Köpekler bizim en tatlı, en eğlenceli, en sadık dostlarımız! Hayvan sahiplenme bilincini arttırmak amacıyla theMagger’da evcil hayvan sahipleriyle söyleşiler yapmaya başlıyoruz. Eğer sizin de evcil hayvanınız varsa ([email protected]) bize ulaşın. Eğer yoksa, hazır olup olmadığınızı cevaplardan anlayabilirsiniz. #satinalmasahiplen

Nihan Bayındır Erman ve Köpeği Sütlü

Sütlü ile nasıl hayatlarınız kesişti?  

Sütlü’yü ilk defa, hayvanları sahiplendirmeyle alakalı bir instagram sayfasında gördüm. Zaten aynı gün kendisiyle tanışmaya bir veterinere gittik. Sütlü barınaktan çıkmıştı ve 2 aydır kafeste kalıyordu, biz gördüğümüzde delirmiş gibiydi. Sadece dışarı çıkmak istiyordu ve açıkça görülen kalçasında bir sakatlık vardı. Biz, birkaç gün eve alalım bakalım birbirimizi sevecek miyiz diye düşündük. Bugün 1,5 sene oldu :)

İlişkinizden biraz bahseder misin? Sütlü hayatında neleri değiştirdi?

İlişkimiz biraz komik diyebilirim. Setter ırkından olduğu için enerjisi hiç bitmek bilmeyen bir köpek Sütlü. Bu yüzden zamanımızın çoğu onunla durmaksızın oyun oynayarak geçiyor. Bu nedenle de Sütlü hayatımıza aralıksız hareket kattı diyebilirim. Bir de durmadan çoğalan ve asla kelimelerle anlatamayacağım bir sevgi duygusu.

Sütlü ile nerelere gidiyorsunuz?

Haftaiçi sabahları Bebek parkına çok sık gidiyoruz. Orada harika köpek sahipleriyle tanıştım. Sütlü de oraya bayılıyor. Pazar günleri Belgrad ormanına gidip uzun yürüyüşler yapıyoruz. Ortaköy’deki Meyve Bahçeleri Parkı son zamanlardaki favorimiz.

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere önerilerin neler?

Öncelikle köpeğin ırkı çok önemli; Sütlü gibi Setter cinsi ve çok hareketli bir köpek sahiplenmek isteyenlere birinci tavsiyem; her sabah ve her akşam 40 dakikalık dışarı çıkarma seanslarına kendilerini hazırlasınlar. Çünkü bu tip köpekler yapı gereği enerjilerini harcamaları gerekiyor. Bunu yapamayan ve daha sonra köpeği evden atan çok insan tanıyorum. Zaten en çok sahiplendirilmeyi bekleyen ırklardan biri de ne yazık ki Setter. Onun haricinde barınaktan aldığınız köpeklerin %80’inde mutlaka bir hastalık çıkar. Özellikle barınak hastalığı denilen Kennel Cough hastalığı birçok köpeği yakalıyor maalesef. Bu gözlerini korkutmasın. Hemen köpekten vazgeçmesinler. İyi beslendiği ve gerekli hareket alanı tanındığı müddetçe köpekler o hastalığı rahatça atlatabiliyor. Tüm bunların yanında evcil hayvan sahiplerini sonsuz sevgi ve eğlence bekliyor diyebilirim!

***

 Ahmet Rüstem Ekici ve Köpeği Lupo

Lupo ile nasıl hayatlarınız kesişti?

Adana’da büyük bahçeli ve bol hayvanlı bir evde büyüdüm. Annem yaklaşık 30 kedi ve 4 köpeğe bakıyor bu yüzden hayatımın hiçbir dönemini kedisiz ya da köpeksiz geçirmedim. İstanbul’da bahçeli bir eve geçer geçmez ilk planım en sevdiğim cins olan bull terrier sahibi olmak oldu ve bir doğum günümde arkadaşlarımın desteği ile yollarımız kesişti. İyi ki kesişti diyorum çünkü bu ırklar yanlış insanların ellerinde çok hırpalanıyorlar, dövüş köpeği olarak yetiştirilip öldürülüyorlar ya da bekçi köpeği olarak zincire bağlı, yalnız ve agresif bir hayatları olabiliyor. Oysa en inat ırklardan biri olmasına rağmen söz dinleyen ve en oyuncu, enerjik, sevgi dolu canlılardan birisi. Asla büyümeyen ırk olarak bahsediliyor zaten oyunculuk konusunda.

İlişkinizden biraz bahseder misin? Lupo hayatında neleri değiştirdi?

