Ortaçağın günümüze kalan en güzel miraslarından biri olan görkemli şehir Prag, oradaki her bir anı eşsiz ve unutulmaz kılacak pek çok şeye sahip. Gözümde ve gönlümde artık bambaşka bir yere sahip bu şehir, insana sonbaharın en özel halini sunuyor.

IMG_2429

İnsan ömrü belki de fazlasıyla kısa, tüm şehirlerde yaşamak için. İnsan ömrü belki de fazlasıyla uzun, tüm şehirleri bir parça da olsa yaşayabilmek için. Bu düsturla ve ucuz uçak bileti bulmanın gazı ile hareket ederek Prag’ta buldum kendimi ve bir şehri daha kısa süreliğine de olsa “yaşayabilmiş” olmanın verdiği mutluluğu tattım bu Kasım’da.

prag 13

prag 8

Sonbaharın tüm güzelliğini ortaya dökebilmek için fazlasıyla cesur davrandığını adım atar atmaz anladığım Prag’a, İstanbul’dan, yağmurlu olmasına rağmen oldukça sakin geçen bir yolculuk sonrası ulaştım. Havaalanından bile ferahlık akan bu şehrin merkezine doğru yol alırken ufak bir orta çağ turuna çıktığımı anlamam için hiç de uzun bir zamana ihtiyacım olmadı. Prag Vaclav Havalimanı ile şehir merkezi arasındaki kısa denilebilecek yolculuk sırasında otobüs camından tanışmaya başladığım şehri izlemesi ise oldukça keyifli ve günümüz Prag’ını gözler önüne seren bir özelliğe sahip; maksimum 2-3 katlı binalar, geniş yeşillik alanlar ve ferah caddelerle örülmüş kendi halinde bir Orta Avrupa şehri seyri. Eski şehir denilen Prag 1 bölgesine yaklaştıkça ise bu sakinlik ve gösterişsiz binalar yerini barok mimarinin hayran ediciliğine bırakıyor, yeşillik ise sabit kalmaya devam ediyor.

prag 14

Prag’ta sürekli var olan kapalı ve hafif mavimsi gökyüzü, bende sanki tüm şehre Instagram’da Hudson filtresi uygulanmış izlenimini yaratarak Bohemya’nın bu güzel şehrinin daha da mistik hale gelmesini sağladı. Geziye başlamadan önce en büyük korkum olan yağışlı hava kendini çok fazla göstermedi belki ama yağmur eşliğindeki Prag bile insana bambaşka keyifleri yaşamanın sözünü veriyor. Eh, sürekli taşan rögarlar, insanı çamur banyosu ile yıkayan çılgın araç sürücüleri ve trafik çilesi olmayınca yağmurun keyifli yanı da deneyimlenebiliyor.
Bundan sonrası Prag güzellemesi olacağı için sadece görsel değil bir de seslerle şehri tanımak gerek. Tam da bunun için hazırladığım, beynimde uçuşan düşünceleri melodilere döken şarkıların listesi aşağıda.

[spotify https://open.spotify.com/embed/user/11121354344/playlist/4CHiRNxUuZVARFmfoDcB2Y ]

Liste de açıldıysa eğer hemen anlatmaya başlıyorum:

prag 7

Nasıl ulaştım? Prag’a Nasıl Gidilir?

Prag aslında küçük bir şehir. Özellikle turistik bir gezi yapılmak istenirse zamanın geçirileceği alan eski şehir denilen Prag 1 bölgesi olduğu ve ikinci günün sonunda zaten yapılan tüm aktiviteler insanı aynı sokaklara çıkardığı için çok fazla ulaşım aracına ihtiyaç duyulmuyor. Havaalanından şehir merkezine doğru yapılan yolculuk için ise hemen çıkışta bulunan express ya da 119 numaralı otobüslere 60 kron ödemek gerekiyor. Otobüs ve sıklıkla denk geldiğim tramvay hattının yanı sıra Prag’ta üç farklı metro hattı mevcut. Tramvayı kullanmadığım için net bir bilgim olmasa da metro ve otobüs için ödenecek tutar 32 kron olarak ücretlendiriliyor. Bu açıdan bakıldığında pek çok Avrupa şehrine göre ulaşım için ucuz denilebilir.

prag 12

Nerede kaldım? Prag’da Nerede Kalınır?

Kaldığım otel olan Golden Deer, Old Town Meydanına maksimum 100-150 metre, Tyn Kilisesi’ne ise 50 adım bile olmayan bir mesafede, merkezilikte çığır açacak bir konumda. Altı aynı zamanda kafe olan bu tatlı otel, yüksek tavanlı odaları ve ahşap mobilyaları ile Prag’ın ruhuna uygun bir görünüm sergiliyor. Prag’taki pek çok otel gibi uygun bir fiyat sunan otelimin kafesindeki gökkuşağı görünümlü pastayı yememek ise oraya dair içimde kalan şeylerden biri.

prag 1

Ne yedim? Ne içtim? Prag’da Ne Yenir?

