Duxford Havacılık Müzesi: Havacılık Tarihine ve Uçaklara Dair Unutulmaz Bir Deneyim
Duxford Air Museum’da her ne kadar sivil havacılığa dair gelişmeler de sergilense müzenin asıl odağı askeri havacılık ve savaş uçakları. Savaş, insanlık tarihinin en eski olgularından biri ve bu savaşlar sonucunda ölen insanların sayısı yüz milyonlara ulaşıyor ve aynı zamanda insanlık adına kendi içinde bir ikilemi de barındırıyor: Bir yandan milyonların ölümüne, büyük yıkım ve acılara yol açarken, bir yandan da günümüzde bile hâlâ aktif olarak kullanılan pek çok teknolojinin geliştirilmesini ve sonrasında da sivil kullanıma uyarlanmasını sağlıyor. Havacılık, bu durumun belki de tarihsel olarak en belirgin ve önemli örneğini oluşturmakta. Sivil havacılık, büyük ölçüde askeri hava araçlarının gelişiminin bir sonucu.
Havacılık, insanlık tarihinin en ilgi çekici olgularından biri. İngiltere’nin Cambridgeshire bölgesindeki Duxford’da bulunan ve Imperial War Museums (İmparatorluk Savaş Müzeleri) bünyesinde özgün bir yere sahip olan Duxford Air Museum, dünya havacılık tarihine, özellikle de bu tarihin önemli bir bölümünü oluşturan savaş uçaklarına adanmış meraklıları için çok özel anlar vadeden kapsamlı bir müze.
Her ne kadar sivil havacılığa dair gelişmeler de sergilense müzenin asıl odağı askeri havacılık ve savaş uçakları. Savaş, insanlık tarihinin en eski olgularından biri ve bu savaşlar sonucunda ölen insanların sayısı yüz milyonlara ulaşıyor. Savaş, insanlık adına kendi içinde bir ikilemi de barındırır: Bir yandan milyonların ölümüne, büyük yıkım ve acılara yol açarken, bir yandan da günümüzde bile hâlâ aktif olarak kullanılan pek çok teknoloji savaşlar sayesinde geliştirilmiş ve sonrasında sivil kullanıma uyarlanmış. Havacılık, bu durumun belki de tarihsel olarak en belirgin ve önemli örneğini oluşturmakta. Keza sivil havacılık, büyük ölçüde askeri hava araçlarının gelişiminin bir sonucu.
Hava araçlarının savaş alanında kullanılmasının tarihi 200 yıldan fazla. İlk kez 1794 yılında Fransızların Fleurus Savaşı’nda l’Entreprenant adlı bir balonu Avusturya birliklerinin hareketlerini gözlemlemek amacıyla kullanmasıyla başlayan süreç, Trablusgarp Savaşı’nda (1911) İtalyan uçaklarının Osmanlı birliklerini bombalamasıyla yeni bir aşamaya geçmiş. Basit bir şekilde el bombalarının kokpitten atılmasıyla gerçekleştirilen hava harekâtları, 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı ile birlikte daha karmaşık bir hal almış; ancak uçakların savaşlarda stratejik ve belirleyici etkisi asıl olarak II. Dünya Savaşı’nda görülmüş.
Belki de sivil havacılığın gelişmesindeki en büyük etkiye sahip buluş olan jet motorunun geliştirilmesi bu savaşın bir sonucudur. Dünyanın operasyonel anlamda ilk jet motorlu uçağı, 1944 yılında Almanlar tarafından üretilen Messerschmitt Me 262 olmuş. Savaş sonrasında kısa bir süre içinde bu motorun sivil havacılıkta kullanılan uçaklara uyarlanmasıyla birlikte ticari havacılık bambaşka bir boyuta erişmiş. Buna ek olarak, yüksek irtifada uçuşa izin veren kabin basıncının kontrol edilmesi, gece ve siste uçuşu sağlayan radar sistemi, hava trafik kontrolü (ATC), uçak tasarımı ve üretiminde kullanılan malzemeler ile havalimanları ve küresel havacılık altyapısı, askeri gelişmelerin sivil havacılığa uyarlanması sonucunda meydana gelmiş.

Duxford Havacılık Müzesi, ağırlıklı olarak savaş uçakları ve askeri hava araçları olmak üzere, havacılık tarihinin bir asırdan fazla süreyi kapsayan gelişimini toplam dokuz bölümde ziyaretçilerine sunuyor. Hakkıyla gezildiğinde neredeyse bir tam gün süren müze, gerçek meraklıları için ulaşımı görece zor olsa da ziyareti kesinlikle hak ediyor.
Amerikan Havacılık Müzesi
İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de savaşan Amerikalı havacılara ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nin askeri havacılığın dönüm noktasını oluşturan bazı efsanevi uçaklarına adanan bu “müze içindeki müze”, tüm Duxford ziyaretim boyunca bana hâkim olan karışık duygu yoğunluğunu en üst düzeyde yaşadığım yer oldu. Bir tarafta insanlığın teknolojik gelişimine hayran olurken diğer taraftan bu teknolojinin insan öldürmek ve insanlığın kurduğu kentleri, yarattığı bina ve altyapıları yıkmak amacıyla kullanılmasından dolayı derin bir üzüntü ve hatta öfke duydum.

