenmiş bitkiler, hayvanlar… Neresinden baksan sürrealizmin dorukları! Gerçeğe meydan okumuş olmanın izleriyle yüklü bir kitap. Ait olmadığımız bir dünya ya da bilmediğimiz bir galaksiye ait olan “şeyler” ile dolu sayfalar… Okurken değil elbet ama incelerken şunu hissettim, sanki varmış gibi, ya da olsa olurmuş gibi olan bir çok şeyin aslında olmadığı arasındaki tezatlığın tatmini. Başka şekilde açıklamak çok zor. O yüzden büyüleyici ya zaten!

codex-20-2280x1410
Fotoğraf Kaynağı: grapheine.com

Serafini’ye sormuşlar: “Bu neyin dili, bu kitabı nasıl ortaya çıkardın?” Çocukken incelediğimiz ama okuyamadığımız, resimleriyle ilgimizi çeken o kitapları incelerken yaşadığımız bilinmezlik duygusunu büyüklere yaşatmak istediğini söylemiş. Düşününce gerçekten de öyle hissettim. Telefonla büyümüş google neslinin asla anlayamayacağı bir duygu, kapağını açtığında bambaşka dünyalara yolculuk yapabildiğin o kocaman kalın kapaklı kitaplar. Hiç unutamadığım “yeni resimli bilgi ansiklopedisi”dir. Gezegenlerin resimlerini saatlerce incelerdim. İçinde dinazor çizimleri bile vardı. Ne harikaydı! İşte tam olarak Codex Seraphinianus’u incelerken aynı şeyleri hissettim. Belki de Serafini’nin yapmaya çalıştığı bütün komplo teorilerinden hariç olmak üzere buydu. Geçmişe yolculuk yaptırmak, çocukluğumuzu hatırlatmak. Eğer yapmak istediği de sadece bu idiyse, evet, kesinlikle amacına ulaştığını söyleyebilirim.

ekran-goruntusu-2025-05-27-232829
Fotoğraf Kaynağı: themarginalian.org

Bu arada evet, kitabın dili çözülebilmiş değil ancak sayfa numaralandırmalarının 21 tabanlı bir sayı sistemi olduğu Allen C. Wechsler ve Ivan Derzhanski tarafından çözümlenmiş. Zaten bu çözümlemenin üzerine araştırmacılar bir bit yeniği var diyerek Codex Seraphinianus’un dilini incelemeye devam etmişler.

Neresinden bakarsanız ilginç ve bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir eser. Codex’i incelemeye başladığınızda sayfaları arasında kaybolacağınızın garantisini veriyorum. Ya deli saçması ya da dahiliğin dorukları!

Kapak Fotoğrafı: grapheine.com

İlginizi çekebilir: Canan Keleş’ten R Programlama Dili