Bir tiyatro festivalinin daha sonuna geliyoruz. Bu festivalde Shakespeare’ın 500. yaşı kutlandı, klasik oyunları ulusal ve uluslararası topluluklar tarafından dansla ve çoğunlukla da tamamen ters yüz edilerek yorumlandı. Yerli tiyatro gruplarının oyunlarını festival boyunca yeniden izledik ve ilk defa festivalde gösterilen oyunları da heyecanla bekledik. İşte bu en yenilerinden bir oyun vardı ki, oyuncularıyla, en önde yerimi almama yetti. İkinci Kat Tiyatro’nun en son yapımı “FÜ”, benim için festivalin yıldızı oldu.

fuAslında hepimiz festival programında İn isimli oyunu izlemeyi planlamıştık ancak İkincikat Tiyatro, yazar ve yönetmen Sami Berat Marçalı’nın yaşadığı bir sağlık problemi sebebiyle, bu oyun yerine, aynı tarihlerde adlı oyunu sahnelediler. Ben şahsen bu durumdan hiç şikayet etmedim ve hatta iyi ki Fü’yü sahnelemişler, ben de iyi ki izlemişim dedim.

Oyuncu Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleme aldığı ve sahnelenen ikinci oyunu Fü, ayrı dünyaların kardeşleri olan hatta kardeş olduğuna inanmakta zorlandığım Füreyya (Fü) ve Münevver’in ilişkilerini, birbirilerine teğet bile geçmeyen yaşamlarını anlatıyor. Bu yaşama tiyatro oyuncusu olmak için çabalayan Sibel dahil oluyor, bir de erkek arkadaşı Erkan. Oyundaki ana duygu ise sevgi. Sonunda da, şunu anlıyoruz: eğer sevgi varsa, ümit var demektir. Oyunda önce kardeş ilişkisi masaya yatırılıyor. Bambaşka bir duygudur, kardeşlik. Sinir olursun, kavga edersin ama beş dakika sonra can ciğer kuzu sarması olursun, ona bir zarar gelirse ilk sen üzülürsün. Füreyya ve Münevver de aynen öyle. Birbirine ablalık taslama yarışına giren, kendi dünyalarında boğuşan bu iki kardeş, görünmez bir kardeşlik bağı ile birbirlerine  bağlı hem de düşündüğümüzden çok daha güçlü bir şekilde. Oyunun sonunda insanın kardeşinin olmasının ne kadar güzel bir duygu olduğuna bir kez daha inanarak tatlı bir tebessümle ayrılıyoruz. Diğer taraftan da zamane gençlerinin aşk ilişkisine şahit oluyoruz ve diyoruz ki devir değişmiş.

fü-2

Oyun öncelikle çok ama çok güzel yazılmış. Murat Mahmutyazıcıoğlu, bir tweetinde oyunu nasıl yazdığından şöyle bahsediyor: İki yıl önce İstanbul-İzmit arası banliyö trenleri zangırtısı eşliğinde yazdığım Fü’nün prömiyeri bu akşam festivalde… ve çok heyecanlıyım. Ben de bir gün tiyatro oyunu yazma hayalimi gerçekleştirirken en başta referans alacağım oyunlardan biri bu olacak. Öyle ki, oyunu izledikten sonra tüm metni elime alıp baştan sona okuyarak tüm hikayeyi ve hissettiği heyecanı tekrar yaşamak istedim. Karakterlerin işlenmesi, duygu ve düşüncelerinin diyaloglara aktarılışı belli ki, oldukça başarılı bir gözlemin sonucu. Espriler yerinde, hüzünlü sahneler de dengeli. Gülüyoruz, düşünüyoruz, üzülüyoruz, seviniyoruz. Karmaşık ve tezat duygular yaşıyoruz ve halimizden hep çok memnunuz. Sonunda da, Murat Mahmutyazıcıoğlu’nu oyuncularla birlikte ayakta alkışlıyoruz.

fü-3

Oyuncularına gelince, zaten bu oyunu seçme sebebim, bizzat kendileriydi. Deniz Türkali ve Serra Yılmaz başroldeydi. Her alanda hayranı olduğum iki sanatçı aynı sahnedeler hem de ilk defa! Bundan daha güzel bir neden olabilir mi? Yetmiyormuş gibi bir de iki kardeşi canlandırıyorlar ve normal yaşamda iki kardeş olacağına inanacağım kadar gerçektiler. İkisini tüm oyun boyunca deyim yerindeyse gözümü kırpmadan seyrettim. Hareketlerini, mimiklerini, duygularını izlemenin keyfini anlatamam. Oyunculuklarını izlemeye doyamadığım için haliyle oyunun tek perde olmasına sinir oldum. Diğer taraftan da, Erkan rolündeki Aziz Caner İnan’a da bayıldım. Karakter zaten çok başarılı bir şekilde yazılmış, kendisi de oyunculuğuyla bu başarıyı ikiye katlamış. Az ve öz bir oyunculuk, hüznün tavan yaptığı yerlerde bu gergin çizgiyi o kadar eğlenceli bir şekilde kırıyor ki, yine hüznümüz yükselsin yine gelsin sahneye ve şu duygu yoğunluğunu dağıtsın istedim. Sibel rolündeki Canan Atalay’ı izlerken de liseden mezun olduğum dönemler ve ilk üniversite yıllarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti, bazı açılardan kendimi sahnede görüp biraz nostalji yaşadım. Çok da iyi geldi.

fü-4

Sami Berat Marçalı’nın yönetmenlikteki başarısını bir kez daha gördüğüm bu oyun izlenilesi oyunlar listeme en üst sıralardan girmeyi fazlasıyla hak ediyor. Festival bu hafta bitiyor ve 4-5 Haziran’da ek gösterimleri olacak ama yeni sezonda mümkünse her hafta iki kez sahnelenmesi yönünde oyumu kullanmak istiyorum. Bu kez de İkinci Kat’ın Karaköy’deki kendi mekanında yeniden zevkle izlemeyi diliyorum. Yanımda da, tabi ki kardeşlerim oturacak çünkü oyun kesinlikle böyle daha anlamlı olacak. Bu dileğim gerçekleşirse ve sizler de Fü’yü izlediğinizde oyumun ne kadar geçerli olduğunu göreceksiniz.

Afiş ve prova fotoğrafları: https://twitter.com/ikincikat

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. 4-5 Haziran ek gösterimlerinde yer bulamamıştım, umarım yeni sezonda devam eder! Teşekkürler Eda! Oyunun ne kadar geçerli olduğunu şimdiden görebiliyorum!

  2. Teşekkürler, Lisya :) Gerçekten de öncelikle iki ustayı bir arada seyretmek için gidilir bu oyuna, gelecek sezon mutlaka diyorum :) Şimdiden iyi seyirler….

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?