EDDA Studio, mimari estetik, çağdaş sanat ve sokak kültürünün sıra dışı birlikteliğinden doğan, zamana meydan okuyan çanta tasarımlarıyla öne çıkıyor. Disiplinler arası etkileşimi tasarım felsefesinin merkezine yerleştiren marka, her bir çantasına bir ruh, bir hikaye yükleyerek kullanıcısıyla benzersiz bir bağ kuruyor. EDDA Studio’nun yaratıcısı Eda Tezcan ile markanın tasarım anlayışını, sürdürülebilirlik vizyonunu ve ilham kaynaklarını konuştuk.

edda-01
Fotoğraf: EDDA Studio

EDDA Studio’nun çıkış noktası, mimari estetik, çağdaş sanat ve sokak kültürü. Bu üç farklı dünyanın EDDA tasarımlarındaki yansıması nasıl oluyor? Belirli bir tasarımda bu üç unsurun nasıl bir araya geldiğine dair bir örnek verebilir misiniz?

Benim için tasarım, hem modada hem mimaride hem de hayatta tek yönlü bir şey değil — dünyaya nasıl baktığınızı, neyi nasıl hissettiğinizi anlatan bir dil. Disiplinler arası etkileşim beni büyülüyor; çünkü bir bina tasarlamak da yapısal bir süreç, bir çantanın iskeletini oluşturmak da. İkisi de denge, oran, deneysellik ve karakter gerektiriyor.

EDDA’da mimarinin strüktürel netliğini çağdaş sanatın özgür ruhuyla, sokak kültürünün enerjisiyle harmanlıyorum. Bu üç dünya birbirine karıştığında ortaya tasarımdan çok bir duruş çıkıyor. Örneğin Bubblegum Dreams Mini, mimari bir sadeliği ve dengeyi korurken; renk paletiyle çağdaş sanatın özgürlüğünü, oyunbaz detaylarıyla da sokak kültürünün spontane enerjisini yansıtıyor.

EDDA tasarımlarının “zamana meydan okuduğu” söyleniyor. Sizce bir çantanın zamana meydan okuması ne anlama geliyor? EDDA çantalarının hangi özellikleri onları uzun ömürlü kılıyor?

Zamana meydan okumak, benim için modayı takip etmek değil; modanın ötesine geçmek anlamına geliyor. EDDA çantaları, kalıpların peşinden gitmez. Onlar kalpten, ruhtan doğar ve kendi kimliğini inşa eder.

Her tasarımın bir hikayesi, bir duygusu, bir ruhu vardır — bu da onu zamandan bağımsız kılar. Bunun yanında yüksek kaliteli malzemeler, el işçiliği ve detaylara gösterilen özen çantaların uzun yıllar boyunca hem formunu hem ruhunu korumasını sağlar. EDDA bir sezonun değil, bir kadının yolculuğunun parçasıdır.

“In My Element” konseptiyle gerçekleştirdiğiniz çekimde, çantayı buzdolabının içine yerleştirmek gibi beklenmedik yaklaşımlar sergilediniz. Bu sıra dışı konsept, EDDA Studio’nun ruhunu nasıl yansıtıyor?

EDDA’nın özü tam olarak orada: beklenmedik olanı kucaklamak.

“In My Element” benim için kendini en doğal hâlinle, hiçbir kalıba sığmadan ifade etmekti. Bir çantayı buzdolabına koymak absürt gibi görünebilir ama aslında o sahne, tasarımın bir “nesne” olmanın ötesine geçmesini simgeliyor.

EDDA çantaları da tam olarak böyle; işlevsel ama aynı zamanda sanatsal. Oyunbaz, cesur ve ironik bir tavırları var. “In My Element” çekimi, EDDA’nın bu özgürlük ve kendilik halini görselleştiriyor.

edda-18
Fotoğraf: EDDA Studio

Web sitenizde “EDDA, ruhu olan tasarımların adıdır” ifadesi yer alıyor. Sizce bir çantanın ruhu nasıl olur? EDDA çantalarına ruh veren unsurlar nelerdir?

Bir çantanın ruhu, sahibinin hikayesine dokunma biçiminde gizlidir.

EDDA çantalarının ruhunu yaratan şey, onların sadece nesne değil; bir kimlik taşıyıcısı olması. Malzemenin dokusu, formun dengesi, renklerin enerjisi ve her detayın ardındaki niyet… Hepsi bir araya geldiğinde çanta yaşamaya başlıyor.

Bir binada ışığın duvara yansıması ne kadar ruh taşıyorsa, bir çantada dikişin formu, derinin dokusu da o kadar anlam taşıyor. EDDA çantaları, sahibinin ruhuyla birleştiğinde tamamlanıyor.

edda-02
Fotoğraf: EDDA Studio

Yeni kanvas çantalarınızı hem okul hem de iş hayatına uygun, fonksiyonel bir model olarak tanımlıyorsunuz. Bu çantaları diğer kanvas çantalardan ayıran özellikler neler? Tasarım sürecinde önceliğiniz neydi?

Kanvas serisinde asıl hedefim, işlevselliği estetikle birleştirmekti.

Form olarak güçlü, kullanım olarak esnek bir tasarım yaratmak istedim. İç düzeni, bölmeleri ve sağlam yapısı onu günlük yaşamda güvenilir bir yol arkadaşı yapıyor.

Ama asıl fark, dönüşebilir yapısında: ana çantaya iliştirilen küçük çantalar hem bütünün bir parçası hem de bağımsız birer aksesuar olarak kullanılabiliyor.

Bu çok yönlülük, modern kadının gün içindeki ritmine cevap veriyor. EDDA’da her şeyde olduğu gibi burada da sıradanlığa yer yok — fonksiyonelliğin bile bir estetiği olmalı.

EDDA tasarımlarında sürdürülebilir kaynaklardan seçilen deri kullanılıyor ve etik üretim süreçleri izleniyor. Sürdürülebilirlik ve etik değerler EDDA Studio için ne ifade ediyor? Bu konuda geleceğe yönelik hedefleriniz neler?

Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, bir felsefe.

Doğaya ve emeğe saygı göstermek, EDDA’nın DNA’sının bir parçası. Derilerimizi yalnızca etik üretim yaptığını bildiğimiz tedarikçilerden temin ediyoruz ve her tasarım, zanaatkâr ellerde hayat buluyor.

Bizim için sürdürülebilirlik, sadece kullanılan malzeme değil; üretim sürecinden, paketlemeye kadar her aşamada bir farkındalık hali. Gelecekte bunu daha da ileriye taşıyıp, yenilikçi malzemelerle, şeffaf üretim zinciriyle daha güçlü bir sistem kurmak istiyoruz. EDDA’nın sadece estetik değil, etik bir duruşu da olmalı.

“Bubblegum Dreams Mini”, “Vanilla Whisper” ve “Over the Clouds” gibi isimlere sahip EDDA çantalarının her biri kendi hikâyesini taşıyor gibi. Çantalara isim verirken nelerden ilham alıyorsunuz? Bu isimler tasarımların karakterini nasıl yansıtıyor?

İsimler, benim için tasarımın duygusal devamı gibi.

Her çanta bende bir his, bir anı, bir duygu uyandırıyor ve o his, sonunda bir isme dönüşüyor. “Bubblegum Dreams Mini” mesela gençlik enerjisini, saf eğlenceyi, hayal kurmayı temsil ediyor. “Vanilla Whisper” ise dinginliğin, zarafetin ve sıcaklığın sesi gibi.

İsimler, o çantanın taşıdığı tavrı kelimelere döküyor aslında. Çünkü her EDDA çantası, bir duygunun beden bulmuş hâli.

edda-19
Fotoğraf: EDDA Studio

EDDA Studio, “kendini kalabalıkta kaybetmeyen; özgünlüğü, cesareti ve zarafeti bir arada taşıyan kadınlara” ilham veriyor. Bu kadınlara neler söylemek istersiniz? Onları EDDA Studio ile nasıl bir yolculuğa davet ediyorsunuz?

EDDA’yı taşıyan kadınlara söylemek istediğim şey şu:

Kendi sesinizi kısmayın, kendi ruhunuzu kalabalıkta kaybetmeyin.

Çünkü EDDA sizinle tamamlanıyor. Her çanta bir hikâye, ama o hikâyeyi anlamlı kılan sizsiniz.

Biz, sıradanlığın yüceltildiği bir dünyada biricikliğin gücüne inanıyoruz. EDDA, özgünlüğü, cesareti ve zarafeti aynı potada taşıyan kadınlar için bir alan yaratıyor.

Birlikte çıktığımız bu yolculuk, modanın ötesinde — bir kendini ifade biçimi. Çünkü siz özelsiniz, ve çantanız da öyle olmalı.

Kapak Fotoğrafı: EDDA Studio

İlginizi çekebilir: Ceren Oğuz’dan Soren by Me ile: Hikâyesi Olan Bir Markanın Peşinde