UNESCO’nun gastronomi şehri ilan ederek lezzetlerini tescillemiş olduğu güzel şehir Gaziantep, hem yenilesi hem gezilesi. İlk olarak, Gaziantep’e gitmeden haftalar önce diyete girmenizi öneriyorum. Burası tatlılar ve kebaplar içinde kaybolabileceğiniz leziz bir dünya, hele ki iştahlıysanız tehlike çok daha büyük!

Gaziantep dendiğinde aklımıza ilk gelen, tabii ki dillere destan Gaziantep mutfağı! Gaziantep sadece mutfağının ünüyle kalmıyor, tarihi yapılarıyla da, meşhur baklavaları kadar, etkileyici olduğunu bizlere kanıtlıyor… Üç günlük bir program yaparak gittim. Eğer ki programınızın planını iyi yaparsanız, üç gün, yemeye de gezmeye de fazlasıyla yetiyor. Öyle ki bir günümü de Urfa-Halfeti’ye ayırabilmiştim. Hatta gelecek yazımda da Halfeti’den bahsedeceğim.

Gaziantep’e beş kişi, grup olarak gittik. Uçaktan iner inmez, İstanbul’dan ayarlamış olduğumuz araba kiralama işlemlerini hallettik ve Şahinbey bölgesinde kalan bir hotele yerleştik. Buradan, gezilmesi gereken yerlere en fazla 25 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Eğer siz de kalabalık gidecekseniz, araba kiralamak çok mantıklı bir seçenek.

Evet! Şimdi size gidip gördüklerimi, yediklerimi, içtiklerimi sıralıyorum…

Katmerci Zekeriya Usta

Öncelikle, katmer katmer lezzet sunan, ‘Katmerci Zekeriya Usta’dan başlayalım; Gaziantep’e geldiğinizde güzel bir başlangıç yapmak istiyorsanız, rotanızı buraya çevirin. Gözünüzün önünde açılan incecik yufkalar ve üzerine eklenen bol kepçe fıstıklarla ‘dehşet’ül vahşet’ bir katmer deneyimi yaşıyorsunuz. Gaziantepliler katmeri kahvaltıda da yiyormuş. Değişik bir deneyim olabilirdi ama ben yine de öğle saatlerine doğru yemeyi tercih ettim. Girişte karşılaştığınız aşırı lezzetli katmer manzarasının etkisiyle, muhtemelen katmerlerinizi kişi başı olarak sipariş vereceksiniz. Ama, öyle bir şey yapmayın çünkü iki kişi bir katmeri anca bitirebiliyor!

Katmeriniz tabii ki süt ile sunuluyor. Mekanın atmosferi gayet doğal ve şirin; kapının önüne oturmak da ayrı zevkli (özellikle hava güzelse). Zekeriya Usta ve çırakları müşterilerle sürekli iletişim halindeler, o yüzden ilgi ve alakadan tam puan aldı. Zekeriya Usta’nın muhabbeti de katmeri kadar güzel. Bir daha gitsem, yine ilk durağım burası olurdu.

Gaziantep Gezisi: Kahramanlık Panoraması Müzesi

Millet Han’a da uğrayarak, Gaziantep Kalesi ve Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi’ni ziyaret ettim. Burası, Gaziantep Kalesi’nin çevresinde, yüksek bir bölgede yer alıyor; Gaziantep’in güzel manzarasını buradan doya doya seyredebilirsiniz. Müze içerisinde, Türk tarihinin, milli mücadele dönemlerinin önemli ayrıntılarına ilişkin çok zengin görseller, detaylar ve hikayeler var. Bu müze, dünyadaki sayılı panorama müzelerinden biri olduğu vurgulanarak haberlere konu olmuştu. Kesinlikle görmeniz gereken yerler arasına almalısınız.

Kebapçı Halil Usta

Havasından suyundan mıdır, çok leziz kokularından mıdır bilinmez ama Gaziantep’te gezerken çok acıkıyorsunuz. Sıra bir lezzet durağına daha geldi; Kebapçı Halil Usta! Burası pek merkezi bir noktada yer almıyor ama lezzeti o kadar dillere destan olmuş ki, içerisi tıklım tıklım. Kapısının önünden daha içerisinin ne kadar kalabalık olduğunu anlayabiliyorsunuz. Özellikle küşlemesiyle fazlaca ün salmış bir mekan burası. Deneyip test ettim, kebabının da küşlemesinin de tadı çok başarılıydı!

Zeugma!