Elbette gitmeden önce Google’a “Prag’ta ne yenir?” diye sordum ve ilk sırada yer alan Gulaş’ı listeye attım. Tas kebabını andıran bu et yemeği çok farklı bir tat sunmadığı içi beklentilerimin altında kalsa da yanında servis edilen ekmeği ile yine de denediğime memnun kaldığım yiyeceklerden biri oldu. Çok farklı et çeşidini barındıran Çek mutfağı, et konusunda mesafeli duran beni çok cezbetmediği için daha genel geçer yiyecekleri tercih ettiğim gezi boyunca kendimi zevkten kaybetmemi sağlayan ise Hard Rock Cafe’deki yiyecekler oldu! Özellikle buranın nachosunu aklıma ve kalbime kazıdım.

prag 2

Yemek için herhangi bir öneriye uymamamız ve rastgele tercih etmemize rağmen her mekanda bizi fazlasıyla memnun bırakan Prag’ta sokak yiyecekleri de fazlasıyla meşhur. Özellikle tarçınlı hamurun bir makara etrafına sarılarak ve üstü şeker kaplanarak hazırlanan meşhur tatlı Trdelnik, içine ekstra olarak eklenen çikolata, dondurma gibi alternatiflerle 10K koşusu yaptıracak kadar enerjiyi insana sağlıyor.

prag 3

Yemesi iyi de, e yemeklerin yanında bir şey içilmez mi? Milli içkimiz ayranın yokluğunu hissetmedim mi hissettim elbet ama Türkiye’dekinden oldukça farklı ve güzel olan biraları, sıradan bir marketin önünde bile satılan sıcak şarapları, barlarındaki o güzelim kokteyl ve shotları da boynu bükük elbette bırakmak olmazdı (Konu ilgili detaylı bilgi almak isteyenleri danışmaya alalım lütfen).

prag 5

Nerelere gittim? Prag’da Nereler Gezilir?

En üste çıkıldığında uzaklarda yükselmeye başlayan ve şehrin dokusuna pek de yakışmayan modern binaları bile görebilmeyi sağlayan Astronomik Saat, şehrin en önemli turistik merkezlerinden olan Prag Kalesi ve Aziz Vitus Katedrali ve sizi buraya taşıyan Karl Köprüsü, önemli bir tarihe ev sahipliği yapmış Yahudi Mahallesi, kendine hayran bırakan opera ve belediye binaları hepsi ama hepsi pek çok turistik rehberde yer alan ve kabul edelim ki hayranlık yaratan yerler ama bir şehrin kimliğini asıl gösteren şey olduğuna her zaman inandığım ara sokaklar Prag’ta tam anlamıyla şa-ha-ne!

prag 6

 

Her yeri görsel bir şölen olan bu sokaklarda kaybolmak, renkli evlere hayranlıkla bakmak, buralarda yaşayanların vakit geçirdikleri kafelere denk gelmek, yolda yürürken bir müzik öğrencisinin provasına tanıklık etmek hepsi Prag’a dair ve beni asıl mutlu eden şeyler oldu.

prag 10

Prag’a ait en önemli ayrıntılardan biri de neredeyse her şeyin bir müzesinin olması. Kendi kültürlerine ya da insanların ilgi duyabileceği pek çok şeye dair hem sistematik bilgiler sunan hem de onları daha yakından tanımanızı sağlayan bu müzelerden benim için en önemlisi Franz Kafka Müzesi oldu. Lise yıllarından bu yana hayranlık duyduğum bu ikonik yazarı bu kadar detaylı tanıyabilmek, kitaplarını okurken hissettiklerimi daha iyi anlamamı sağladı. Bir diğer uğranması gerektiğine inandığım müzelerden biri ise Bira Müzesi oldu. Biranın tarihi, yapım aşamaları ve içeriği ile ilgili detaylı bilgiler sunan bu müzeden ayrılırken alınan bilet sayesinde farklı konseptlerde oluşturulmuş pub’larda 4 farklı birayı içebilmek insanın yüzüne istemsiz bir tebessüm bırakıyor.

prag 11

3 günün ideal olduğu, orta çağın biraz ürkütücü ama bir o kadar da çekici yanını yaşatan, özellikle yeme içmenin fazlasıyla ucuz olduğu, Alman ve Slav etkisinin aynı anda görülebildiği, soğuğu ile insanı çarpan ama yaşattığı keyifli sonbahar günleri sayesinde kendini affettirebilen bu şehir için ufak önerileri şu şekilde olabilir:

_Tadabildiğiniz kadar farklı bira tadın (Staropramen ımmh). Türkiye’ye dönünce bira içmenize gerek yok zaten artık.

_Kalın giyinin. Dönüşte iki hafta boyunca hasta olma riski mevcut. (Tarafımdan test edildi, doktorum onayladı).

_Eurolarınızı krona çevirmek için farklı döviz bürolarını gezin ve kurlara bakın. Havaalanında yer alanları bunun için pek tercih etmeyin.

_Şehrin her yanı gurur kaynakları olan Franz Kafka ve Alfons Mucha ile dolu. Kendinize ve sevdiklerinize bu iki büyük ismin yer aldığı hediyelikler alın.

prag 9

_Bol bol müze gezin. Her Absent müzesi yazan yere inanmayın.

_Ara sokakları es geçmeyin.

_Bakeshop’ta kahvaltı yapın.

_Vlatava Nehri’ne karşı banklarda oturun.

_Sokak müzisyenlerine bir şans vererek onlara kulak kabartın.

_Trdelnik-sıcak şarap ikilisi ile içinizi ısıtın.

_Yürümeye inanın.

prag 4

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN
FAVORİ YAZILAR