Son yıllarda Gisaengchung / Paraside, Beoning / Burning ve Ah-ga-ssi / The Handmaiden gibi filmler sayesinde sadece Uzakdoğu sinemasına özel ilgi duyanların değil, tüm sinema izleyicisinin gözlerini üzerine çevirdiği Kore sineması, bol sürprizli senaryoları, sert ve şok edici ama bir hayli estetik şiddet sahneleri ve vizyoner yönetmenleriyle daima büyüleyiciydi. Martin Scorsese imzalı The Departed ya da Sandra Bullock ile Keanu Reeves’i buluşturan Lake House gibi sürükleyici aksiyon filmleri ve orijinal fikirleri baz alan romantik filmlerin de Kore sinemasından uyarlandığını düşünürseniz, aslında hiçbirimiz bu sinemaya ve bu filmlere uzak değiliz. İşte yeni başlayanlar için, Kore filmleri önerileri…

kore filmleri - oldboy

Oldeuboi / Oldboy (2003, Park Chan-wook)

En İyi Kore Filmleri

Gisaengchung / Parasite (2019, Bong Joon-ho)

Güney Kore’ye ilk Altın Palmiye ödülünü getiren Parasite, sadece 2019’un değil, şimdiden yirmi birinci yüzyılın en iyi filmleri arasında sayılmaya başlandı bile… Hakkında ne kadar az şey bilirseniz etkisi o kadar artan bu baş döndürücü film, bambaşka hayatlar süren, farklı sosyal ve ekonomik sınıflara ait iki ailenin tuhaf bir şekilde iç içe geçmesini konu alıyor. Zekice kurgulanmış senaryosu, akılda kalıcı sahneleri ve detayları ve tabii simgesel anlatımıyla Bong Joon-ho sinemasının zirve noktası bu belki de…

IMDb

 

Beoning / Burning (2018, Lee Chang-dong)

Eskiden tanıdığı bir kızla yıllar sonra karşılaşan Lee Jong-su, o Afrika gezisindeyken kedisine bakmayı kabul ediyor. Jong-su yokluğunda bu kızla ilgili hayaller kurduysa da, o gezi dönüşü yanında gizemli bir yabancıyla döndüğü için tuhaf ve yarı-platonik bir üçlü ilişki başlıyor. Melankol, intikam duygusu, kıskançlık ve sınıf farklılıklarından doğan öfke birbirine karışıyor. Burning, kurmaca ve gerçeğin birbirine karıştığı, estetik görüntüleri ve renkleriyle büyüleyen, hikaye anlatıcılığı üzerine şiirsel bir film.

IMDb Puanı: 7.6/10

 

Ah-ga-ssi / The Handmaiden (2016, Park Chan-wook)

Sanat yönetimiyle Cannes Film Festivali’nden özel bir ödül alan The Handmaiden ile Park Chan-wook her zamanki gibi şaşırtmayı başarıyor ve üstelik bu sefer bunu bir dönem filmiyle yapıyor. 1930ların Kore’sinde geçen filmde, Japon asıllı bir ailenin hizmetçi olarak tuttuğu bir kadın, aslında işvereninin olduğunu düşündüğü kişi değil! İzledikçe sizi de şaşırtacak, sürprizlerle dolu bir başyapıt…

IMDb Puanı: 8.1/10, Top250: #230

 

Busanhaeng / Train to Busan (2016, Yeon Sang-ho)

Uzakdoğu korku sinemasının son yıllardaki en başarılı örneklerinden, gişe rekortmeni bu zombi filmi, Kore’deki bir salgın sonucu zombiye dönüşenlerden kaçmak üzere, salgından henüz etkilenmemiş Busan’a gitmek için bir trene atlayan bir grup insanın nefes kesen macerasını anlatıyor. Gerilmeye hazır olun!

IMDb Puanı: 7.5/10

 

Ang-ma-reul bo-at-da / I Saw the Devil (2010, Kim Jee-woon)

Kore sinemasının yüzlerce intikam hikayesinden yalnızca biri… Uyaralım, yüzlerce cinayet işlemiş psikopat bir katilin peşine düşen emekli bir polisin hikayesini anlatan film, fazlasıyla kırmızıya bulanıyor.

IMDb Puanı: 7.8/10

 

Madeo / Mother (2009, Bong Joon-ho)

Yirmi sekiz yaşındaki oğluyla beraber yaşayan bir anne, bir gün oğlu işlemediği bir cinayetle suçlanınca bambaşka bir insana dönüşüyor. Oğlunu hapisten kurtarmak, ona suçu atanı bulmak ve haddini bildirmek için iz sürmeye ve gün geçtikçe öfkesini arttırmaya başlayan annenin hikayesi, Bong Joon-ho‘nun en sürükleyici filmlerinden birine konu oluyor.

IMDb Puanı: 7.8/10

 

Bakjwi / Thirst (2009, Park Chan-wook)

Kore sinemasından alışılmışın dışında bir vampir filmi… Park Chan-wook‘un Thirst‘ü, bir laboratuvar deneyi sırasında vampire dönüşen bir rahibin değerlerini bir kenara bırakıp susuzluğunu giderme ikilemini anlatıyor.

