Galata, Şişhane, İstiklal Caddesi ve çevresi benim için toprak altında keşfedilmeyi bekleyen bir hazineden, 3 yaşındaki bir çocuğun oyuncak kutusundan, bir şeker hastasının tatlıya olan hasretinden farksız. Gezilecek o kadar çok yer, tadılacak o kadar çok lezzet var ki bir liste yapmaya kalkışsam sayfalar yetmez. Bu yazıyla ufak ufak başlamış olayım.

İlk Durak: Mavra Design Cafe Workshop

Şişhane Metro Durağı’nın İstiklal Caddesi çıkışından ya da Tünel’den Galata’ya uzanan Galip Dede Caddesi’nden ulaşabileceğiniz Mavra, Serdar-ı Ekrem Sokak’ta yer almakta. Bu kadar lokasyon bilgisi yeter, biraz kafeden bahsedelim. Adından da belli olduğu üzere Mavra DCW (ben böyle kısalttım), bir yanında tasarım ürünler,  bir yanında ansiklopediden hallice tasarım ve dekorasyon kitaplarıyla butik bir kafe. Daha içine girmeden enerjisiyle sizi yakalayan samimi ortam ve geniş bir menüyle beni ilk ziyaretimde müdavimleri arasına almayı başardı.

Ne Yiyelim Diyenlere Tavsiye: Islak Kek

theMagger’dan Mavra hakkında…

İkinci Durak: Doğan Apartmanı

Mavra’ya gelirken kocamaaaan sarı bir bina görmüş olacaksınız, yapısı itibariyle insana küçük bi süreliğine İtalya sokaklarındaymış hissi yaşatan bu bina, Galata’nın bilinmemesi ayıp algılanan mekanlarından. 1895 yılında inşa edilmiş olan Doğan Apartmanı’nın, -apartman deyip geçmeyin- 2007 yılında belgeseli bile çekilmiştir. Adını, zamanındaki sahibi Kazım Taşkent’in kayak yaparken ölen oğlu Doğan’dan alan apartman, Belçikalı bir tütün tüccarı tarafından 20 yıla yayılarak yaptırılmıştır. Şimdilerde birçok sanatçı, aydın ve elit tabakadan kişilerin yaşadığı aldığım duyumlar arasında. İnsan burada yaşamak için ömrünü sanata, efendime söyleyeyim sonradan olmuş elitliğe adar. Önünden her geçişimde içim bir hoş oluyor. Mutlaka görülmeli.

Üçüncü Durak: Cafe Privato

 

Yine Galip Dede Caddesi üzerindeki bir sokakta yer alan Privato, kenarda kalmış yerleşimine rağmen turistlerin uğrak noktalarından, öyle ki mekanda oturan tek Türk olmamanız işten değil. Neyse bu pek de mühim olmayan bir ayrıntı. Mekan, kitlesi sebebiyle yöresel tatlar üzerinde durmuş. Zeytinyağlılar ve mantıda iddialılar. Ama bana sorarsanız zayıf bir menü ve yersiz bir pahalılık söz konusu Privato’da. Nitekim mekan, siparişinizi beklerken yapılan ufak sürprizler ve ikram çayla müşterinin gönlünü almasını biliyor.

Ne Yiyelim Diyenlere Tavsiye: Mantı

Son durak:Harikalar Dükkanı

Hemen Cafe Privato’nun yanında yer alan Harikalar Dükkanı, cadde başındaki Karınca’nın tahtını sallamaya aday olduğu kadar mütevazi de bir dükkan. Bu tarz küçük mağazalarda hele de tasarım ürünler satan bir yerse, gezmek tam bir işkencedir. Sanki bir Burberry bir Chanel geziyormuşcasına gergin, her an bir yeri kırıp dökecekmişcesine korkak hareket edilir. İşte Harikalar Dükkanı’nın farkı burada başlıyor. Sahibi beyefendi, bir şey almanız beklentisinden fazlaca uzak bir şekilde size dükkandan bahsediyor, broşür uzatıyor, ne zaman isterseniz gelin çayımızı için bile diyor, öyle söyleyeyim. Kalan ayrıntıları ziyaret edip bizzat kendisinden duymanızı tavsiye ederim.

Ne Alalım Diyenlere Tavsiye: Kalp Delgeç ve Retro Kaset Seloteyplik

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?