Bir kitap okudum, hayatım değişti diye başlayacağımı düşünmüş olabilirsiniz bu yazıya. Hayatım değişti gibi iddialı bir cümle kuramam ama evet, bir kitap okudum, bakış açım değişti. Kendime, çevremdekilere, düşünce ve davranışlarıma, geçmişte yaşadığım onca şeye çok farklı açılardan bakabiliyorum artık. Hiçbir sonucun yalnızca tek bir sebepten kaynaklandığında inanmam, eminim aynı dönemde hayatımda gerçekleşen pek çok olay hizmet etti bu sonuca. Ama rahatlıkla söyleyebilirim, Stefanie Stahl’ın “İçindeki Çocuk Bir Yuva Bulmalı” kitabı bu sebeplerden biriydi. 

Fotoğraf: Kitapkurdu.com

Kendimi gözlemlemek, nelerin beni canlı ve mutlu hissettirdiğini keşfetmek, nelerinse bende huzursuzluk yarattığını fark etmek her zaman çok önemli oldu benim için. Kısaca, hayatımın her döneminin kendimi daha iyi tanımak için bir fırsat olduğuna inandım. Olan biten pek çok şeye karşı motivasyonumu kaybettiğimi düşündüğüm zamanlar tabiki oldu, oluyor, hepimizin olur. Önemli olan neden ve nasıl’ını keşfetmek için duyduğumuz istek. Onu kaybetmeyelim, yeter. Dedim ya, nasıl bir insan olduğum hakkında kafa yormak ve eksik olduğumu düşündüğüm yönlerimi geliştirmek için neler yapabileceğimi düşünmeye hep çok önem verdim. Ama malesef yalnızca düşünmek ve önem vermekle kaldığım, bu konularda elle tutulur pek bir şey yapmadığım zamanlar oldu, fazlasıyla. Demek istediğim, bu tip konularda harekete geçmek benim için biraz zor oluyor.

İçindeki Çocuk Bir Yuva Bulmalı kitabı, sıradan bir kitap değil. En azından benim için öyle. Sayısız kişisel gelişim kitabı okudum, seminerlere katıldım, her şeyin her insana farklı hissettirdiği gerçeğinin de altını çizerek gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, bu kitap bir başka. Beni bu kitapta neler bekliyor diyenler için öncelikle şunu söylemeliyim, içinizdeki çocuğa “Merhaba!” diyeceksiniz. Bazı temel bilgiler karşılayacak sizi; kişilik modelleri, içimizdeki çocuğun nasıl geliştiği, nelerden etkilendiği, anne ve babaların rolleri gibi. Daha sonra her insanın psikolojik dört temel ihtiyacı ile tanışacaksınız: bağlanma, otonomi ve kontrol, haz tatmini ve özdeğerini yükseltme – takdir edilme ihtiyaçları.

Gölge Çocuk ve Güneş Çocuk

İşte burası en sevdiğim bölüm! Gölge çocuk ve güneş çocuk, belki de kitabın hayatıma kattığı en güzel iki varlık. İşin ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Onlardan sizin içinizde de var, yalnızca daha tanışmadınız, fırsat olmadı diyelim. Tanıştırayım; güneş çocuk, olumlu izleriniz ve iyi duygularınızı temsil ediyor. Spontanlık, meraklılık, canlılık, harekete geçme isteği ve yaşama sevincinin simgesi. Güneş çocuk, gölge çocuk gibi hepimizin içinde var. Yalnızca ön plana çıkma sıklığı farklı. Çocukluğunda çok ağır yükler taşımak zorunda kalmış olan insanların güneş çocukları daha nadir gösteriyor kendini, tersine oldukça kolay ve mutlu çocuklukları olan insanlar güneş çocuklarıyla daha sık temas halinde oluyorlar.

Gelelim gölge çocuğa. Gölge çocuk, olumsuz dogmalarınızı ve bunun sonucunda ortaya çıkan üzüntü, korku, çaresizlik, öfke gibi sıkıntılı duyguları kapsıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Tabiki bu duygulardan kendimizi korumak için stratejiler geliştiriyoruz. Kendimizi başkalarından uzak tutuyoruz, içimize kapanıyoruz, fazlasıyla uyumlu olmaya çalışıyoruz veya etrafımızda olup biten her şeyi kontrol etmeye çalışıyoruz. Özetle, gölge çocuk özdeğerimizin yaralı tarafı. Bu kitabın temel amacı; güneş çocuğu teşvik, gölge çocuğu teselli etmek. Neden mi teselli ediyoruz? Çünkü gölge çocuk, gerçekten de minicik bir bebek gibi içimizde. Yaraları var ve hayat sürerken onun yaralarını tetikleyen olaylar olduğunda acı çekiyor, bağırıyor size, sesini duyurmaya çalışıyor. Biz ne yapıyoruz, tahmin edin. Onu duymazlıktan geliyoruz, görmemeyi tercih ediyoruz. Çünkü onu duymak demek, yaralarımız olduğunu kabul etmek demek. Peki bu çözüm mü? Sizce biz onu duymadığımızda o bağırmaktan vazgeçiyor mu? Hayır. Tam tersi, bu sefer avazı çıktığı kadar bağırıyor, yumruklar savuruyor etrafa, isyan ediyor ki artık sesi duyulsun! Hiç ummadık zamanlarda, bizden beklenmeyen aşırı tepkiler vermemizin sebebi işte tam olarak bu. Gölge çocuğun sabrının tükenmeye başladığının sinyalleri o aşırı tepkiler. İşte bu yüzden, onu görmek gerekiyor. Ona “Senin varlığının farkındayım.” dememiz gerekiyor, ki sakinleşebilsin ve güneş çocuğa da yer açsın yanında.