Müze’nin hiç kuşkusuz bence en ilgi çekici parçalarından biri havacılık tarihinin en ikonik ve bilinen ağır bombardıman uçağı olan B-52 Stratofortress yani Stratosfer Kalesi. Bu devasa uçağı incelediğimde sözünü ettiğim karışık duygular adeta şaha kalkıyor. Temel işlevi uzun mesafe uçarak nükleer bomba taşımak ve bir savaş uçağının veya birden fazla uçağın, belirli bir hedefe (örneğin bir kent, fabrika veya askeri üs) çok sayıda bomba bırakarak geniş bir alanı ve bombalanan bölgedeki her şeyi yok etme taktiği olarak tanımlanan halı bombardımanı operasyonlarını gerçekleştirmek olan B-52’ler özellikle bu terimle özdeşleşen Vietnam Savaşı ile tanınmışlardır.
Savaş sırasında, Operation Arc Light olarak adlandırılan saldırılarda toplamda yaklaşık 3 milyon ton bomba bırakmışlardır. Bununla birlikte, tarihin en büyük tek halı bombardımanı saldırısı, 9-10 Mart 1945’te B-29 Superfortress uçaklarıyla gerçekleştirilen Tokyo Bombardımanı’dır ki bu saldırıya B-52’lerin öncüsü sayılabilecek 334 adet B-29 katılmış; kentin %40’ı yıkılmış ve tahminlere göre 100 bin kişi yaşamını yitirmiş. Müzede B-52’nin yanı sıra P-51 gibi II. Dünya Savaşı’nın efsanevi uçağını; F-22 ve F-15 gibi ikonik jetleri de görmek mümkün.
Hangar 1
Hangar 1, müzenin genel ziyaretçiye hitap eden, dolayısıyla da en popüler ve vakit geçirilen bölümü. Burada en çok ilgi çeken parça belki de dünyanın en başarılı ve ikonik süpersonik yolcu uçağı olan Concorde 101.
Onun yanında Sea Harrier veya Tornado gibi askeri havacılık tarihinde iz bırakmış İngiliz jetlerini veya devasa İngiliz bombardıman uçağı Avro Vulcan gibi önemli uçakları görmek mümkün.
Yine meraklıları, burada ayrı bir mekânda yer alan ve İngiliz Paraşüt Birlikleri’nin tarihsel gelişimini interaktif bir şekilde anlatan özel bölümü de ziyaret edebilirler.
Hangar 2 ve 3
Hangar 2 ve 3’te aktif hava alanları/pistler yer alıyor. Burada hâlihazırda çalışan uçakların bakımı ve korunması yapılıyor. İşin ilginç yanı, bu uçakların tamamına müzenin “özel ortakları” olarak tanımlanan meraklılar sahiptir ve bakımları da yine bu kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir.
Hangar 4 (Battle of Britain Hangarı)
Hangar 4, İkinci Dünya Savaşı meraklıları için muhteşem bir deneyim sunuyor. Savaşın İngiltere açısından kaderini belirleyen ve Nazi Almanyası’nın İngiltere anakarasını işgal planından vazgeçmesini sağlayan Battle of Britain (Britanya Savaşı) anısına oluşturulan bu bölüm, ziyaretçilerine savaş sırasında kullanılan gerçek mekânlar ve o döneme ait uçaklar (aralarında ele geçirilen Alman hava araçları da bulunuyor) aracılığıyla tarihi yeniden yaşama deneyimi sağlıyor.

Hangar 5 (Koruma ve Bakım Ünitesi)
Hangar 5, müzede yer alan araçların korunması ve bakımının yapıldığı birime ev sahipliği yapıyor. Pazartesi ile cuma günleri saat 10.00-15.00 arasında bakım ve onarım çalışmalarına canlı olarak tanıklık etmek mümkün. Konuya daha teknik düzeyde yaklaşanlar için gerçekten ilgi çekici dakikalar vadediyor.
Weston Oyun Bölümü
Weston Oyun Bölümü ise çocuklara yönelik bir oyun sahası. İçinde büyük bir uçak maketi de dâhil olmak üzere havacılıktan esinlenen oyun araçlarının bulunduğu bu alanda çocuklar diledikleri gibi oynama fırsatı buluyorlar.
Uçabilen Tarih: Air Combat Deneyimi
Gelelim müzenin havacılık ve uçuş meraklıları için belki de en ilgi çekici ve benzersiz bölümüne; müze bünyesinde hâlâ aktif olan Spitfire veya Hurricane gibi uçaklarla yapılan uçuş deneyimine. Air Combat olarak adlandırılan bu deneyimde, ziyaret saatinize göre önceden rezervasyon yaptırarak 30-60 dakika arasında bir uçuş deneyimi yaşama şansı elde ediyorsunuz. Bu deneyimi tek başınıza veya iki kişiyle yaşayabileceğiniz gibi, tam bir Battle of Britain macerası yaşamak isterseniz bir Spitfire içinde dönemin Alman savaş uçağı Messerschmitt 109 ile bir dogfight (it dalaşı) bile yapabilirsiniz.
Hâlâ uçabilen bir Buchon 109’a karşı (Messerschmitt lisansıyla İspanya’da üretilmiş savaş uçağı) o dönemde gerçekleştirilen it dalaşının canlandırılması, sadece uçuş ve havacılık meraklılarının değil, benim gibi II. Dünya Savaşı tarihi meraklılarının da heyecanlanmasını sağlıyor. Aynı deneyimleri dönemin efsanevi Amerikan uçakları Hurricane ve Mustang P-51 ile de yaşamak mümkün. Müze kapsamında Classic Wings adı altında ayrıca farklı uçaklarda süresini sizin belirleyeceğiniz uçuş dersleri de düzenleniyor.
Çocukluğumdan itibaren gerek seyahat gerekse iş için çok seyahat ettiğimden bir yolcu olarak uçuş deneyimim çoktur. Çocukluğuma dair ilk anılarımdan biri, kapısında sorun çıktığı için uzun süre beklemek zorunda kaldığımız bir Samsun-İstanbul uçuşudur. Acil iniş yapmak zorunda kalan ve belki de hayatımın en kritik ve gerilimli anına sahne olan 2001 yılındaki Houston – Washington DC uçuşundan pervaneli bir uçakla gerçekleştirdiğim ve sert rüzgarda altında hayatımın en kötü uçuş deneyimini yaşadığım Minneapolis – Des Moines seyahatine; pistte tanımlanamayan cisimlerden dolayı için pilotun pisti birkaç kez pas geçmek zorunda kaldığı İstanbul – Gaziantep uçuşundan sisten dolayı yarı yoldan geri dönen ve Ankara’ya inmek zorunda kalan İstanbul – Konya veya İstanbul – Samsun uçuşlarına kadar pek çok farklı anı ve macera yaşamıma heyecan katmıştır.
Ben uçmayı severim ama uçağı ben kullanmadığım sürece. Pilotluğa hiç hevesim olmadı. Zaten 5 yaşımdan itibaren bozulan gözlerim, istesem de bunu olanaksız kılardı. Öte yandan itiraf edeyim ki havacılık ve uçaklarla ilgili olarak teknik ve teknolojik gelişmelerden çok, özellikle gelişme döneminde pilotların aktif olarak kullandığı saatler, gözlükler, montlar, eldivenler gibi aksesuarlar daha çok ilgimi çeker. Bir saat koleksiyoncusu olarak pilot saatleri ve havacılık temalı saatler koleksiyonumda önemli bir yer tutar. Müzenin ziyaretinin sonunda uğranılması gereken bir başka bölümü olan mağazası da benim gibi uçak ve havacılık temalı aksesuarlar meraklıları için geniş bir yelpazede çok çekici ürünler sunuyor. Müzeye özel olarak tasarlanmış saatlerden defterlere, uçak maketlerinden oyuncaklara ve sadece havacılığa değil, II. Dünya Savaşı’na dair tarih kitapları ve romanlara kadar ziyaretçilerin ilgisini çekecek onlarca farklı tasarım sayesinde mağaza, en az müzenin diğer bölümleri kadar ziyaret edilmeyi ve vakit geçirilmeyi hak ediyor.

Uzun İngiltere seyahatimin Londra ayağında Imperial War Museums bünyesindeki Churchill War Rooms ziyaret planımın içindeydi ve Duxford’u ziyaret etmek aklımın ucundan bile geçmemişti. Bugün her iki ziyareti de değerlendirdiğimde, Churchill War Rooms tarihi önemi ve o dönemin atmosferini yaşama anlamında içime sinen bir ziyaret oldu ancak Duxford, uçakların havalanıp kalkışları, sesleri ve havacılık tarihinin bazı ikonik araçlarını birebir görme olanağıyla tam bir “yaşam boyu sürecek deneyim” yaşattı bana.
Kapak Fotoğrafı: Bülent Tunga Yılmaz
İlginizi çekebilir: Damla Anol Erol’dan Leonardo da Vinci Bilim ve Teknik Müzesi

Bülent Tunga Yılmaz 









Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!