Lupo oldukça özgür bir köpek. İlk yaşında eğitime gönderildi ama döndüğünde onun her an emir bekleyen robotik yapısından memnun kalmadığım için ev içinde kural koymadım. Evin her yerinde uyuyabilir. Kuralsızlık onu biraz şımarttı ama bu durumdan rahatsız değilim. Köpek ile kurulan bağ çok acayip. Gözler ile anlaşabildiğiniz bir canlı var karşınızda. Karşılıklı olarak yeni bir iletişim dili geliştiriyorsunuz. Mutlu olmak için büyük bir sebep onun varlığı. Lupo yaz aylarını bahçede geçirdiği için daha özgür ama yılın 7 ayını ev içinde geçirdiği için tuvalet konusunda bana bağımlı. bu hayatımda daha planlı hareket etmemi sağlıyor. Onun yemek ve tuvalet ihtiyacı için evde olmam gereken saatleri belirleyip günlük planlarımı ona göre ayarlıyorum. Tatil planları için de aynı şey geçerli. Çok şanslıyım ki benden daha çok seven arkadaşlarım var ve hiç yalnız kalmıyor. Lupo’nun varlığı beni daha güvende hissettiriyor.

Lupo ile nerelere gidiyorsunuz? 

Maçka parkı ikinci adresimiz. Hemen her gün Maçka Parkındayız evimize çok yakın olduğu için. Lupo ile gezerken gözlemlediğim durumlar sanat üretimimi de olumlu yönde etkiliyor. Taksim Gezi parkı uğradığımız diğer parklardan. Köpek dostu bazı kafelerede giriyoruz sık sık.

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere önerilerin neler? 

Bu çok önemli bir karar. Özellikle apartman dairelerinde yaşayan insanlar çok fazla sorumluluğu göz önünde bulundurmalı. Vicdan, sevgi, merhamet olan bir kişinin altından kalkabileceği bir olay köpek ile yaşamak. Başka bir canlının sorumluluğunu alıyorsunuz ve bu canlı size çok bağımlı her an gözünüzün içine bakıyor ve sizi sonsuz seviyor. İlk 1 sene tuvalet eğitimi oldukça zorlu bir süreç. Köpekler kas yapıları henüz gelişmediği için her yere tuvalet yapabiliyorlar ve temizliğe katlanamayacak birinin ilk yaptığı iş köpeği sokağa atmak ya da birisine vermek oluyor. İkincisi tüy meselesi. Bizim bile saçlarımız dökülürken köpekten tüy dökmemesini beklemek anlamsız. Koku, tüy gibi hijyen sıkıntılarınız var ise bu canlılar ile hayatlarınızı birleştir memelisiniz. Diğer önemli durum artık sizin bir çocuğunuz oluyor ve masraflarınızı buna göre belirlemeniz gerekli. Hastalıkları, kontrolleri, sağlığı için çok fazla para harcamak zorunda kalabilirsiniz. Tatiller ve gezilerinizde yalnız kalmaması çok önemli. Gerçekten tüm bunları yapabileceğinize inanıyorsanız  en yakın dostunuza kavuşacağınıza emin olabilirsiniz. Bu maddeler sizin için zor ise hayvan barınaklarına gidip oradaki köpeklere yardımcı olarak, sevginizi paylaşarak bu sevgi deneyimini yaşayabilirsiniz.

***

Lisya Kalma Patir ve Köpeği Kuki

Kuki ile nasıl hayatlarınız kesişti?  

Kendimi bildim bileli köpek sahibi olmak istiyordum. Ancak okulum, üniversitem derken evde yeterince durmadığım için annem ile babam bir köpek sahiplenme fikrine uzak durdular. Üniversite yıllarımla bu durumla barıştım ve ileride kendi evime geçtiğim zaman bir köpek sahipleneceğim konusunda karar kıldım. Tuna ile daha evlenmemiştik ve ben bu durumu netleştirmek için ona ileride evde köpek isteyip istemediğini sormuştum. O da köpekleri çok seviyordu; bu konuşmadan 1 sene sonra evlendik ve ilk ayımızda köpek araştırmalarına başladık. O sırada bir haber geldi; Samsun’da Bahçeşehir Koleji’nin iki Golden’ı çiftleşmişti ve dişi olan hamile kalmıştı. Yavrular doğduktan sonra sahiplendirileceklerdi. Kuki’nin doğduğu gün haberi geldi, ancak anne sütü alması için 2 ay daha beklememiz gerekiyordu. Biz bu sırada heyecandan gidip yatağını, pedlerini aldık. Eğitim konusunda bloglar okumaya başladık. Kuki, Samsun’dan arabayla diğer kardeşleriyle beraber önce İstanbul’a geldi. Ve sonra evimize… Hayatım boyunca onu ilk gördüğüm anı unutmayacağım; çok korkmuştu; “siz kimsiniz” gibi bize bakıyordu. İnanılmaz derecede tatlıydı ve hala da artarak devam ediyor tatlılığı… 2,5 senedir birbirimizin hayatlarındayız. Bizi Kuki ile buluşturan Zeynep ve Tunca’ya tekrar ve tekrar çok teşekkür ediyorum. O benim küçük, tüylü kızım!

İlişkinizden biraz bahseder misin? Kuki hayatında neleri değiştirdi?

Kuki, ilk geldiği zamanlar oldukça isyankar ve zor bir köpekti. Bizim sahipleri (anne ve babası) olduğumuzu kabullene kadar, ona bir şey öğretmeye çalıştığımızda her seferinde bize kızdı, havladı. O dönem ciddi anlamda sabır gerektiren bir süreçti. Sonrasında Kuki büyüdü; bize alıştı ve birbirimizin en yakın arkadaşı olduk.

Köpek veya hayvan sevmekle, sahibi olmak çok farklı şeylermiş onu anladım. İlk başta çok tatlı oldukları için seviyorsunuz; ama onları tanıyınca tatlılıktan öte çok masum, iyi niyetli, eğlenceli, hassas olduklarını görüyorsunuz. Kuki sayesinde yalnızca insanlar değil, hayvanlarla da derin bir iletişim kurulabildiğini gördüm. Bu iletişim beni çok etkiledi. Konuşamadığınız, yalnızca monologlarla geçen bir ilişki nasıl derin olabilir diye düşünüyor insan dışardan bakınca. Kuki, neyi sevip, sevmediğini, o anda ne hissettiğini (mutluluk, kıskançlık, üzüntü, utanma…) rahatça anlatabilen bir köpek. Sessizliğin, konuşmadan, yalnızca bakışlar ve gözlerle iletişim kurmanın muhteşem bir şey olduğunu öğretti bana Kuki. Aynı zamanda koşulsuz sevgiyi öğrendim onunla. Hayvanlar, hiçbir insanoğlunun olmadığı ve olamayacağı kadar masum ve beklentisiz. Bunu fark etmek ve hissetmek inanılmaz bir duygu ve ŞANS.

Kuki ile nerelere gidiyorsunuz?

İstanbul, keşke diğer Avrupa şehirleri gibi köpekler için çok daha rahat bir yer olsaydı. Sitemiz çok geniş ve bol çim alan var orada çok oynuyoruz. Etiler All Sports gibi köpek kabul eden cafélere ne zaman gitsem benimle geliyor. Arada Etiler Sanatçılar Parkı’na gidiyoruz, bayılıyor! Onun dışında akşamları biz nereye gidersek o hep bizimle. Arkadaşlarımızın ve ailelerimizin evine her zaman Kuki’yle gidiyoruz. Evinde köpek kabul etmeyen arkadaşlarımızın evine resmen gitmeyi bıraktık! Çünkü ben bunu kabul edemiyorum. İçten içe rahatsız oluyorum hatta. Yazları da Çeşme’ye beraber gidip, tüm gün köpek kabul eden plajlarda denize giriyoruz, top oynuyoruz. Ben evden çalıştığım için Kuki neredeyse evde hiç yalnız kalmıyor; eğer bir düğüne vs gideceksek de ailelerimize bırakıyoruz Kuki’yi. Yalnızlığı sevmiyor, bu yüzden ona kıyamıyorum.

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere önerilerin neler? 

İstiyorlarsa hemen sahiplensinler! Dünyanın en güzel duygularından bir tanesi. İnanamayacaklar. ANCAK, ilk 6 ayın çok zor geçtiğini unutmasınlar. Eve çiş/kaka yapıyor, ayakkabılarınızı yiyor, dergilerinizi parçalıyor. Fakat kibarca “hayır” ve “aferin”lerle hepsi çözülüyor.

Önemli olan onunla iletişim halinde olmanız ve ona yaptığı şeyin doğru veya yanlış olduğunu anlatabilmeniz. Sahiplenmeden önce bu soruları kendinize sorun: (1) Çiş/kaka, tüy dökme durumlarına ok miyim? (2) Hayatımı köpeğime göre ayarlayabilecek miyim? (3) Tatile gittiğim zaman köpeğimi güvenerek bırakacağım bir kişi var mı? (4) Evdeki herkes köpek sahiplenmeye ok mi? Eğer değilse, köpek bunu hisseder ve üzülür çünkü. (5) Hayatım değişiyor, buna hazır mıyım? (6) Bu çok ciddi bir durum; geri dönüşü yok. Bakamadım diye köpeği evimden uzaklaştıramam. Bunun farkında mıyım?

Bu sorulara cevabınız olumlu ise, hiç beklemeyin. Ve lütfen köpek satın almayın; sahiplenin. Sizin yardımınızı bekleyen çok köpek var. Size sonsuz sevgiyi hissettirmek için orada bekliyorlar.

Kısaca, iyi ki varsın Kuki!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?