2013 yılından beri İstanbul’da ukulele eğitimleri veren, ukulele ile ilgili çeşitli etkinlikler, atölye ve workshoplar düzenleyen Ukulele İstanbul ’un kurucusu müzisyen Erkin Soylu ile sohbet etmek istiyordum uzun süredir. Ukulele gibi, videoları gibi, kendisi gibi neşeli, enerjik bir röportaj olur gibi hissediyordum, öyle de oldu. 5 Mayıs Pazar günü Moda’da kutlayacakları Ukulele Günü öncesine denk geldi sohbetimiz. Hem arka planda ukulele tınılarıyla röportajımızı okumaya, hem de buluşmaya bekleriz!

_Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

Ben Erkin Soylu, Kadıköylü bir müzisyenim. Uzun yıllar içinde çok farklı enstrümanlar çaldım. Aslında eğitimim klasik gitar üzerineydi fakat hep diğer enstrümanlara da ilgi duydum. Bütün bu farklı enstrümanlar arasındaki arayışımın sonunda ukuleleyle tanıştım ve sanırım en çok onunla anlaştım.

erkin soylu

_Ukulele İstanbul’u kurmaya karar verdiğiniz ilk anı, yıllar içinde geldiği hali nasıl tarif edersiniz?

Benden ukulele dersi almak isteyen bir-iki arkadaşım olmuştu. Ben de o sıralarda bu enstrümana çok yabancıydım. “Deneyelim bakalım, öğretirim herhalde.” dedim. Öncesinde klasik gitar eğitimi veriyordum. Enstrümanı benimseme aşaması biraz sürdü çünkü hep gitarı referans alarak çalıyordum ama sonunda gitarı tamamen bırakarak rahatladım.

O sıralarda “Ukulele İstanbul” adı altında yapma kararı aldım bu işi. İlk zamanlarda sadece ders veriyor, senede bir buluşma düzenliyordum. Yıllar geçtikçe daha fazlasını yapma ihtiyacı duydum. “Ukulele İstanbul Kulübü” adı altında düzenli buluşan bir grup kurdum. Özellikle son bir senede video çekimlerini düzenli hale getirdim. Şehir dışında workshoplar ve buluşmalar düzenlemeye başladım. Bütün bunlar sayesinde, ukuleleye başlamak isteyen veya konuyla ilgilenenlerin tanıştığı bir oluşum haline geldi Ukulele İstanbul.

_Sırasıyla gitar, cavaquinho ve sonra ukulele ile ilgilenmeye başlamışsınız anladığım kadarıyla. Cavaquinho ile ukulelenin temel farkları neler? Türkiye’de bu iki enstrümana olan ilgi nasıl, ukuleleye olan ilgi son yıllardı arttı sanırım?

Evet, sıralama tam olarak böyle. Mesela sahneye çıktığımda cavaquinho çalıyordum ve herkes ukulele çalıyormuşum gibi düşünüp konser sonrasında gelip bana ukulele dersi soruyorlardı. Bu durum değişmedi, cavaquinho hala tanınmıyor. Bunun temel nedeni Türkiye’de kolayca bulabileceğiniz bir enstrüman olmaması; ama bugün en vasat enstrüman mağazasında bile birkaç çeşit ukulele satıldığını görebiliyoruz. Bu kadar göz önünde olunca insanların merak edip araştırması da doğal oluyor. Aynı zamanda kendini çabuk sevdiren bir enstrüman. Bunun haricinde popülerleşmesinin bir başka nedeni de film veya dizilerde karşımıza çıkan ukulele sahnelerinin gün geçtikçe artması.

Cavaquinho ile karşılaştırıldığında; öncelikle söylemeliyiz ki akort sistemleri tamamen farklı. Yani “birini çalan diğerini çalabilir” diye bir şey yok ama ikisini gitarla karşılaştırınca benzer yanlar görülebiliyor. Kabaca bakarsak, cavaquinho akustik gitar gibi çelik telli, ukulele ise klasik gitar gibi naylon telli enstrüman. Sırf bu durum bile çalma tarzları arasında çok keskin çizgiler belirliyor.

erkin soylu ukulele istanbul

_Ukuleleye olan algı genelde enstrümanın tatlı, sevimli, neşelendiren ve çalması basit bir çalgı olduğu yönünde, buna katılır mısınız? Daha önce enstrüman çalmamış biri için ukulelenin genel zorluk düzeyi nasıldır?

Bu fikirlere katılıyorum, neşeli ve kolay çalınan bir enstrüman. Daha önce hiç müzik yapmamış birinin bile 1 saatlik çalışmayla bir iki parça çalması çok olası. Hatta bunu başka hiçbir enstrümanda yapmanız mümkün değil. Çalıp söyleyecek, temel akorları görünce tanıyacak seviyede olabilmek için ise yaklaşık 1 sene çalışmak yeterli olacaktır. Tabii ki her enstrüman gibi ukulelede de ileri seviye ve ciddi çalışmalar gerektiren zor parçalar oluyor ama genelde ukuleleye başlayanların ulaşmak istediği seviye, ilk bahsettiğim 1 senelik temel seviye oluyor.

