Komünite’de İlhan Erşahin ile: İstanbul Sessions’ın Son Albümü Hakkında
İstanbul’un kültür-sanat sahnesine yeni katılan Komünite, daha ilk bakışta kendini yalnızca bir konser mekânı olarak tanımlamıyor. Açık alanı, sahnesi, yeme-içme bölümleri ve günün farklı anlarına yayılan akışıyla burası, tek bir etkinliğe uğrayıp çıkılan bir duraktan çok, topluluk hissini merkeze alan yaşayan bir kompleks gibi kurgulanmış. Giriş katı ve bahçesinden profesyonel sahnesine, terasından gastronomi yaklaşımına kadar farklı katmanları bir araya getiren Komünite, İstanbul’da müzik, sosyalleşme ve gündelik hayatı aynı çatı altında buluşturan yeni adreslerden biri olmaya aday.
Ben de Komünite’nin yoğun programı içinde, İstanbul Sessions konseri öncesinde, prova sonrası kısa bir arada İlhan Erşahin’le buluştum. Bu buluşmanın vesilesi, İstanbul Sessions’ın 16 Ocak 2026’da Nublu Records etiketiyle yayımlanan altıncı stüdyo albümü Mahalle. Erşahin ve Alp Ersönmez’in ortak prodüktörlüğünü üstlendiği, Babajım İstanbul’da kaydedilen albüm; dub, caz doğaçlaması, groove ve psikedelik dokuları İstanbul’un semt hafızasıyla buluşturuyor. Albüm “Yedi Tepe”, “Asmalı”, “Galata”, “Haliç”, “Karaköy”, “Odakule” ve “Tersane” gibi parça isimleri doğrudan şehrin katmanlı coğrafyasına uzanıyor. Ama Mahalle bunu o bölgelerin ritmini, enerjisini ve bıraktığı hissi müziğe taşıyan sinematik bir anlatı olarak yapıyor.
Yaklaşık yirmi yıldır İstanbul ile New York arasında kurduğu müzikal köprüyle kendine özgü bir dil yaratan İstanbul Sessions, bugün Erşahin’in saksafonu etrafında Alp Ersönmez’in bası, İzzet Kızıl’ın perküsyonu ve Turgut Alp Bekoğlu’nun davuluyla şekillenen bir yapı sunuyor. Biz de konser öncesi bu kısa sohbette hem yeni albümün çıkış noktasını hem İstanbul’un müzikte bıraktığı izi hem de Komünite gibi yeni bir sahnede dinleyiciyle buluşmanın nasıl hissettirdiğini konuştuk.
Sizin gözünüzden mükemmel bir İstanbul günü nasıl geçer? Güne nerede başlar, günü nerede bitirirsiniz?
İstanbul’da olmak zaten başlı başına güzel. Özellikle Beyoğlu tarafı, Cihangir, Karaköy, Çukurcuma, Galata hattı hep çok sevdiğim yerler.
Mahalle albümünün fikri nasıl doğdu?
Stüdyoya girip birlikte çalarak doğaçlama gelişen bir süreç oldu bu. Ben İstanbul’a geldiğimde hep Galata, Karaköy, Beyoğlu taraflarında bir otelde kalıyorum, eski Babylon’da, Blind’da çok çaldık. O semtlerin havası içimizde birikmiş bir şeydi. Babajım’da stüdyoya girip birlikte çalarak ilerledik; bazı fikirler doğaçlama sırasında geldi, sonra onları konuşup şekillendirdik.
İlk albümden bugüne İstanbul Sessions’ın sesinde neler değişti, neler aynı kaldı?
Temel yapı aynı kaldı; aynı enstrümanlar, aynı çekirdek ses hâlâ orada. Ama kompozisyonlar, renkler ve enerjiler değişiyor. Zaten güzel olan da o; bir şeylerin hep dönüşmesi.
Bugün yeniden İstanbul’da olmak ve Komünite’de dinleyiciyle buluşmak nasıl hissettiriyor?
İstanbul’da çalmak hep güzel. Komünite de çok güzel bir yer olmuş, yemekleri nefis.
Komünite daha ilk haftalarından itibaren İstanbul’un kültür-sanat takipçilerinin radarına girmeyi başardı. Sahne programı, açık alan etkinlikleri ve bir o kadar güçlü gastronomi anlayışıyla şehre gerçekten farklı bir soluk getiren bu kompleksin daha fazlasını sunacağı açık. İlhan Erşahin gibi isimlerin burada sahne alıyor olması bunun en net kanıtı. Komünite’yi yakından takip etmenizi tavsiye ederim!
Kapak Fotoğrafı: Onur Eriş
İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten Nilgün Özer ile: Broken Patterns, Müzik ve Bağımsız Üretim Üzerine

İlke Tulunay Solakoğlu 








Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!