IMDb Puanı: 7.1/10

 

Gwoemul / The Host (2006, Bong Joon-ho)

Sıralama geçen yıllar içinde oldukça değişse de, vizyona girdiği yıl olağanüstü bir gişe başarısı elde ederek Güney Kore tarihinin en çok izlenen üçüncü filmi ünvanını kazanan The Host, her daim farklı türler deneyen fakat daima heyecanı ve şaşırtıcılığı sinemasının bir parçası yapan Bong Joon-ho‘nun de en sevilen filmlerinden. Seul’deki Han nehrinde beliren bir yaratık şehirde dehşet saçarken, küçük bir kızın ailesi onu kurtarmak için ellerinden geleni yapıyor.

IMDb Puanı: 7.0/10

 

Dalkomhan insaeng / A Bittersweet Life  (2005, Kim Jee-woon)

Kore sinemasının sıkça işlenen konularından olan mafya hesaplaşmalarını beyaz perdeye taşıyan filmlerden biri de A Bittersweet Life. Film, patronunun emirlerini yerine getirmeyince başı belaya giren bir gangsterin sürükleyici macerasını konu alıyor.

IMDb Puanı: 7.6/10

 

Bin-jip / 3-Iron (2004, Kim Ki-duk)

Kim Ki-duk en ünlü filmi diyebileceğimiz 3-Iron, tatildeki insanların evlerine girerek orada sahip olmadığı hayatların keyfini süren ve kendince bir teşekkür olarak evlerdeki ufak bakım-onarım işlerini yapan Sun-hwa’nın bir gün boş sanarak girdiği bir evde biriyle karşılaşmasını konu alıyor.

IMDb Puanı: 8.0/10

 

Oldeuboi / Oldboy (2003, Park Chan-wook)

2013 yılında kötü eleştiriler alan bir Hollywood uyarlaması çekilen Oldboy, Kore sinema tarihinin en iyi ve en ikonik filmlerinden biri kuşkusuz. Kusursuz anlatılmış bir intikam hikayesi olan bu film, Kore sinemasının Hollywood’a da geçiş yapmış yönetmenlerinden Park Chan-wook’un imzasını taşıyor. Bilinmeyen bir nedenle kaçırılıp on beş yıl boyunca bir odada hapis tutulan Oh Dae-Su, odada geçirdiği her gün baştan planladığı kusursuz intikam planını uygulamaya koyuyor – fakat önce ona bunu kimin yaptığını bulması gerekiyor!

IMDb Puanı: 8.4/10, Top250: #69

 

Salinui chueok / Memoirs of Murder (2003, Bong Joon-ho)

Her filmiyle dünyaca ünü daha da artan Bong Joon-ho‘nun ilk filmlerinden biri olan Memoirs of Murder, Kore tarihinin en kanlı seri cinayet vakasını ve yıllarca çözülemeyen soruşturmasını konu alıyor. Küçük bir Kore kasabasında 1986 yılında işlenen seri cinayetler, filmden 16 yıl sonra, Eylül 2019’da aydınlatıldığında ve katil yakalandığında Bong Joon-ho’nun neler hissettiğini merak ediyoruz doğrusu!

IMDb Puanı: 8.1/10, Top250: #191

 

Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom / Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring (2003, Kim Ki-duk)

Kim Ki-duk‘tan, bir insanın hayatındaki sıradan dört mevsim… Kore sinemasının usta ve üretken isimlerinden Kim Ki-duk, kendine has sinema diliyle kimi zaman sıradan insanların yalnızlık hikayelerini, kimi zamansa tesadüflerle şekillenen şok edici olayları konu alıyor. Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring ise yönetmenin en yalın, en narin işlerinden… Filmde, hiçbir yerin ortasındaki bir yüzen tapınakta Budist bir rahip tarafından yetiştirilen bir çocuğun hayatı geçen mevsimlerle işleniyor.

IMDb Puanı: 8.0/10

 

Go-yang-i-leul boo-tak-hae / Take Care of My Cat (2001, Jeong Jae-eun)

Bu hüzünlü büyüme hikayesi, beş yakın lise arkadaşının lise bittikten sonra araya giren mesafeler ve yaşadıkları farklı kayıplara rağmen bağlantıda kalma çabasını merkezine alıyor. Aralarında en çok vakit geçirdiğimiz, üniversite için başkent Seul’e taşınan Hye-ju ve aralarında en yalnız hisseden Ji-young oluyor. Ji-young, Tae-hie ile arkadaşlığını eski arkadaşlarının yerine koymaya çalışıyor.

IMDb Puanı: 7.3/10

 

Bakha satang / Peppermint Candy (1999, Lee Chang-dong)

Yirmi birinci yüzyılın ilk Kore filmleri arasında yer alan Peppermint Candy, aynı zamanda Kore sinemasının önemli yönetmenleri arasında yer alan Lee Chang-dong‘un da ilk filmlerinden biri. Giriş sahnesindeki şiirsel intiharın perde arkasını anlatan film, beş bölümde problemli karakteri Yongho’nun yaşamının beş parçasına odaklanıyor.

IMDb Puanı: 7.7/10

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN