Hayatınız boyunca elde ettiğiniz; başarı, kariyer, eğitim ve de sahip olduğunuz tüm bilgi birikiminin tamamen bir tesadüften ibaret olduğunu mu düşünüyorsunuz? Başarılarınızı şans eseri kazandığınıza ve bunun mutlaka bir gün ortaya çıkacağına dair korkularınız mı var? Bu davranışlarınızın tamamen alçak gönüllülükten kaynaklandığını mı düşünüyorsunuz? Ya da siz de Sahtekârlık Sendromu yaşıyor olabilirsiniz…

İmposter Sendromu | Fotoğraf: Retha Ferguson (pexels.com)

İmposter Sendromu Nedir?

Sahtekârlık (Imposter) sendromu yaşayan insanlar başarılarını kendi bilgileri, becerileri ve emekleriyle kazandıklarına inanmazlar. Aksine onlar için elde ettikleri her şey tamamen şans eseridir. Kişi kendini bir sahtekâr gibi hisseder ve herkesi kandırdığını düşünür. Üstelik bundan suçluluk duyar. Hiçbir başarısını sahiplenemez ve içselleştiremez. Kendisi hakkındaki olumlu her şeye bir yabancı gibi yaklaşır. Övgülerden utanç duyar ve kabul edemez. Sürekli foyasının meydana çıkacağından korkar ve stres içinde yaşar. Öz şefkatten yoksundur, kendine çok acımasız davranır ve beynindeki yargılayıcı sesi susturamaz.

Örneğin; bir öğrenci sınavdan yüksek not aldığında bunun tamamen öğretmenin o anki ruh halinden kaynaklandığını düşünür. Üniversite için güzel bir okul kazandığında, sistemde bir yanlışlık olmuştur. İş yerinde yükseldiğinde, diğer adaylar bu pozisyonu kabul etmediğinden ona teklif edilmiştir. Başarıyı zeki olduklarından değil, çok çalıştıklarından kazanmışlardır. Mezun olabilmesinin sebebi bölüm derslerinin zaten kolay olmasıdır…

Imposter Sendromu | Fotoğraf: Daria Shevtsova (pexels.com)

Hiçbir Başarıyı İçselleştirememek

Herhangi bir başarı kazandığında mutlaka kendilerini sabote ederler. Bir ekibe liderlik edeceklerinde tam yeterliliğe sahip olmadıklarını düşünür ve foyalarının ortaya çıkacağından endişelenirler. Kendilerini ön plana çıkarabilecekleri, göz önünde olacakları, birçok insana hitap edecekleri ortamlardan özellikle kaçınırlar. Sosyal ortamlarından kendilerini soyutlarlar çünkü onlara bir soru sorduklarında cevap veremeyeceklerini ve tüm gerçeklerin anlaşılacağını düşünürler. Önlerine çıkan her fırsatı geri teperler. Mümkün olduğunda ortalama, hatta silik bir hayat sürmek isterler. Bu kişiler, alacakları görevleri sürekli erteleme ya da hazırlık dönemini atlatıp faaliyete geçememe davranışı gösterirler. Özgüvensizliklerini ve başarısızlıklarını gizleyebilmek için çok çalışma, sürekli mesaiye kalma, tatil yapmama, hobilerine ve kendilerine vakit ayırmama gibi eğilimleri vardır.

İmposter Sendromu | Fotoğraf: Daria Shevtsova (pexels.com)

Bu sendrom ilk kez 1970’li yıllarda Psikolog Suzanne Imes ve Psikolog Pauline Rose Clance tarafından tespit edilmiştir. Bu sendromun, kadınların mükemmeliyetçiliğe daha yatkın olmaları sebebiyle önceleri daha çok kadınlarda görüldüğü düşünülse de, aslında erkeklerde de aynı düzeyde yaygındır. Bu sendrom toplumun %70’inde görülür. ​​​​​​Her yaştan ve meslek grubundan kişinin sahip olabileceği gibi, en çok üst düzey yöneticilerde, sanatçılarda, öğrencilerde ve çocukluğundan otoriter ve baskıcı bir aileye sahip olanlarda görülür. Yapılan araştırmalarda özellikle önde gelen üniversitelerde okuyan başarılı öğrenciler, o okulda bulunmalarını tesadüf eseri saymaktadır. Parlak ve başarılı kadınlar üst düzey pozisyonlardan daha alt pozisyonlara geçiş yaparak hem çok öne çıkmamaya hem de riski ve stres seviyelerini azaltmaya çalışmaktadır.

