Klasik bir başlangıç olsa da cam büyülü ve ayrıca içinde tezatları da barındıran bir malzeme: Sıvıyken katıya dönüşen; işlenirken sıcak, elimize aldığımızda soğuk; ateş kırmızısıyken birden şeffaflaşan… Cam, sanatçısının elinde şekillendiğinde ise bu büyüyü ortaya çıkartan bir sanat eserine dönüşüyor. Dünyada bunun en güzel örneklerini İtalya’nın Murano adasında ve Amerika’nın Seattle şehrinde görmek mümkün. Dale Chihuly ve dünyanın yaşayan en yaşlı cam sanatçısı Lino Tagliapietra gibi bu işin duayenlerinin de bu özel malzemeyle yaptıkları eserler resmen nefes kesiyor.

Ülkemizde ise cam temel kullanım ve süs eşyasının ötesine geçemese de, camın yeniden bir sanat olarak algılanmasını misyon edinen ve dünyaca ünlü cam sanatçılarını ağırlayarak yeni sanatçılar ve ustalar kazandıran bir okul var:  Cam Ocağı. Riva Deresi kıyısındaki bu cam sanat merkezine dünyanın dört bir tarafından tasarımcılar ve sanatçılar gelerek burada eğitim alıyor ve kendini yetiştiriyor. Zaten kendisini camın büyüsüne kaptıranların buradan ayrılması veya camı elinden bırakması mümkün değil.

İşte bunlardan biri de Ebru Susamcıoğlu. Bu işin hem okullusu hem de alaylısı. Cam-Seramik mezunu ama asıl eğitimi burada almış. Çalıştığı süre boyunca da cam sanatçılarıyla tanışarak ve üreterek kendisini cam konusunda dört dörtlük yetiştirmiş. Zamanı geldiğinde kanatlarını çırparak uçuşa geçmiş. Şimdi ise kendi tasarımlarıyla markasını yaratarak Erenköy’deki atölyesinde camın büyüsünü herkesle tanıştırmaya kararlı.

İşte Ebru Sucamcıoğlu’nun alamet-i farikaları:

Renkli Cam Tasarımı | Simit

Cam Simitler: Siz hiç cam simit yemek istediniz mi? Daha doğrusu şöyle sormak gerek “siz hiç cam simit görüp onu yememek için kendinizi zor tuttunuz mu?” Ebru Susamcıoğlu’nun simitlerini gördükten sonra cevabınız kesin evet olacak. Kalıpla şekillendirme tekniği ile gerçek bir sokak simidinin kalıbı alınarak yapılan bu simitler, gerçekten iştah kabartıyor. Her bir cam simit için baştan sona yeni bir kalıp hazırlanıyor. Yani, tıpkı yediğimiz simitler gibi bunlar da tek tek el yapımı.  Bizim alamet-i farika yiyeceğimiz, Ebru’nun alamet-i farika tasarımı olmuş. Sadece kendi rengini yapmakla kalmamış bir de renklilerini tasarlamış. Hepsi şeker gibi! Bu simitlerden birkaç tanesini edinip evinizde sergilediğinizde yanına “lütfen yemeyiniz” uyarısı koyacağınıza eminim. Cam tasarımlar

Cam Tasarımlar Taka

Cam Takalar: İşin telaşı ve stresiyle boğuşurken bazen şöyle bir gözlerimizi kapatıp kendimizi deniz kenarında düşünürüz ve hatta “kumdan kaleler yapmak, kağıttan kayıklar yüzdürmek istiyorum” diye iç geçiririz. Ebru Susamcıoğlu da böyle düşünmüş olacak ki, kağıttan kayıklar yapmak yerine elindeki en büyük malzemesiyle camdan takalar tasarlamış. Rengarenk takaları karşınıza alıp baktığınızda denize ve maviye özleminiz artacak ya da bu özleminizi bu takalara bakarak gidermeye çalışacaksınız. İki farklı boyutta tasarlanan bu takalar, özellikle deniz tutkunlarının ve koleksiyoncularının edinmek isteyeceği bir tasarım olmuş. Bu renkli takaları elinize aldığınızda hemen yüzdürmek isteyeceksiniz. Gerçi batacaklardır ama olsun, bunları görüp de, böyle düşünmemek elde değil!

Cam Tasarımlar galata_tower

Camdan İstanbul: İstanbul’un, teması olmadığı bir tasarım yok gibi. Tasarımcılar, seramikten ahşaba, metale kadar her malzemede İstanbul’u ve İstanbul’a olan sevgilerini anlatıyor. Ebru Susamcıoğlu da bu sevgisini camla ifade etmeye karar vermiş. “Evim İstanbul” isimli koleksiyonu, İstanbul’un simgelerini ayrı çatılar altında toplayarak bize anlatıyor. Birinde Galata Kulesi camın şeffaflığıyla birleşiyor, diğerinde ise camdan Kız Kulesi, mavi evinden bize kendisini gösteriyor. Bu koleksiyon, İstanbul’un camdaki yansıması ve camın büyüsüyle yaptığı ortaklığın en güzel örneği. “Evim İstanbul” bu kez de cam haliyle İstanbul’un evimiz olduğunu bize hatırlatıyor.

Camdan Tasarımlar İstanbul

Ebru Susamcıoğlu’nun özel tasarımları sadece bunlar değil. En büyük tasarımı, her gün Kabataş’ta bizi karşılıyor veya uğurluyor. Belki telaşımızdan çok fark etmemiş olabiliriz ama tasarımını ve üretimini kendisi yaptığı İstanbul panosu, Kabataş fünikülerde trenden indiğimizde veya trene binmeden önce, boydan boya bize selam veriyor. Füzyon tekniğiyle yaptığı bu cam tasarım, Ebru’nun İstanbul’a en büyük armağanı. Yerin yüzlerce metre altında olsak bile bize ve tüm yolculara İstanbul’da olduğumuzu hatırlatıyor.

Camdan Tasarımlar Tarihi Yarım Ada

Eğer yolunuz Erenköy taraflarına düşerse, Ebru Susamcıoğlu’nun yeni açtığı atölyesindeki çalışmalarını görmeli, cam teknikleriyle tanışmalı ve tasarımlarının nasıl “cam”landığına şahit olmalısınız. Cama bakış açınız tamamen değişmiş olarak atölyeden ayrılacağınız kesin.

Ebru Susamcıoğlu Cam Atölyesi: Erenköy Mah. Fırın Sok. No:39D – 0216 363 0509

www.ebrus.net

Fotoğraflar: Ebru Susamcıoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?