Gerçek Sunman’la İstanbul’un kalabalığından uzak, yüksek binalardansa yeşil renginin hakim olduğu Demirciköy’deki evinde buluşmak üzere yola çıkıyoruz. Gerçek Bey, tüm misafirperverliğiyle bizi kapıda karşılıyor. Daha içeriye girmeden, evin girişindeki 1966 model Alfa Romeo Giulia GT’yi bizi hemen etkisi altına alıyor. Sonrasında çaylarımızı içip sohbete koyuluyoruz…

Eşi ile Historic, oğulları ise ulusal klasmanda aktif Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yarışan Gerçek Bey, “Kendimi bildim bileli büyük bir otomobil tutkunuyum” cümlesi ile başlıyor sözlerine. Annesinin tencere kapaklarını direksiyon yapmaktan başlayan, şimdilerde ise yarışlara kadar giden bu süreçte tutkusu aynı şekilde devam ediyor.

Çok vakit geçmeden konu Alfa Romeo’ya geliyor; birkaç cümlede kendisinin gerçek bir Alfa tutkunu olduğunu hızlıca anlayabiliyorsunuz. Alfa Romeo markasını eşsiz kılan özellikleri sorduğumuzda, bu cevabı alıyoruz; “Alfa Romeo bence otomobil tarihinde; çizgisini hiçbir dönemde değiştirmeden varlığını bugünlere kadar getirebilmiş son derece saygıdeğer yere sahip olan bir marka. Geçmişte üretilmiş olan Alfalar’a da baktığınızda hep gününün ötesinde, sportifliği ön planda tutan ve tutkulara hitap eden tasarımlar ve karakter karşımıza çıkmakta.”

Alfa Romeo ile “tutku” kelimesinin ortak özelliğini sorduğumuzda, bize harika bir cevap veriyor; “Bir otomobil firması düşünün; günlük kullanıma yönelik segmentlerde araç üretsin ve firmanın araçları ile özdeşleşen rengi kırmızı olsun! İşte size tutku!Otomobil açısından bakacak olursak bence tutku mantık değil duygu! Bir aracı daha az benzin yaktığı; ya da bagaj hacmi daha büyük olduğu veya daha yüksek motor gücü olduğu için tercih edebilirsiniz. Sonuçta tüm bu değerleri yan yana koyar bir tablo yapar; sizin için en mantıklı çözüme ulaşırsınız. Ne zaman ki bunların hiçbirine bakmadan bir araca sahip olmak istersiniz işte tutku orada devreye girer. Alfa Romeo yoğun duygulara hitap eden bir marka!

Gerçek Bey’e onu en çok heyecanlandıran Alfa Romeo modelini soruyoruz ve çok net bir cevap alıyoruz; “Ben şimdiye kadar insanı heyecanlandırmayan bir klasik Alfa ile karşılaşmadım. Hepsi birbirinden güzel ve çağının ötesinde araçlar! Yine de illa birini söylemem gerekirse; devamlılığı ve özellikle ilk modellerindeki dizayn güzelliği açısından Spider diyebilirim.” Gerçek Bey, yeni modeller için ise Alfa Romeo’nun her konuda çizgisini koruduğunu düşünüyor. Rakipleriyle karşılaştırdığımızda “farklı” ve “güzel” olmalarının Alfa Romeo’ya üstünlük sağladığını dile getiriyor. 4C ise kendisinin favorisi…

Evindeki sohbetin ardından, Demirciköy’ün yakınlarındaki yeşil alanlara gidip, bol keyifli bir çekim yapıyoruz. Havanın sıcaklığı, güneş ışığı ideal seviyede. Çıt çıkmıyor… 1966 Alfa Romeo Giulia GT motor sesi hepimizi mest ediyor. Müthiş bir günün ardından, Gerçek Bey’e onlarca kez teşekkür ederek şehre geri dönüyoruz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN