İyi oyunlar listeme her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Liste uzayadursun, “bağzı” iyi oyunlar, misal: Gülce Uğurlu’nun yazıp yönettiği Ev’vel Zaman ise bu listede zirveyi zorluyor, sadece konusuyla değil üç başarılı oyuncusu Funda Eryiğit, Esme Madra ve Bedir Bedir’le de…

evvel4

Prömiyerini 20. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yapan Ev’vel Zaman’ın gündemini hepimiz için bir kabus haline gelen kentsel dönüşüm oluşturuyor. İlkin ve Veda bu kavramla anneannelerinden kalan evde tanışıyor. Tanıştıran ise eskinin mahalle arkadaşı, şimdinin müteahhiti Erdem. Bu ani tanışma haliyle iki kız kardeşi pek memnun etmiyor. Önce nedenini anlamaya çalışıyorlar, sonra prosedürleri ve sonra da dönüşüm bittiğinde karşılarına çıkacak hayatlarını. Ayrıca yıkımın ve kentsel dönüşümün zorunlu ve hayati olması da tanışmanın tuzu biberi oluyor. Tanışma faslı bittikten sonra da işin en sinir bozucu kısmı başlıyor yani bir türlü dönüşememe süreci. Apartman toplantıları, muhalefet olup kan çıkarmaya hazır komşular, belediye-tapu dairesindeki pafta ve sağdan-soldan çekme payları ve içinde at koşturduğumuz evlerin birden en fazla iki kedi yavrusunu alabilecek kulübelere dönüşme anları…

Evvel_Zaman_3

Oyun tüm süreci anlatırken aslında bize kentsel dönüşümün travmasını da çiziyor. Daha sağlam ve temiz binaların olmasını kim istemez ama maalesef bunu öyle bir hale getiriyorlar ki, kazılan temellerden daha derin yaraları içimizde açtıklarının farkında değiller. Sadece bir apartman yıkılmıyor, içindeki anılarımız, geçmişimiz, bağlarımız da onunla birlikte yıkılıyor. Aynı sokak üzerindeki binalar balkonsuz, sevimsiz evlere tek tek dönüşürken ortaya çıkan manzara, mahalle kültürünü, bir kulaç dahi atmadığımız yüzme havuzlu sitelere bırakıyor; yalnızlığımızı içeride daha da büyüterek. Kazulet rezidanslar gibi birbirimizden daha çok uzaklaştığımız ruhsuz insanlara dönüşüyoruz. İşte biz buna “kentsel dönüşüm” diyoruz.

evvel3 - Copy

Ev’vel Zaman, tüm bunları bize tek çizgi üzerinde ilerleyen bir oyun formatında değil, İlkin, Veda ve Erdem’in hayatlarından kesitlerle, yalnız ve karşılıklı diyaloglarla bölüm bölüm anlatıyor. İki kardeşin çatışmasında buluyoruz kendimizi ya da onların rüyalarında. Anılarla veda edemeyişleri de oluyor, çocuklukları bir film şeridi gibi geçtiği zamanlar da. Merkezde kentsel dönüşüm var ama çevresinde İlkin ve Veda’nın kendi hayatlarındaki sorunları, travmaları ve kararları da oyunda önemli bir yere sahip. Kesitler tüm oyuna dengeli bir biçimde yerleştirilmiş, ne geçmiş zamana takılıp kalınıyor ne de şimdiki zamanın üstünden şöylesine geçiliyor. Onun yerine Gülce Uğurlu’nun önce kalemini sonra da başarısını bize anlatıyor. Belirli noktalara o kadar iyi değinmiş ki, bir kentsel dönüşüm mağduru olarak, yaşadıklarımın aynısını hatta bazı yerlerde direkt kendimi sahnede gördüm, söz konusu komşular da dahil! Yönetmenlikteki başarısı, olayları kesitler halinde ilerletmesi kadar oyunun alamet-i farikası dekorunu oyuna kalıp gibi yerleştirmesinden kaynaklanıyor.

evvel2

Meryem Bayram’ın tasarımını yaptığı dekor, 25 adet L şeklindeki ahşap plakalardan oluşuyor. Plakalar ilk başta, sahneye eşit aralıklarla yerleştirilmiş, yukarıdan bakınca bir bulmacayı andırıyor. Oyun başlıyor ve bir sonraki bölüme geçmeden önce bu plakalar yeni şeklini alıyor. Bize bir sonraki bölümün ipucunu veriyor ve olayların geçtiği mekanın bir maketini çiziyor. Hepsinin de oyuna hizmeti oldukça büyük. Bazen bir yelpaze gibi açılıyor, bazen altına sığınmak istediğimiz bir çatıya ve bazen de ruhumuzu kapattıkları mezarlara dönüşüyor. Tüm bu plakalar, en çarpıcı şeklini oyunun finalinde alıyor. Dekor yap-boz gibi, parçaları birleştir, bir şekil çıksın sonra boz sonra yine yap der gibi. Çoğu yerde de bir sonraki hamleyi bekleyen satranç oyununa benziyor. Böylece Gülce Uğurlu’nun, oyunu sahnelemedeki emeğini de görmüş oluyoruz. Başlı başına dekor, oyunu izlemek için ilk sebebimiz oluyor. Ancak her şey iyi güzel de, bazen o plakaların hareketlerine dalıp kendimizi en son nerede kalmıştık diye sorarken ve özellikle oyuncuların plakaları yerleştirirken tehlike teşkil edebilecek bazı hareketlerini takip edeceğiz diye oyundan biraz koparken de bulabiliyoruz.

evvel1

Oyunun üç kahramanı Funda Eryiğit, Esme Madra ve Bedir Bedir, oyunculuklarıyla iyi bir iş çıkartıyor. Hiçbirinin sahnede kendini gösterme, bir adım öne çıkma gibi bir çabası yok. Abartıdan uzak, sakin bir şekilde roller ne gerektiriyorsa onu yapmışlar. Aralarındaki uyum da cabası. Bir çarkın dişlileri gibi, tıkır tıkır işliyor oyunculukları. Funda Eryiğit’i ilk defa tiyatro sahnesinde gördüm ve daha başka oyunlarda izleme umudum sürüyor. Esme Madra ve Bedir Bedir ise yine alkışlayacağım, hep sahnede olsun da hep alkışlayayım dediğim oyunculardan.

Gördüğünüz gibi Ev’vel Zaman birçok açıdan izlenilesi bir oyun. Taşra Kabare’de alkışlarınızı bekliyor. Söylemeden olmaz, oyun Taşra Kabare’ye çok yakışmış. (Zaten Taşra Kabare’ye her performans çok yakışıyor) Mekan da güzel olunca keyfiniz de tam olacak demektir. O zaman sözü fazla uzatmayalım, şimdiden sizlere ‘iyi seyirler’ diyelim.

IMG_20170117_132936_643

Fotoğraflar: Gülce Uğurlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN