Gastronomi, yalnızca lezzet üretmekten ibaret değil; kültürü, emeği ve hikâyeyi taşıyan güçlü bir anlatı alanı. Ritüel Venezia ve Ingredy iş birliğiyle Lale Müzesi’nde gerçekleşen “Kültürel Mirasın Eşliğinde Kadın Girişimciliği ve Gastronomi” etkinliği, bu anlatının en rafine örneklerinden birini sundu.

img_0942-3
Matina Pavone-Antonio Scalera | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Kadın emeğini ve sürdürülebilir üretimi merkeze alan buluşma, gastronomiyi toplumsal dönüşümün önemli bir aracı olarak ele aldı. Etkinlik boyunca, tabaklarda gördüğümüz her ürünün ardında yalnızca bir tarif değil; cesaretle üreten, kendi yolunu açan kadınların hikâyeleri vardı.

img_1557-6
Betül Bildik-Antonio Scalera-Gülnihal Sezer

Etkinliğin ev sahibi Ritüel Venezia, gastronomiyi bir ritüel olarak ele alan yaklaşımıyla öne çıkıyor. Lezzeti kültürel bir deneyime dönüştüren marka, bu buluşmada da gastronominin anlatı gücünü ön plana çıkardı. Ritüel Venezia kurucusu Gülnihal Sezer ise konuşmasında kadınlarımızın ellerinden çıkan lezzetlerin her ülkede farklı bir ritüele dönüşmesini ve Türkiye’de başlayan bu yolculukta dünyadaki her kadını desteklemek için yola çıktıklarını vurguladı.

Ingredy ise sürdürülebilirlik, yerel üretim ve şeffaf tedarik zinciri yaklaşımıyla etkinliğin omurgasını oluşturan bir diğer önemli yapıydı. Ingredy kurucusu Betül Bildik gıda tedariğindeki sürdürülebilirlik ve yenilikçi model anlayışından detaylıca bahsetti. Kadın girişimcilerle üreticileri bir araya getiren platform, gastronomide yeni nesil bir ekosistemin mümkün olduğunu gösterdi. 

Etkinliğin moderatörü ise inanılmaz güzel enerjisiyle iş insanı Martina Pavone oldu.

İtalyan Mutfağının Kültürel Elçisi: Şef Antonio Scalera

Etkinliğin en güçlü anlatılarından biri, açılış konuşmasını gerçekleştiren Şef Antonio Scalera etrafında şekillendi. Scalera, İtalya tarafından özel olarak seçilmiş ve “Ambasciatori del Gusto” unvanına layık görülmüş isimlerden biri. Bu unvan, yalnızca iyi yemek yapan şefleri değil; İtalyan mutfağını kültürel bir miras olarak temsil eden, onu doğru değerlerle aktaran isimleri kapsıyor. Bu yönüyle Scalera, mutfakta olduğu kadar anlatıda da iki kültür arasında bir köprü.

img_1004-3
Orecchiette | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Puglia doğumlu olan Scalera’nın hikâyesi, klasik bir şef biyografisinin ötesine geçiyor. Hukuk eğitimi almış bir isimken gastronomiye yönelmesi, mutfağı bir kariyer tercihi değil, bilinçli ve etik bir duruş olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Bugün İtalya’da Puglia’nın baş şehri Bari’de faaliyet gösteren La Bul adlı restoranı, bu yaklaşımın somut bir yansıması niteliğinde. La Bul, Puglia mutfağının köklerine sadık kalan; ürünü merkeze alan, mevsimselliği ve yerel üretimi savunan bir mutfak anlayışıyla öne çıkıyor.

Scalera’nın konuşmasında özellikle altını çizdiği konulardan biri, İtalya’da gastronomi ile kadın arasındaki derin bağ oldu. Ona göre İtalyan mutfağı, profesyonel mutfaklardan önce evde, aile içinde doğar; annelerden, büyükannelerden süzülerek bugüne ulaşır. Bu nedenle mutfak kültürü, yalnızca teknik bilgiyle değil, duyguyla, hafızayla ve bakım emeğiyle şekillenir. Kadının mutfaktaki rolü, bu kültürün taşıyıcısı olmasından kaynaklanır.

Şef Scalera, yemeğe duyulan saygıyı ise gastronominin etik temeli olarak tanımlıyor. Hazırlanan bir yemeğin, birkaç dakika içinde bir başkasına servis edildiğini ve doğrudan insan bedenine dâhil olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle şeflerin ve üreticilerin, yalnızca lezzete değil; ürüne, emeğe ve besinin taşıdığı hayati değere saygı göstermesi gerektiğini vurguluyor. Ona göre mutfakta yapılan her tercih, aynı zamanda insana ve hayata dair bir sorumluluk taşıyor.

img_0959-2
Antonio Scalera | Fotoğraf: Damla Anol Erol

Etkinliğin tadım bölümünde, Antonio Scalera’nın Puglia mutfağından ilham alan dokunuşları öne çıktı. Bölgenin simgesi haline gelmiş orecchiette, yalın ama karakterli yapısıyla menünün en dikkat çekici lezzetlerinden biriydi. Farklı yorumlarla hazırlanan pizza çeşitleri ise İtalyan mutfağının evrensel dilini bu kültürel buluşmaya taşıdı. Sunulan her tabak, etkinliğin ana fikrini yansıtıyordu: Köklere sadık, paylaşımcı ve samimi.

Kadın Girişimciler ve Kadın Şefler Sahnedeydi

Programın devamında gerçekleşen oturumlarda kadın girişimciler ve kadın şefler, kendi üretim hikâyelerini, girişimcilik yolculuklarını ve gastronomide sürdürülebilir modelleri paylaştı. Doğayla uyumlu üretim, etik tedarik ve yerel değerlerin korunması, konuşmaların ortak paydasını oluşturdu. Bu paylaşımlar, gastronominin yalnızca mutfakta değil, toplumsal hafızada ve ekonomik dönüşümde de güçlü bir rol üstlenebileceğini ortaya koydu.

Ritüel Venezia ve Ingredy’nin hayata geçirdiği bu özel buluşma, gastronominin kültürel miras ve kadın emeğiyle birleştiğinde nasıl derinlikli bir anlatıya dönüşebileceğini gösterdi. Lezzetin ötesine geçen bu etkinlik sayesinde yalnızca damakta kalan keyifli tat ile değil; ilham, farkındalık ve güçlü hikâyelerle oradan ayrıldık.

Kapak Fotoğrafı: Damla Anol Erol

İlginizi çekebilir: Damla Anol Erol’dan A Table on Mange