_Yıllardır bu enstrümanla içli dışlısınız. Ukuleleyle olan ilişkinizi sizin için ne anlam ifade ettiğini nasıl anlatırsınız?

İlk dönemde sadece dersini verdiğim yan enstrümanımdı. Zaman geçtikçe diğerlerini bırakmaya başladım ve tek enstrümanım oldu diyebilirim. Ukulele iyi bir yancı bence. Evde hep elimin altında duruyor, istediğim her an çalabilirim. Sevdiğim özellikleri: gitar gibi enstrümantal çalabilmem ve cavaquinho gibi rahat taşıyabilmem. Özellikle havalar ısınınca çanta yerine ukulelemle gezdiğim oluyor. Tatile gidersem de mutlaka yanımda bulunduruyorum; fakat kesinlikle en sevdiğim şey kendi kendime tıngırdatmak oluyor. Onun için tatil gibi zamanlarda çok fazla açığa çıkartmamaya özen gösteriyorum.

_Ukulele İstanbul Youtube kanalına sık sık yeni videolar yüklüyor, bu videolarda düetler yapıyorsunuz. Çok geniş, çok güzel bir repertuvar oluşturdunuz, bence daha fazla aboneyi hak ediyor… Bu şarkılara nasıl karar veriyorsunuz? Bir şarkıya karar verdikten sonra videosunu yüklemek ne kadar zaman harcatıyor?

İlk başlarda kafama estikçe enstrümantal videolar hazırlıyordum, Uzun bir süre kanal böyle devam etti. Sonra tutorial videoları hazırlamaya karar verdim fakat uzun uzun ders anlatmak istemiyordum. Bunun iki nedeni vardı. Öncelikle yabancıların da anlayabileceği bir içerik oluşturmak istiyordum, ikincisi de uzun ders videolarını öğretici değil, can sıkıcı buluyorum. Sonrasında şarkı söylemeyi seven arkadaşlarımdan yardım istedim başlarda çünkü takipçilerimi kendi sesime maruz bırakmak istemiyordum. Tutorial adıyla paylaştığım video tarzı aslında “play-along” diye geçiyor; yani açıp eşlik etmelik videolar.

Başlarda şarkı seçimini “kolay akorlardan oluşsun, herkes çalabilsin” mantığıyla seçiyordum. Zaman geçtikçe hiç tanımadığım insanlar benimle video yapmak için mesaj attı ve güzel insanlarla tanışmış oldum. Artık birlikte video yaptığım belli kişiler var. Bir şarkıyı çalmak istediğimde “kim söylese daha güzel olur” diye düşünüyorum. Olabildiğince birbirinden farklı tarzlarda şarkılar paylaşmaya özen gösteriyorum. Bunu da ukuleleyle her şeyin çalınabileceğini göstermek için yapıyorum. Bazen de vokaller kendileri teklif ediyorlar çalacağımız parçayı; bu da hoşuma giden bir durum çünkü ben de yeni bir şarkı tanımış oluyorum sayelerinde.

Video çekiminde parçayı hatasız, tek seferde çaldığımızı düşünürsek çekim, kurulumu ve toparlanmasıyla 1 saatimizi alıyor fakat genelde tek denemede şarkı çıkartabilmek pek mümkün olmuyor. Bu nedenle her videonun ortalama 2-3 saatlik bir çekim aşaması oluyor. Sonrasında sesleri temizliyorum, o yarım saat gibi bir zamanımı alıyor. Tutorial hazırlamaya elim çok alıştı. Videoyu o formata sokmam da 45 dakika gibi bir zamanımı alıyor. Sonrasında videomuz hazır oluyor, gerisi upload hızımıza kalıyor. İşin o kısmı uzun ve benden bağımsız ilerliyor. Bazen gündüz çektiğimiz videoyu akşamına yayınlıyorum, bazen de kenarda saklayıp 1 ay sonra paylaşıyorum.

_Passatempo isimli bir grubunuz da var. Onun yolculuğunu nasıl anlatırsınız?

Passatempo’yu küçük bir choro grubu olarak Barış Ünal ile birlikte kurduk. Sonradan farklı enstrümanlar eklendi, grup büyüdü. Brezilya müziği denince, akla karnaval müziği gelir normalde. Biz bunun tam tersi Brezilya’nın geçmiş dönem sakin müziklerini çalıyorduk. Passatempo’yla ilgili en büyük yanlış anlaşılma hep bu olmuştu. Beklenti hep farklı ve biz hep bilinmeyeni sunuyorduk. Sonuçta büyük bir grubu idare etmek çok zor oldu, dağıldık. Toplamda 7 senenin özeti bu diyebilirim. Barış’la tekrar baş başa kaldığımızda ismimizi Passatempo Duo olarak değiştirdik çünkü bu sefer iki kişi kalmaya kararlıyız.