O ünlü Çingene Kızı mozağinin evine geldik. Zeugma Müzesi’ne girer girmez içerideki mistik havayı hissedeceksiniz. Burası Anadolu’da yaşayan nice uygarlıklardan kalma mozaiklerle dolu. Aynı zamanda, dünyanın en büyük mozaik müzesi olma ünvanına sahip. Etrafı çok inceledim ve çok etkileyici görsellerle karşılaştım. Mozaiklerin karşısına geçip onlar hakkında bilgi almadan önce biraz kendinizce yorumlamayı deneyin. Onların da bir ruhları olduğunu hissedecek, size hikayeler anlatmaya çalıştıklarını göreceksiniz. Çingene Kızı’nın sergilendiği odaya girerken, heyecanlanacaksınız. Bu özel mozaiğin ismi, kazı sırasında, dış görünüşüne bakılıp sonunda bir tahmin yürütülerek konmuş. Çingene Kızı mozaiğinin, isminin yazılı olduğu düşünülen alt kısmı bulunamadığından, aslında kim olduğu bilinmiyor.

İmam Çağdaş

Şimdi Gaziantep’in kült mekanı, İmam Çağdaş’tan bahsetmeliyim. Burada her şey leziz! Baklavaları, burmaları, neyi var neyi yoksa yiyiniz efenim. İçeri girer girmez, şehir dışına transfer olmaya hazırlanan tepsi tepsi baklavaları görüyorsunuz. O kadar talep var yani… Ortam güzel, tatlar güzel, servis iyi. Sadece, havuç dilimimin arasına dondurma istediğimi söyleyip, olmadığını duyduğumda biraz hayal kırıklığına uğradım. Benden başka herkes memnundu, nazlılığıma veriyorum. Sonuçta Gaziantep’te ilk kez baklava yerken hayal kırıklığı yaşamak çok da normal bir davranış değildi…

İmam Çağdaş’ın ardından bir güzel kahveye geliyor sıra… Ünlü Tahmis Kahvesi’nde buluyorum kendimi. İçeride, sizi kemiklerinize kadar ısıtabilecek soba mevcut. Bu sıcaklığa bir de ortamın sıcaklığı ekleniyor ve eğer yorgunsanız, çok tatlı bir uyku isteği sarıyor dört bir yanınızı. Ben burayı çok sevdim, çok keyifli bir yerdi. Tahmis’e kadar gelmişken, içeriğinde antep fıstığı tozu olan Menengiç Kahvesi deneyeyim dedim; yoğun bir tadı vardı ve tadı bana pek hitap etmedi. Ardından güzelim Türk Kahvesi ile kapanış yaptım. Burada kahvenin yanında, özenli kaseler içinde minik kuruyemişler sunuyorlar. Osmanlı kahvesini çok severim, eminim Tahmis’te de oldukça güzeldir. Burada beğendiğiniz kahveleri satın alabileceğiniz bir bölüm mevcut. Güzel bir hediye seçeneği de olabilir, aklınızda bulunsun.

Gaziantep’e gelmişken, Gaziantep Atatürk Anı Müzesi’ne de mutlaka uğrayın. Çok güzel ve gerçek detaylarla, Atatürk’ün kaldığı odayı ve ona ait anıları görebilme ve inceleyebilme şansı yakalıyorsunuz. Hemen yakınındaki Oyun ve Oyuncak Müzesi de Gaziantep’in en ünlülerinden. İçeride oyuncaklara ve dünyaca ünlü markalara ait çok güzel örnekler, sizi çocukluğunuzun minnoş sıcaklığına götüren anılar var. Kesinlikle görülmeye değer.

Gaziantep’ten almayı unutmamanız gerekenler listesinde başı çekenlere gelelim… Öncelikle baklava almadan evinize dönmeyiniz. Baklavayı aldıysanız, antep fıstığını sakın es geçmeyiniz. İkisi de tamamsa, Antep’in enfes baharatlarına gelmiştir sıra. Eğer çok acı yiyemiyorsanız, baharat alırken bunu belirtin ki, aldıklarınız boşa gitmesin. Bir de Bakırcılar Çarşısı’nın bulunduğu kısımda kendinizi kaybedebilirsiniz… Oralardan çok güzel hediyelikler çıkıyor. Son olarak, tabii ki magnetinizi almayı unutmayınız.

Anlattıklarımı, kanalımdan izleyebilir, enfes görüntülere ortak olabilirsiniz.

Herkese hem güzel hem de lezzetli bir hafta diliyorum!

Kahramanlık Panoraması Müzesi: mygaziantep.com/

Kapak fotoğrafı: instagram @winevinoo

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?