Bu Sendroma Sahip Birçok Ünlü İsim De Bulunuyor

Oscar ödüllü oyuncu Kate Winslet “Bazen sete gitmek için uyanıyorum fakat gitmeye korkuyorum çünkü yetenekli olmadığımın ortaya çıkacağından korkuyorum.” demiştir.

Yazar Maya Angelou 11 kitaplı, başarılı bir yazar olmasına rağmen “Her seferinde bu seferki kitapta yetenekli olmadığım anlaşılacak diye endişeleniyorum.” diyerek bu sendromu yaşadığını anlatmıştır.

İngiliz model ve moda tasarımcısı Alexa Chung BBC’ye verdiği röportajda, başarılı defilelerin ve Vogue’a yazdığı her makalenin sendromu tetiklediğini ve yazılarını yazarken kendine; “Bunu yazmak için yetkinliğe sahip miyim?” diye sorduğunu söylemiştir.

Batman filmi prodüktörü Michael Uslan “Hala bir güvenliğin gelip beni kapı dışarı edeceğinden korkuyorum.” diyerek yaşadığı korkuları ifade etmiştir.

Sahtekârlık Sendromu’nun Nedenleri?

Suzanne Imes bu sendromun en önemli sebebinin aile yaşantısı olduğunu söylemiştir. Baskıcı bir aileye özellikle otoriter bir baba figürüne sahip olan, ebeveynlerinden yeteri kadar bakım göremeyen, beklenti fazla olmasına rağmen hiç takdir edilmeyen, başarıları aşağılanan ve yok sayılan çocukların bu davranışları yetişkinlikte de devam ettirmeleri ve bu sendromu yaşamaları kaçınılmazdır. Bu çocuklar yetişkinliklerinde çok mükemmeliyetçi bireyler olacaklar ve yetinemeyeceklerdir. Ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, kusursuz olmak isteyeceklerdir. Ancak hayat iniş ve çıkışlarla doludur ve hep yükselmek imkansızdır. Herkesin daima başarısız olduğu konular ve zamanlar olacaktır. Bu kişiler kendilerine hep en ulaşılması zor hedefleri koyacak ve her ulaşamadıklarında kendilerine acımasız davranacaklardır. Hatalarına aşırı odaklanacak, başarılarını yok sayacaklardır. Başkalarını kendilerinden daha çok yücelteceklerdir. Sahip oldukları başarılar sebebiyle kendilerini hep sahtekâr hissedecek (Uzman psikolog Tarık Solmuş bu kişilerin kendinilerini ‘nitelikli dolandırıcı’ saydıklarını söylemiştir.) ve ortaya çıkacağı korkusuyla mental sağlıklarına zarar vereceklerdir. Daima stres altında olduklarından anksiyete ve panik bozukluk gibi psikolojik sorunlar yaşayacaklardır hatta depresyona girmeleri muhtemeldir. Depresif belirtiler sebebiyle üretkenlikleri de azalacak ve kendilerini sabote edeceklerdir. Tüm bunlar sonucunda da hayata karşı tatminsizlik yaşayacaklardır.

İmposter Sendromu | Fotoğraf: Cottonbro (pexels.com)

Sendromun 6 Potansiyel Kişilik Özelliği

  • Sahtekârlık döngüsü
  • Özel olma ve en iyi olma ihtiyacı
  • Süper kadınlık ya da erkeklik beklentisi
  • Başarısızlık korkusu
  • Yeterliliğin reddi ve övgüden mahrum bırakılma
  • Başarı hakkında korku ve suçluluk

Kaynak: Vikipedi

İmposter Sendromunu Fark Etmek İçin

  • İlk adım; sendromu fark etmek için profesyonel yardım alın.
  • Her zaman sizden daha güzel ya da başarılı birileri olacak. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamamaya çalışın.
  • Başarılarınızı fark edin. Kimse kusursuz değildir ve attığınız her adım mutlaka bir katkı sağlar.
  • Kendinize şefkat göstermeye ve kafanızda sizi yargılayan daimi sesi ciddiye almamaya çalışın.
  • Sosyal medyadaki “Kusursuzluk” yalanına inanmayın! Kimse orada gösterdiği kadar ışıltılı bir hayata sahip değil…
Imposter Sendromu | Fotoğraf: Daria Shevtsova (pexels.com)

En önemlisi ise kendinizi eksikleriniz ve fazlalarınızla daima sevin. 😊

youtube play youtube play

Kapak Fotoğrafı: Daria Shevtsova (pexels.com)

İlginizi Çekebilir: Serap Gençoğlu’ndan Pozitif Psikoloji