_Ukulele, cavaquinho, mandolin ile sizin en çok çalmayı sevdiklerinizden, kendi müzik zevkinizden bahsetsek?

Cavaquinho ve mandolin, çoğunlukla eşlik ihtiyacı duyan çalgılar. Bu nedenle en çok ukulele çalmayı seviyorum. Kendi kendime yetebiliyorum ukulele çalarken. Ama mandolinin sesi içlerinde en iyisi bence.

Müzik zevkim çok geniş ama eski dönem sambalarına (Beth Carvalho, Clara Nunes, João Nogueira, Nelson Cavaquinho vs.) özel bir ilgim var. Yani bütün gün bunlar çalsa dinleyebilirim.

_Sohbetimiz öncesinde ukulelenin dört farklı türü olduğunu öğrendim. Sanırım ukulele diyince akla ilk olarak soprano yani en küçük olan geliyor, değil mi? Siz en çok hangisini benimsediniz?

Küçükten büyüğe soprano, alto (concert), tenor ve bariton olmak üzere dört farklı boyu var. Burada küçük bir yanılgı oluşuyor: “Benim sesim soprano, soprano ukulele mi almalıyım?” gibi sorular ara sıra geliyor. Bu isimlendirmelerin insan sesiyle bir ilişkisi yok, herkes istediği boyu alabilir. Sadece bariton pek tavsiye etmiyorum ben, çünkü bariton ukulelelerin akort sistemi tamamen farklı; zaten bu enstrüman gitarın neredeyse aynısı. Hem taşıma rahatlığı, hem ses yumuşaklığından dolayı soprano en sevdiğim tip.

ukulele istanbul

_İki haftada bir ukulele buluşmaları yapmanız çok hoş, hele ki farklı şehirlerde de toplanıyor olmanız… Bu buluşmalardan ve yakın zamandaki Moda etkinliğinden bahseder misiniz? Ukulele gününüz şimdiden kutlu olsun!

Çoğunluğu eski ve yeni öğrencilerimden oluşan bir ekiple iki haftada bir buluşuyoruz. Buluşmalar dışarıdan soranlara da açık tabii ki ama katılacak olanların bize eşlik edebilecek düzeyde olmasını bekliyoruz. Zamanım yettiğince farklı şehirlerde buluşmalar düzenlemek istiyorum. Ankara’dakini yaptıktan sonra oradakiler benden bağımsız olarak buluşmalara devam etti. Bir şekilde bu geleneği yayabilmek çok mutlu edici.

Aslında ukulele günü olarak iki farklı gün var. 2 Şubat ve 2 Mayıs. 2 Şubat “Dünya Ukulele Günü” diye geçiyor. 2 Mayıs ise Hawaii’nin kendi ukulele günü. Biz 2 Mayıs’ı biraz daha benimsedik açıkçası çünkü hava daha sıcak ve çimenlerde çalmalık oluyor.

2 Mayıs etkinliği sadece ukulele çalanlar değil, yeni başlayanlar ve hiç başlamamış olanların da buluştuğu bir etkinlik oluyor. Orada birlikte çalma haricinde herkes bildiklerini de birbiriyle paylaşıyor. 2 Mayıs’ın hafta sonuna denk gelmediği zamanlarda bu buluşma için en yakın hafta sonunu seçiyoruz. Bu sene 5 Mayıs Pazar günü kutlayacağız mesela.

_Ukulele İstanbul’daki eğitimler dışında da workshoplar veriyorsunuz. Bu gibi veya başka projeler hakkında bize başka neler anlatmak istersiniz?

Şu sıralar workshoplara odaklandım. İstiyorum ki bir zamanlar alınmış, kenara atılmış ukulelelere bir şans daha verilsin. Doğru sistemle çalışınca nasıl çalınabildiğini insanlar keşfetsin. Bir diğeri de daha önce dediğim gibi ukulele buluşmaları İstanbul’da benim düzenlediklerimle sınırlı kalmasın, başka illerde de olsun istiyorum ve bunu yaygınlaştırmak için elimden geleni de yapıyorum. Sıradaki workshop Mayıs’ta Ankara’da gibi gözüküyor, detaylar için takipte kalabilirler.

ukulele istanbul workshop

_Ukuleleye gönlümüzü kaptırdık ama daha çok yeniyiz diyelim; sizin eğitimleriniz, tutoriallarınız, videolarınız dışında kimlere kulak versek?

“The Ukulele Teacher” veya “Cynthia Lin Music” kanallarına da göz atabilirler. Bunların haricinde yüzlerce ukulele dersi kanalı da var tabii ki. Ben aklıma gelen ilk ikisini söyledim.

Ukulele İstanbul: Youtube | Websitesi | Instagram

Erkin Soylu: Instagram

Passatempo Duo: Instagram

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN