Yeni mekanlar, yeni keşifleri de beraberinde getiriyor. Maslak 1453’ün en yeni yakışıklısı Greecelogy, sadece adı gibi Yunan mutfağını değil, huzurlu ortamı, müzikli akşamları ve içinden hikaye geçen renkli kokteylleri de ayağımıza getiriyor.

Greecology’i duymuşsunuzdur, Cihangir’in Yunan sakini. Şimdi ise artık, Maslak 1453’te henüz bir ay önce kapılarını açan yakışıklı bir abisi var. Ortakları, mekanın sınırlarını ve ulaştığı insanları biraz daha genişletelim, böylece misafirlerimize Yunan adalarındaki modern mutfağın yanı sıra; uzun sohbetlerine eşlik eden dinletiler sunalım, hoş kokteyller ikram edelim ve sosyalleşmeye imkan tanıyarak yeni müdavimler kazanalım diye düşünmüşler. Daha sonra ise, sadece iki buçuk ay içinde buraya yerleşme çalışmalarına ve mekanın konseptiyle dekorasyonuna başlamışlar. Ayrıca, işin en önemli yeri olan mutfağı üzerinde de, hazırlıkları son sürat ilerletmişler. Yunanistan’dan gelen şeflerin danışmanlığında var olan menülerine yeni lezzetler ekleyerek, başta şefleri olmak üzere tüm hizmet ekibini yetiştirmişler. “Know-how” desteği aldıkları gibi, ürünler de yine komşudan getirtilmiş. Bu kadar emeğin sonucunda da, ortaya “Nereye gidelim?” sorusuna cevap olarak tek bir seçenek bırakan Greecology çıkmış.

Maslak 1453’e olduğu kadar, tüm semte ve çevresine çok yakışan Greecology’nin geçmişini kısaca öğrendiğimize göre; sıra kapısını çalmakta. İçerisine girince dekoruna ve huzuruna hayran kalacaksınız. Ferah ve dingin ortamında kendinize bir köşe beğenip Studio Punto-İsmail Ökligil’in imzasını attığı dekoru, enstelasyon harikası duvarları derinlemesine inceleyeceğinizden masanıza bırakılan menüyü fark etmeyeceğinize eminim.

Kendi içinde dört bölüme ayrılan, ama masanıza konulduğunda her biri lezzetin bütününü oluşturan menüyü açmaya hazırsanız, ilk sırada gelsin mezeler! Yunan mutfağı olması sebebiyle, başlangıçlar ada ziyaretlerimde denediğim seçeneklerin karmasından oluşturulmuş. Mutlaka tadına bakmalıyız diyerek sipariş ettiğimiz Yunan içkisi barındıran Metaxa hellim saganaki, kavunlu Girit ezme, karides saganaki ve fırın uskumru,  ‘Hiç pişman değiliz, yine olsa yine yeriz!‘ şeklindeki yorumlarımızla sonuçlandı. En çok yıldızı, patlıcanlı fırın uskumruya vermekle birlikte; böylesini yemediğimizi özellikle belirttikleri mücveri de merak etmedik değil. Nasılsa bu daha başlangıç, yine yeniden geleceğiz diyerek; “bir dahaki sefere” listesine hemen aldık bile!

Uzun sohbetler eşliğinde masadaki tüm tabaklar temizlenince, menü tekrar açıldı çünkü ana yemeği es geçmek olmazdı. Beş saat fırında pişmiş dana kaburga youvetsi ve lazanya kıvamında musakkayı yerken hangisine daha çok puan vermem gerektiğini bilemedim. Her şey tam kıvamında, tam tadında. Ballı ahtapot da yine, “bir dahaki sefere” listesinde yerini aldı.

Bu kadar güzel şeyleri, biraz klasik olacak ama, bir tatlıyla taçlandırmak gerekirdi. Lokmades, galaktoboureko gibi seçeneklerimiz arasından arasından tercihimiz damla sakızlı ve lime cheesecake oldu; gerçekten damağımızda bıraktığı tatla tüm keyfimiz katlandı ve taçlandı. Menüde en az mezeleri kadar dikkatimi çeken kahvaltılarını da bir kenara derhal not ettim, ne de olsa ben bir kahvaltı delisiyim! Humuslu, acı ezmeli paylaşınca güzel kahvaltı, fit kahvaltı ve küçük kahvaltı tabağı gibi seçenekleri var; yani seçin beğenin alın, hafta sonu adeti keyifle yerini bulsun.

Mekanın amacı sadece yedirmek değil, eğlendirmek; üstelik haftanın dört günü düzenledikleri aktiviteler ve yanında yudumlayacağımız iddialı kokteyllerle. Akşamları farklı konseptte canlı performanslar yolda. Bir akşam jaz, başka bir akşam akustik ve mutlaka en az iki kez de Yunan gecesi…. Özellikle Yunan gecesinde sirtaki izlemek, yanında uzo tokuşturmak sizce de güzel olmaz mı? Ağırlayacağı misafirlerin vereceği bu dinletilerle, hangi gün kulaklarımızın pasını sileceğiz ve Greecology’nin hızına nasıl yetişeceğiz derseniz; sosyal medya hesaplarının sadık takipçisi olmanız şiddetle tavsiye.

Buraya büyük bir paragraf açıp Akdeniz ve Yunan esintili kokteyllerinden ayrıca bahsetmek istiyorum. Bence yakın zamanda en az yemekleri kadar kokteyllerini de konuşacağız, çünkü bu kokteyller biraz farklı. Hepsi ardında ayrı bir hikaye barındırıyor, zevkle yudumlamamıza sebep. Kısa zamanda gerçekleştirilecek planlar arasında, hikayeleriyle birlikte özel bir kokteyl kitapçığı yayımlamak da yer alıyormuş. Sadece mekanda okumakla kalmayıp, evimize götürebileceğimiz bu kitapçık; hikayeleri sayesinde şimdiden başucu kitabım olmaya aday. Greek Julep, Aegean Mule, Apollon ve daha nice kokteyllerini şimdiden merak ettiğiniz kuvvetle muhtemel. O zaman Rosa Rosa kokteylinden hemen bir spoiler verelim böylece buraya ziyaret çalışmalarınız hız kazansın.

Derler ki, Tanrılar hiçbir çiçeği yaratırken bu kadar zorlanmadılar.” Mitolojiye göre çiçeklerin tanrıçası Khloris eşsiz bir çiçek yaratmak istemiş. Bir gün ağaçların arasından bir perinin cansız bedenini bulmuş ve onu çiçeğe dönüştürmüş. Fakat istediği gibi güzel değilmiş bu çiçek. Diğer tanrılardan yardım istemiş. Aşk tanrıçası Afrodit, güzellik vermiş çiçeğe ve şarap tanrısı Dionysus da güzel koksun diye bal özü armağan etmiş. Güneş tanrısı Apollon güneşi iyice parlatmış ki yapraklarını açabilsin ve canlansın diye…

Greecology, koşturmacalı hayatımızda; ister sabah, ister akşam veya hafta sonu olsun, nefes almaya ihtiyaç duyduğumuz her an, imdadımıza yetişmeye; hizmeti, performansları, huzuru ve lezzetleriyle beğeni çıtamızı bir tık daha yukarı çıkarmaya hazır. Yapmanız gereken Maslak’ın bu yakışıklı Yunanıyla tanışmak ve sonrasında tekrar tekrar bu dostluğu pekiştirmek. Keyfiniz bol olsun!

Fotoğraflar: Greecology ve Tuğçe Erbaş (@tugcerbas)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?