Julie Delpy’nin yazdığı, yönettiği ve başrolünü oynadığı romantik komedi Lolo, bugün vizyonda! Bunu fırsat bilerek oyuncu (ve yönetmenin) filmografisinde öne çıkan 10 performansını bir araya getirdik.

Lolo_lolo_dp (1) (1)-20

40 yaşındaki, hayatının büyük bir bölümünü moda sektörüne adamış başarılı ve işkolik Violette’in tatil için gittiği spa tesisinde tanıştığı Jean-René’ye aşık olması ile başlayan Lolo‘da olaylar, Violette’in oğlu Lolo’nun bu ilişkiye karşı çıkmasıyla eğlenceli ve karmaşık hale geliyor. Filmi yazan, yöneten ve filmde Violette’i canlandıran Julie Delpy’e Dany Boon, Vincent Lacoste ve Karin Viard eşlik ediyor.

103082015125627_media1

Avrupa sinemasının kalburüstü örneklerindeki etkileyici performanslarının ardından Richard Linklater’ın unutulmaz Before… üçlemesinde Ethan Hawke ile muhteşem bir uyum yakalayarak dünyaca tanınan Julie Delpy, 2000’lerin başından beri çoğunlukla kendi yönettiği filmlerde rol alıyor ve sıklıkla romantik ve mizahi yönden güçlü hikayeler anlatmayı seçiyor. Lolo‘yu fırsat bilerek, oyuncunun filmografisini mercek altına aldık:

Bu hafta Lolo dışında vizyonda izleyebileceğiniz filmler şunlar: Merakla beklenen sinema fenomeni Star Wars: The Force Awakens (Star Wars: Güç Uyanıyor), Çağan Irmak ve Demet Akbağ işbirliği Nadide Hayat, Penelope Cruz’lu Ma Ma, ünlü komedi oyuncularını buluşturan Noel filmi Love the Coopers (Mutlu Yıllar), fantastik türdeki Danimarka filmi Skammerens Datter (The Shamer’s Daughter | Kahin’in Kızı), Neşet Ertaş belgeseli Ah Yalan Dünyada, animasyon serisinin dördüncü filmi Open Season: Scared Silly (Çılgın Dostlar 4: Korkak Kahraman) ve yerli korku filmi Gassal.

***

En İyi Julie Delpy Filmleri

Mauvais sang | 1986, Leos Carax

Günümüz Fransız sinemasının en önemli ve en yaratıcı yönetmenlerinden Leos Carax’ın Michel Piccoli, Juliette Binoche ve Denis Lavant’ı buluşturan filmi Mauvais Sang, bir romantik-bilimkurgu. Geleceğin Paris’inde geçen film, duygusallığın olmadığı cinsel ilişkilerle bulaşan bir hastalığa karşı üretilen serumu çalmak için görevlendirilen Alex adındaki adamın hikayesini anlatıyordu. Julie Delpy filmde, onun geride bıraktığı kız arkadaşını canlandırıyor ve kariyerindeki ilk önemli performanslardan birini veriyordu.

La passion Béatrice | 1987, Bertrand Tavernier

Ortaçağ Fransası’nda geçen “Beatrice”, babasının İngiltere’de tutsak kaldıktan sonra evine dönmesini heyecanla bekleyen bir genç kız ve ailesinin karşılanmayan beklentilerini ve maruz kaldıkları şiddeti konu alıyordu. Julie Delpy, filme adını veren Béatrice rolündeydi.

Europa Europa | 1990, Agnieszka Holland

Polonyalı yönetmen Agnieszka Holland’ın en önemli filmlerinden Europa Europa, Nazi Almanyası’nda Yahudi olduğunu saklayarak büyüyen ve Hitler Gençliği’ne katılan Salomon’a odaklanıyordu. Hayatta kalabilmek adına sürekli kimliğini saklamak zorunda kalan bu genç adamın hikayesinde önemli bir yeri olan kadınlardan Leni rolünde Julie Delpy’i izlemiştik.

Homo Faber | 1991, Volker Schlöndorff

Son uçak yolculuğunda bir kaza geçirdiği için gemi ile yolculuk yapmayı seçen Walter Faber’in kaderinin bu yolculukta tanıştığı Sabeth’e olan yasak aşkı nedeniyle değişmesini konu alıyordu Homo Faber. Filmde ikiliyi Sam Shepard ve Julie Delpy canlandırıyordu.

Trois couleurs: Blanc / Three Colors: White | 1994, Krzysztof Kieslowski

Kieslowski’nin adını Fransız bayrağı renklerinden alan başyapıtı Üç Renk Üçlemesi’nin ikinci filmi olan Beyaz’da, Polonyalı bir göçmen olan Karol Karol’un Fransa’da yaşadığı zorlukları ve eşiyle olan sorunlu ilişkisi konu alınıyordu. Filmde başrolleri Zbigniew Zamachowski ve Julie Delpy paylaşıyordu.

Before Sunrise | 1995, Richard Linklater
Before Sunset | 2004, Richard Linklater
Before Midnight | 2013, Richard Linklater

Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin, üç film boyunca, hayatın içinden, samimi ve iyi yazılmış diyaloglarla ilişkiler ve hayat üzerine konuşmalarını izlediğimiz, her bir bölümü 9’ar yıl arayla çekilmiş gerçek zamanlı üçlemesi birçoğumuzun en iyi filmler listesinde… Üçlemenin bizi Amerikalı Jesse ve Avrupalı Céline ile tanıştıran ilk filmi, Viyana’da geçen Before Sunrise olmuştu. İkiliyi Before Sunset ile Paris’te, Before Midnight ile Yunanistan’da izlemiştik.

Broken Flowers | 2005, Jim Jarmusch

Son kız arkadaşı tarafından terk edildikten sonra içine kapanan Don Johnston adında bir adamın aldığı gizemli bir mektubun peşine düşmesini anlatan romantik film Broken Flowers, Jim Jarmusch imzası taşıyordu. 19 yaşında bir oğlu olduğunu söyleyen isimsiz mektup, Don’u eski aşklarını bir bir ziyaret etmeye itiyor, Bill Murray’in canlandırdığı karakterin yolunun kesiştiği kadınları Sharon Stone, Frances Conroy, Jessica Lange, Tilda Swinton ve Julie Delpy gibi ünlü isimler canlandırıyordu.

2 Days in Paris | 2007, Julie Delpy
2 Days in New York | 2012, Julie Delpy

Julie Delpy, 2002 yılında ilk kez Looking for Jimmy ile yönetmen koltuğunda oturmuş, bu konuda kendini kanıtladığı ikinci filmi ise Richard Linklater’ın üçlemesini anımsatan 2 Days in Paris olmuştu. Film, Amerikalı erkek arkadaşı Jack’i (Adam Goldberg) ailesi (ve eski erkek arkadaşları!) ile tanıştırmak için Paris’e getiren Marion’un (Julie Delpy) 2 gün boyunca yaşadığı eğlenceli olayları konu alıyordu. Hikaye, 5 yıl sonra Jack’in yerine yeni bir erkek Mingus’un (Chris Rock) konduğu ve Marion’un ailesinin (ve eski erkek arkadaşlarının!) New York’u ziyaret ettiği 2 Days in New York ile devam etmişti.

The Countess | 2009, Julie Delpy

2009’da, uzun yıllar kendisi ile özdeşleşen romantik komedi ve romantik dramaların kalıplarının bir hayli dışına çıkan Julie Delpy’i, on yedinci yüzyılda Macaristan’ın zalim kontesi Erzebet Bathory’nin yaşamını konu alan bir filmin yönetmen koltuğunda ve başrolünde izlemiştik. Güzelliğini korumak için, öldürdüğü bakirelerin kanında yıkanmasıyla ünlü kontesin hikayesinde ona Daniel Brühl ve William Hurt gibi ünlü oyuncular eşlik etmişti.

Le Skylab | 2011, Julie Delpy

Julie Delpy’nin ailesi ile olan anılarından beslendiği filmi Le Skylab, 1979 yazında, Fransa sahillerinde geçiyordu. Ailenin büyüğü Amandine’in altmış yedinci doğum gününü kutlamak için bir araya gelen kalabalık bir ailenin hepsi birbirinden ilginç karakterlerini tanıdığımız komedi, adını o yaz Fransa üzerine düşmesi beklenen ve herkeste endişe yaratan bir uydudan alıyordu.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN