!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali başlamak üzere! theMagger olarak festivalin en ilham verici, en güzel keşiflerle dolu bölümü Keş!f’te yer alan filmleri festival başlamadan inceledik ve yorumladık…

kaili blues

LU BIAN YE CAN (Kaili Blues) | Bi Gan, Çin

Çizgisel akışı olmayan filmlerden, büyülü gerçeklikten ve zaman kavramı ile oynanmasından hoşlanıyorsanız Kaili Blues tam size göre… Çin’in Guizhou Bölgesi’nde yer alan küçük bir kasaba olan Kaili’deki bir klinikte doktorluk yapan Chen Sheng’in birden fazla amaçla çıktığı yolculuğun büyülü bir dünyanın kapılarını açtığı bir ilk-filme imza atmış Bi Gan. Chen Sheng’in çıktığı tren yolculuğunun onu götürdüğü Dangmai kasabası, geçmişten ve gelecekten sahnelerin bugündeymişçesine kesit kesit karşısına çıktığı bambaşka bir dünya… Duyduğu hikayelerin, gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmediği şehir efsanelerinin, beklentisini kurduğu geleceğin izlerinin birer birer somutlaştığı ve gerçekle hayalin birbirinde karıştığı bir dünyada karşısına çıktığı bir kasaba bu.

Filmin giriş bölümü oldukça uzun tutulmuş – öyle uzun ki, filmin adı yaklaşık 35. dakikada ekranda beliriyor. Bunun mantığını Dangmai ile tanıştığınızda anlıyorsunuz. Çünkü o yolculuk başlamadan duyduğunuz tüm hikayeler, karakterlerin birbirine anlattığı her şey ileride birer birer karşınıza çıkmadan önce bu giriş bölümünde köklerini salıyor.

Yönetmen filmin her yerine serpiştirdiği saat imgelerini ve ileri-geri dönen vantilatör imgelerini kullanmak konusunda gereğinden fazla bonkör davranmış gibi. Fakat bunun dışında her sahnesi büyülü gerçeklikten beslenen, bir yandan da muhtemelen yabancısı olduğunuz geleneklerin ve kültürün ögelerini sizinle tanıştıran kalburüstü bir film Kaili Blues.

youtube play youtube play

IMDb Puanı: 7.3/10

BÎRANÎNA HESPA REŞ (Black Horse Memories) | Shahram Alidi, İran – Türkiye

black horse memories
Bîranîna hespa reş / Black Horse Memories (2015, Shahram Alidi)

Keş!f yarışmasının büyülü gerçeklikten beslenen bir diğer filmi Bîranîna Hespa Reş tanıdık bir coğrafyayı fon alıyor. Coğrafya ve yüzler tanıdık olabilir. Fakat filmin kahramanları ülkece ısrarla görmezden geldiğimiz, filmin dili ise ülkece ısrarla duymazdan geldiğimiz için yabancı gelebilir size. Kürtçe öğretme yasağına karşı gizlice okul kitapları basan, öğretmenlik yapan bir grup aktiviste odaklıyor Shahram Alidi’nin ikinci filmi. Kahramanlarımızın asıl derdi, öldürülmüş bir arkadaşlarının vasiyetini gerçekleştirmek: Aseke’nin çocukken birlikte büyüdüğü atını onunla son kez buluşturmak, sonunu hiçbir zaman dinleyemediği bir masalın sonunu onunla tanıştırmak ve çürümemesi için buz kalıplarıyla taşıdıkları bedenini ailesine teslim etmek.

Alidi, yasakların, çatışmaların, savaşların ve engellerin anlamsızlığını bir kenara atmış ve doğanın (ve atın) güzelliğiyle, hikaye anlatıcılığının, geleneklerin ve bazen trajedilerin gücüyle, büyülü gerçekliğin çekiciliğiyle şiirsel bir film çıkarmış ortaya. Belki bir kısa film olarak daha güçlü, daha sağlam durabilirmiş ya da bazı sahneleri keşke hiç olmasaymış diye düşündüm Kara At Hatıraları‘nı izlerken. Yine de yer yer şaşkınlığınızı gizleyemeyeceğiniz, neyin hayal neyin gerçek olduğunun birbirine karıştığı masalsı sahneleri ve Berrak Tüzünataç’tan Şenay Aydın’a, Vildan Atasever’den Şevval Sam’a tanıdık yüzler içeren oyuncu kadrosu için izlemek isteyebilirsiniz. Filme dair favorim, bir sahnesindeki kısa ve tatlı Ömer Hayyam güzellemesi…

https://www.youtube.com/watch?v=D1sCDb_0HpE

IMDb Puanı: 5.7/10

İlginizi çekebilir: SineMagger’dan Film Önerileri