İçinizdeki Gölge Çocuk İle Tanışma Uygulaması

Bu yazıda sizleri gölge çocuğunuzla tanıştıracak küçük bir uygulama paylaşmak istiyorum. 15 dakika sürdü bu uygulamayı tamamlamam ve inanın, bu süre sonunda kendimi uzun zamandır hissetmediğim kadar yakın hissediyordum kendime. Uygulama şöyle;

1. A4 boyutunda bir kağıt alın ve kağıda hangi cinsiyete sahipseniz, bir kadın ya da erkek çocuk çizin. Bu çizim sizin gölge çocuğunuzu simgeliyor.

2. Çocuğunuzun kafasının iki yanına “anne” ve “baba” yazın.

3. Çocukken anneniz ile yaşadığınız olumsuz herhangi bir olayı hatırlayın. Kendinizi aşağılanmış, kırılmış veya önemsiz hissettiğiniz bir olay da olabilir; ihtiyaçlarınızın karşılanmadığını ve dikkate alınmadığınızı düşündüğünüz bir olay da.

4. Bu olaydan yola çıkarak çeşitli sözcükler toplayın ve “Anne” başlığının altına yazın. Anneniz nasıldı? Örnek kelimeler; uzak, mesafeli, aşırı korumacı, dengesiz, zayıf, baskın, otoriter, havalı, kibirli, benmerkezci. Bu çalışmanın aynısını babanız için de yapın.

5.  Ailenizde belirli bir rolünüz olup olmadığını düşünün. Bu rol; anne ve babayı mutlu etmek, onlar arasında aracı olmak, onların gurur duyacağı şekilde hareket etmek olabilir örneğin. Anne ve babanızdan hangi görevleri aldığınızı düşünün ve kelimelerin altına yazın.

6. Şimdi, Anne ve Baba başlıklarının arasına bir çizgi çekin ve onların arasındaki ilişkiyi gözden geçirin. Aralarında en fazla ön plana çıktığını düşündüğünüz ve gözlemlediğiniz durumu bir cümle şeklinde yazın. Örneğin, “Çok kavga ederlerdi.”, “Annem her şeye karar verirdi ve babam zayıftı.” veya “Anne ve babam boşandı.”

7. Tüm bunları not ettiğinizde, anne ve babanızın birbirleriyle ve sizinle olan ilişkinizin sizde neler çağrıştırdığını hissetmeye ve içinizdeki gölge çocukla iletişim kurmaya başlayacaksınız. Bazı olumsuz duygular hissedebilirsiniz; korku, öfke, endişe gibi. Bırakın o duyguları hissetsin içinizdeki çocuk, ona izin verin.

8. Tüm bunlardan yola çıkarak, son adımda hayatınıza yön veren temel olumsuz dogmalarınızı bulacaksınız. Şu ana kadar fark ettikleriniz sizde ne gibi oturmuş kalıplar oluşturmuş olabilir. Size fikir vermesi açısından bazılarını yazıyorum: Ben yetersizim, Sevilmeyi hak etmiyorum, Hiçbir şeyi beceremiyorum, Karşımdakine yük oluyorum, Güvenemiyorum, Savunmasız ve çaresizim, Seni hayal kırıklığına uğratıyorum, Güçlü olmak zorundayım, İyi notlar almak zorundayım, Kadınlar güçsüz, Erkekler kötü, Dünya tehlikeli.

Tebrikler, temel dogmalarınızla tanıştınız. İlginç biliyorum ama, bu düşünceler hayatınızın pek çok alanını domine ediyor, size hiç fark ettirmeden. Ama siz şu andan itibaren onları görünür hale getirdiniz, farkına vardığınız için değiştirebilirsiniz.

Kitapta fazlasıyla ilerledim ancak henüz bitirmedim. Görünen o ki, ilerleyen zamanlarda gölge çocuğun korunma stratejilerini daha yakından tanıyacak, onu iyileştirmek için alıştırmalara devam edecek ve içimdeki güneş çocuğu teşvik etmeye devam edeceğim. Umarım siz de bu kitaba başlar, kendinize bir iyilik yaparsınız!

Şimdiden iyi okumalar :)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN