Berlin Film Festivali’nde gösterilen Hot Milk, terleten atmosferi ve tetikleyici ailesel sıkıntılarıyla oldukça özel bir eser. Deborah Levy’nin romanından uyarlanan film, İspanya’da bir sahil kasabasının güneşli görüntülerini arka plana koyup, içten içe kararan bir aile hikayesi anlatıyor. Yönetmen Rebecca Lenkiewicz, huzurlu gibi görünen manzaraları karakterlerinin karmaşık ruh halleriyle sürekli çatıştırmak için bir çaba göstermiyor, her şey doğal akışında ve travmatik bir şekilde önümüze geliyor…

Fotoğraf: Hot Milk

Hikayenin merkezinde Sofia var. Emma Mackey’in canlandırdığı bu karakter, bir yandan kendi yolunu bulmaya çalışırken bir yandan da annesi Rose’un ağır yükünü taşıyor. Fiona Shaw’un hayat verdiği Rose, fiziksel engelleri ve geçmişten getirdiği enkazıyla kızını sürekli baskı altında tutuyor. Aralarındaki bağ sevgiyle nefret arasında gidip gelen, izlerken rahatsız edici ama gerçekçi bir ilişki şeklinde resmedilmiş. Nüanslarıyla şahsına münhasır hale gelen bir anne & kız anlatısı bu film. Büyümeye çalışmadan derdini anlatıyor olması ve hikayesini küçücüklüğünden güç alması çok güzel.

Anne & kız denklemindeki bilinmeyenler bizi yeterince hırpalamıyormuş gibi içine bir de Ingrid giriyor. Vicky Krieps’in oynadığı bu karakter, Sofia için hem umut hem de kaçış kapısı gibi. Ancak film Ingrid’in dünyasına çok fazla girmiyor; bu yüzden onun varlığı daha çok bir hayale ya da geçici bir fanteziye benziyor. Yarım kalmış bu yan hikaye, filmin genelinde hissedilen “eksiklik” duygusunu güçlendiriyor bence. Bu karakterin filmin genel tonuyla fazlasıyla örtüştüğünü söyleyebiliriz kısaca.

Fotoğraf: Hot Milk

Görsel olarak film her anıyla akılda kalıcı olabilecek kadrajlar çıkarıyor ama bu coğrafya öyle bir coğrafya ki, kamerayı hangi ışıkta nereye çevirirsen çevir bir kompozisyon sunuyor zaten. Akdeniz güneşi, sahil kasabasının dinginliği, yaz sıcağı… Tabi bu ferahlığın altında ilmek ilmek örülmüş aile dramı, seyircinin ümüğüne de tatlı tatlı çökmüyor değil. Bir süre sonra bu kontrastla beraber seyir deneyimi yorucu bir hal almaya başlıyor. Bundan zerre şikayet etmedim…

Oyunculuklarda özellikle Emma Mackey öne çıkıyor. Sofia’nın öfkesini, kırılganlığını ve kimlik arayışını samimiyetle taşıyor. Hatta karakterin sürekli gergin hali, izleyiciye de fazlasıyla geçiyor. Film boyunca nefes alacak anlar bulmak zorlaşıyor, bu da hikayenin yoğunluğunu sürekli artırıyor.

Fotoğraf: Hot Milk

Hot Milk’in en dikkat çeken yanı da aslında geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp kalan karakterler. Sofia, annesinin gölgesinden çıkmaya çalışırken kendi seçimleriyle de yüzleşiyor. Babasının tarafına yoklama çekiyor, orada pek istediğini bulamıyor. Karakterin çıkış yolu arayışını ben iliklerime kadar hissettim şahsen.

Sonuç olarak, güçlü oyuncu kadrosuna ve ilgi çekici bir atmosfere sahip. Aile çatışmalarını ve kimlik arayışı hikayelerini sevenler için biçilmiş kaftan. Bunların hiçbiri ilginizi çekmiyorsa bile İspanya sahilinde kan tere batmak için bile izlenir…

Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Hot Milk

İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den The Life of Chuck