Hamlet’i hepimiz ya izlemiş, ya okumuş; ama mutlaka duymuşuzdur. Bana da okulda okutmuşlardı, ayrıca oyununu da izlemiştim. Ama geçen gün 22. İKSV Tiyatro Festivali kapsamında Zorlu’da izlediğim gibisini ne okudum, ne de gördüm. Sahne tasarımından müziklerine, her şeyiyle bambaşka bir deneyim oldu benim için. Oyunda yer alan ileri teknolojiyle, Hamlet’in yazıldığı dönem öyle güzel bir kesişim noktasında buluşturulmuş ki; köprü niteliğinde bir oyun izledim diyebilirim.

Olay hepimizin bildiği şekilde gerçekleşiyor: Prens Hamlet’in amcası Cladius, kendi kardeşini yani kralı öldürüyor, tahta geçiyor ve Hamlet’in annesi Gertrude ile evleniyor. Hamlet ise amcasından intikam almaya karar veriyor ve ihanet, hırs, ahlaksızlık, hüzün gibi duygular oyunu domine ediyor. Oyunun ana teması en kısa ve yalın anlatımıyla bu şekilde. Esas mesele, bu temanın nasıl izleyiciye geçirildiği. Onu da çok iyi başardıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

Evgeny Mironov’un başarısına değinmeden önce Carl Fillion’un ellerinden çıkmış olduğunu öğrendiğim sahne tasarımından bahsetmeliyim çünkü şu ana kadar gördüğüm en iyi sahne tasarımlarından biriydi. Daha oyun başlamamıştı, salona girdiğimde sahnenin ortasında yer alan küp formunda bir cisim karşıladı beni. Oyunun üzeri ışıl ışıl olan bu küpün içinde sahneye konacağını önceden okuduğum için biliyordum ama bilmeyen için eminim büyük bir şok olmuştur oyuncuları küpün içinde görmek. Üç tarafı açık ve tam anlamıyla boşluğa konumlandırılmış bir küpten bahsediyorum. Video mapping’in tüm özellikleri kullanılmış; her sahnede ayrı ve yepyeni bir dekora bürünüyor kübün içerisi. Yalnızca oyuncunun başarısı değil, küp üzerinde gidip gelen görüntüler de büyülüyor sizi.

Oyunun Rusça olması en ufak bir negatif etki yaratmadı bende; hem sahnenin iki yanında yer alan büyük Türkçe üstyazılar, hem de oyuncunun duyguyu aktarış biçimi o kadar başarılıydı ki! Evgeny Mironoc tam 11 Hamlet karakterini tek başına canlandırdı sahnede kaldığı iki saat boyunca. Ve her birinde bambaşka bir enerjide olduğunu, bambaşka bir ruh haline büründüğüne şahit olmak hayranlık uyandırıcıydı. Öyle bir ustalıkla nefes verdi ki karakterlere, bir dakika bile sahneden gözümü ayırıp başka düşüncelere dalmadım. Bazen olur çünkü bilirsiniz; kitap okurken, bir oyundayken, film izlerken veya herhangi bir aktivitede kendinizi düşüncelere dalmış bir halde bulursunuz. İstemsiz gerçekleşir. Mironov, bu istemsiz düşüncelerin avcısıydı adeta o akşam; daha izleyicinin aklında belirmeden yakalıyordu ve izin vermiyordu gün ışığına çıkmasına hiçbirinin.

Kısacası, oyuna bayıldım! Teknolojiyi kullanma biçimi başta olmak üzere her şeyiyle yenilikçi tiyatronun  mükemmel bir yorumu niteliğindeydi, iyi ki izlemişim.

Instagram: @istanbultiyatrofestivali

Oyunla ilgili detaylı bilgi için tıklayın.

İlginizi çekebilir: Eda Geven’den “Bir Garip Shakespeare: Baba Sahne’den Bir Baba Hamlet”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN