Uzaktan uzağa bir insanı kendinize yakın hissedersiniz, yaptıklarını takip edersiniz ve başarılarını gördükçe mutlu olur ve hayranlığınız artar ya, işte Didem Şenol tam da öyle bir insandı benim için. Benim için kış aylarının vazgeçilmezi olan Gram Pera’da balkabaklı ve tahinli dondurmaları kaşıklarken düştü Didem Şenol’la röportaj yapma fikri aklıma.

didem_senol_tiryakioglu_2014_photo_kalimba_studio_OCC1560

Aslında zaman olarak çok da iyi denk geldi; zira Gram Orjin’in açılışı, Didem Şenol’un muhteşem Biraz Maya, Biraz Gram adlı kitabının çıkışı ve Gram’ın catering servisine başlaması derken Didem Şenol cephesinde baya heyecan verici bir dönemin içindeyiz.

Didem Şenol’un hikayesini kısaca baştan sararsak -kendisi bu hikayeyi defalarca baştan sarmış olmasına rağmen sağolsun benim için de bir tur sardı – , üniversitede psikoloji eğitimini sürdürürken asıl tutkusunun çocukluğundan beri anneannesini mutfakta izlerken duyduğu hazda yattığını keşfediyor ve New York’taki French Culinary Institute’da aşçılık eğitimi almaya karar veriyor. New York’ta geçirdiği süre zarfında, şu an Noma’nın birinci olduğu meşhur “The World’s 50 Best Restaurants” listesinde yer alan, şu an 4. sırada olan Eleven Madison Park restoranında çalışıyor. Türkiye’ye döndükten sonra, bir süre Mehmet Gürs ile çalışıyor. Bunu takip eden süreçte, babasının “6 ay kalır, sonra dönersin” vaadine kanarak, onun Kumlubük’teki butik otelinin mutfağını devralıyor. 6 ay, oluyor 5 yıl tabii. Bu sırada, malzemeye erişiminin İstanbul’a kıyasla daha zor oluşu, onu köy pazarlarının müdavimi yapıyor. Bu süreçte, yerli halkla da arasını sıkı tutarak, en iyi malzemeye erişip, yerli halkın sırlarını öğreniyor.

maya_front_photo_orhan_cem_cetin

Kumlubük döneminin sonunda, İstanbul’da şarküteri konseptli bir yer açmayı düşünürken, fikirler evriliyor ve Lokanta Maya doğuyor. Lokanta Maya, mevsimsel lezzetleri sade bir biçimde bize sunan ve o yerel dokunuşu hiç unutmayan bir mekan. Rahatlatıcı ortamı da Lokanta Maya’yı benim için özel kılan noktalardan. Maya’dan yaklaşık 1 yıl sonra da benim için yeri ayrı Gram Pera’yı hayata geçiriyor Didem Şenol. Gram Pera, kahvaltı, öğle yemeği ya da çay saati, hangi öğün ya da amaçla gidersem gideyim beni hiç hayalkırıklığına uğratmamış bir yer. Tavanı gözleri her gittiğimde üzerlerinden alamadığım gramlarla bezeli Gram Pera, arkadaşlarımla yaptığım en güzel sohbetlere de eşlik etmiş bir mekan.

maya_interior

Didem Şenol ile ilgili beni en çok etkileyen detay, yarattığı konseptlerden öte vizyoner bir lider oluşu. Gram Orjin’i hayata geçirmesinin ardında yatan nedeni sorduğumda, Gram’ın genç ve dinamik ekibinin yaratıcılığı ve enerjisini beslemek adına bir yeniliğe ihtiyaç olduğunu söylüyor. Takımdaki insanların katkısını çok önemsiyor ve onları sürekli olarak dinliyor. Örneğin, her ay 1-2 tane mevsim malzemesini seçip, takım arkadaşlarına o meyve ya da sebzeyle ilgili o ay boyunca istediği kadar saçmalamalarını söylüyor. O ayın konusu mandalinaysa, takım toplanıyor ve takımın her bir üyesinin ortaya çıkardığı ürünleri tadıyorlar, beğenilen ürünler menüye giriyor tabi ki. Didem Şenol’un bu yaklaşımının detaylarını öğrenmek, Gram Pera’ya her gittiğimde gördüğüm mutlu yüzlerin sırrını açıklamış oldu bana.

gram_may_12_1_22_3000px

Catering konusuna gelince de, Ferahevler’de bulunan 600 metrekatelik mutfak dileyen herkesin emrinde. Ben kendi adıma, çok yakın bir arkadaş grubumu ağırlarken etinden sütünden yararlandım bu catering hizmetinin. Sonuç tam bir zaferdi, tavsiye ederim.

Didem Şenol, ikinci kitabı Biraz Maya, Biraz Gram’da Lokanta Maya ve Gram’ın 1 yılını bizimle paylaşıyor aslında. Hafta hafta, içinde bulunulan ayın öne çıkan malzemeleri ile yapılan birbirinden güzel tarifleri çok içten bir dille anlatıyor bize. Kitabı çok beğenmiş olmama ve tariflerin çoğunun uygulanabilir olduğunu düşünmeme rağmen, kendimle ilgili umutsuzum tabi ki.

gram_may_12_1_31_3000px

Didem Şenol ile yaptığım sohbet sırasında, bir kez daha hayatla ilgili yönüne karar vermiş ve bu yönde çokça emek vermiş bir insanın başarıları sonrası yüzüne yansıyan o huzuru fark ediyorum. Bu alçakgönüllü ve haklı bir huzur diye düşünüyorum. Aynı zamanda, içinde bulunduğu bu hareketli ve birbirinden heyecanlı başlangıçları barındıran bu süreçte, yaşadığı bu heyecanı paylaşıp mutlu oluyorum.

Fotoğraflar: Orhan Cem Çetin, Kalimba Studio

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?