İstanbul’a ilkbahar, yıllardır aynı etkinlikle geliyor: İKSV’nin pandeminin etkisiyle iki senedir olağandışı koşullarda gerçekleştirildikten sonra, şimdi şehrin sokaklarına, sinema salonlarına geri dönüyor. Bu yazıda, birçoğu ödüllü ve hit filmlerden oluşan, programda ilk bakışta öne çıkan İstanbul Film Festivali önerileri var. 8-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde, salonlarda, sokaklarda ve fuayelerde görüşmek üzere…

Biletleri 1 Nisan günü satışa çıkan, 8-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 41. İstanbul Film Festivali programında bu yıl özellikle Berlin ve Sundance film festivallerinden ödülle dönen filmler, Ulusal Yarışma’daki en yeni yerli yapımlar ve Sergio Leone‘ye adanmış retrospektif bir bölüm dikkat çekiyor. Aşağıda göreceğiniz, bazısını izlediğim, bazısını merakla beklediğim İstanbul Film Festivali önerileri arasına, biraz kişisel tercihlerimden dolayı François Ozon‘un, Ildiko Enyedi‘nin, Ursula Meier‘in, Gaspar Noe‘nin, Michel Franco‘nun filmlerini eklemedim – ilk bakışta öne çıkanlar ve hit filmler demiş olabilirim ama 150’nin üzerinde filmin arasında bu tanıma uyan o kadar film var ki…

41. İstanbul Film Festivali Önerileri

Alcarràs | Carla Simón

youtube play youtube play

Summer 1993 filmiyle birkaç yıl önceki festivalden ödülle ayrılan Carla Simón‘un yeni filmi Alcarràs, Berlin Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Ayı’yı kazanarak geldi bu kez festivale. Film, Katalunya’nın Alcarràs kasabasında, şeftali bahçeleriyle çevrili bir çiftlikte yaşayan geniş bir ailenin, kapitalizme, teknolojiye, haksızlıklara ve kuşak çatışmasına karşı verdiği mücadeleyi konu alıyor. Yönetmen bir kez daha, özellikle çocuk oyuncularla çalışmaktaki ustalığını kanıtlıyor. Benim de Berlinale’de izlediğim en iyi filmlerden olan Alcarr`às, İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivallerinden bölümünde gösteriliyor.

Alcarràs‘ı 8 Nisan Cuma 19.00‘da Kadıköy Sineması, 9 Nisan Cumartesi 13.30‘da Atlas 1948 ve 13 Nisan Çarşamba 16.00‘da Nişantaşı City’s’de izleyebilirsiniz.

IMDb

America Latina | D’Innocenzo Kardeşler

youtube play youtube play

Boys Cry ve Favolacce filmleriyle radarıma giren D’Innocenzo Kardeşler‘in bu yeni filmi, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Önceki iki filmlerinde Roma’nın banliyölerindeki acımasız yaşamı farklı açılardan ve farklı sınıflardan yana ele alan yönetmen ikilisi, bir kez daha kameralarını çevirdikleri Roma’nın banliyölerinde, bu kez gizemli bir psikolojik drama imza atıyorlar. Elio Germano‘nun canlandırdığı, hayatta her şeye sahip olan aile babası Massimo, evinin bodrumunda bağlanmış ve dövülmüş bir kadın bulunca hayatı karışıyor.

America Latina‘yı 9 Nisan Cumartesi 19.00‘da Nişantaşı City’s, 10 Nisan Pazar 13.30‘da Kadıköy Sineması ve 15 Nisan Cuma 11.00‘de Atlas 1948’de izleyebilirsiniz.

IMDb

Aşk, Mark ve Ölüm | Cem Kaya

youtube play youtube play

Berlinale’nin yıldızlarından biri, Cem Kaya’nın Panorama bölümünde gösterilen ve İzleyici Ödülü’yle ödüllendirilen belgeseliydi. Aşk, Mark ve Ölüm, 70-80 yıl öncesinde Almanya’ya göçmüş Türk işçilerin hikâyesini, tamamen müzik üzerinden ele alıyor. Aşk, Mark ve Ölüm adlı üç bölümde zaman ilerledikçe, vatan hasretinden, paranın yarattığı güç ve mutluluktan ve ırkçılığa olan isyandan doğan farklı türdeki müzikleri ve gittikçe genişleyen bir toplum sınıfının bu müziklerle ilişkisini inceliyor belgesel. Oldukça renkli karakterler eşliğinde…

Aşk, Mark ve Ölüm‘ü 16 Nisan Cumartesi 19.00’da Atlas 1948, 17 Nisan Pazar 19.00‘da Kadıköy Sineması, 18 Nisan Pazartesi 21.30‘da Nişantaşı City’s ve 19 Nisan Salı 21.30‘da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.

IMDb

Avec amour et acharnement / Both Sides of the Blade | Claire Denis

youtube play youtube play

Claire Denis‘nin yeni filmi, yönetmene Berlinale’de En İyi Yönetmen ödülünü kazandırdı. Yıllardır birlikte olan bir çift, tesadüfen ortaya çıkan bir eski sevgili ve bir anda hayatının değişebileceği hissine kapılan bir kadın… Denis’nin tutkulu bir aşk üçgenini konu alan filmi, Juliette Binoche, Vincent Lindon ve Grégoire Colin gibi usta oyuncuları buluşturuyor.

Both Sides of the Blade‘i 11 Nisan Pazartesi 19.00‘da Atlas 1948, 12 Nisan Salı 21.30‘da Kadıköy Sineması, 13 Nisan Çarşamba 21.30‘da Nişantaşı City’s ve 14 Nisan Perşembe 21.30‘da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.

IMDb

Flux Gourmet | Peter Strickland

youtube play youtube play

Berberian Sound Studio ve The Duke of Burgundy gibi filmleriyle tuhaf bir mizah anlayışı benimseyen ve kendine has bir üslup yakalayan Peter Strickland‘in yeni filmi, yiyeceklerin seslerini araştıran bir kolektife odaklanıyor. Mutfak beslenme performansına adanmış bir enstitüdeki kolektif, kendilerini güç mücadelelerinin, sanatsal kan davalarının ve sindirim bozukluklarının ortasında buluyorlar. Televizyonun tanıdık yüzleri Gwendoline Christie ve Asa Butterfield‘ın da oyuncuları arasında yer aldığı Flux Gourmet, belli ki yine bizlere tuhaf iki saat geçirmek için geliyor.

Flux Gourmet‘i 17 Nisan Pazar 21.30‘da Nişantaşı City’s, 18 Nisan Pazartesi 13.30‘da Atlas 1948 ve 19 Nisan Salı 19.00‘da Kadıköy Sineması’nda izleyebilirsiniz.

IMDb

Kerr | Tayfun Pirselimoğlu

youtube play youtube play

Türkiye sinemasında son yıllarda bilim kurgu ve fantastik türlerine göz kırpan, distopyalar yaratılmaya başlandı. Tayfun Pirselimoğlu‘nun, prömiyerini Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapan ve festivalden En İyi Yönetmen dahil üç ödülle dönen son filmi Kerr, babasının cenazesi için geldiği köyünde tuhaf olaylarla karşılaşan ve kendini adeta kıyametin içinde bulan bir adamın yaşadıklarını konu alıyor. Adam, köyde bir cinayete tanık olduktan sonra her şey karışıyor, babasının tuhaf arkadaşları, peşine düşen polisler ve karantina altına alınan köy nedeniyle her şey dehşete sürükleniyor. Başta Erdem Şenocak‘ın başrol performansı olmak üzere oyuncu performanslarıyla öne çıkan filmde, müzikler ve görüntüler de distopya sinemasının başarılı bir örneğinin inşa edilmesine yardımcı oluyor.

Kerr‘i 18 Nisan Pazartesi 21.30‘da Atlas 1948’de izleyebilirsiniz.

IMDb

Nitram | Justin Kurzel

youtube play youtube play

Michael Fassbender’lı Macbeth uyarlaması ve en son True History of the Kelly Gang filmiyle dikkat çeken Justin Kurzel‘in yeni filmi , Avustralya tarihindeki en kanlı olaylardan biri olan Port Arthur Katliamı’nın öncesinde yaşananları konu alıyor. Toplumdan kopuk bir hayat süren, uyumsuz ve yalnız bir adam, içine kapanık ve zengin bir kadınla arkadaş olunca, aralarındaki tuhaf yakınlık toplumsal bir felakete sebep oluyor. Filmin başrol oyuncusu Caleb Landry Jones, Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi olmuştu.

Nitram‘ı 13 Nisan Çarşamba 11.00‘de Atlas 1948, 15 Nisan Cuma 21.30‘da Nişantaşı City’s ve 16 Nisan Cumartesi 13.30‘da Kadıköy Sineması’nda izleyebilirsiniz.

IMDb

Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush | Andreas Dresen

youtube play youtube play

Berlinale ana yarışmasında izleyiciyi bu kadar güldüren bir film, üstelik gerçek olaylardan uyarlanmış bir drama, bir daha gelir mi bilmiyorum. Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush, 11 Eylül olaylarından sonra oğlu Murat sorgusuz sualsiz göz altına alınan ve yıllarca yargılanmadan Guantanamo hapishanesinde tutulan Bremenli ev kadını Rabiye Kurnaz’ın sınırları aşan hukuk mücadelesi, bir yandan ciddi ve dokunaklı bir hikaye anlatsa da, Rabiye Kurnaz’ın kişiliği ve onu canlandıran Meltem Kaptan‘ın Berlinale’den ödülle dönen performansıyla oldukça komik bir hale geliyor. Festivalin açılış filmi,

Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush‘u 8 Nisan Cuma 21.30‘da Atlas 1948, 9 Nisan Cumartesi 21.30‘da Kadıköy Sineması, 10 Nisan Pazar 19.00‘da Nişantaşı City’s ve 11 Nisan Pazartesi 21.30‘da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.

IMDb

Rimini | Ulrich Seidl

youtube play youtube play

Avusturya sinemasının son dönemde öne çıkan yönetmenlerinden, Paradise Üçlemesi’yle tanıdığımız Ulrich Seidl‘ın, Goodnight Mommy filminin yönetmen ve senaristlerinden Veronika Franz‘la birlikte yazdığı bir senaryoya sahip olan Rimini, Seidl’ın yine bir üçlemeye dönüşecek yeni serisinin ilk filmi. Filmin merkezinde bir zamanlar başarılı bir pop yıldızı
olan, şimdilerde solup gitmiş şöhretini Rimini kasabasında arayan bir adam var filmin. Seidl’ın sinemasıyla son zamanlarda tanışmış olmamın yarattığı merak ve senaryodaki Franz’ın etkisinin yarattığı heyecan bir yana, Rimini‘nin festivalde en merak ettiğim filmlerden biri olmasının nedeniyse biraz özel, lisede iki yaz, birer ayımı Rimini’de geçirmiş olmam.

Rimini‘yi 10 Nisan Pazar 13.30‘da Atlas 1948, 12 Nisan Salı 13.30‘da Kadıköy Sineması ve 13 Nisan Çarşamba 19.00‘da Nişantaşı City’s’de izleyebilirsiniz.

IMDb

Zuhal | Nazlı Elif Durlu

youtube play youtube play

İlk gösterimi Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapan, Nazlı Elif Durlu‘nun ilk filmi Zuhal, festivalde Nihal Yalçın‘a En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandırmıştı. Modern bir şehirli kadın olan Zuhal’in bir gece apartman dairesinde duvarların arasında duyduğu kedi miyavlaması sesiyle başlayan olaylar, Zuhal’in bu sesin kaynağını bulmak için komşularıyla iletişim kurmaya, kendi psikolojisini sorgulamaya ve dönüşüm gerçirmeye başlamasına neden oluyor. Özellikle Nihal Yalçın‘ın performansı için kaçırılmaması gereken, Türkiye sinemasında küçük bir alt küme olan şehir filmlerinin arasında başarılı bir ilk film.

Zuhal‘i 19 Nisan Salı 11.00‘de Atlas 1948’de izleyebilirsiniz.

IMDb

Bunlar dışında birçoğumuzun sabırsızlığa kapılarak, perdede izlemeyi beklemeyerek tüketmiş olabileceği bazı filmler de var tabii ki: Aralarında özellikle Kogonada’nın Colin Farrell’li bilim kurgu filmi After Yang, Mike Mills’in Joaquin Phoenix’li tatlı yol ve aile hikâyesi C’mon C’mon, Joachim Trier senaryolarında harikalar yaratan Eskil Vogt’un ikinci kez yönetmen koltuğunda oturduğu, çocukların başrolde olduğu korku filmi De uskyldige / The Innocents, İspanya’nın Goya ödüllerinin yıldızı, Javier Bardem’li komedi El buen patón / The Good Boss ve Belçika’dan, çocukların gözünden anlatılan bir zorbalık draması Un monde / Playground öne çıkıyor.