Güzel İstanbul’umuzda haziran ayının belki de en keyifli yanlarından biri, yarım asırdır varlığını sürdüren İstanbul Müzik Festivali. Her yaştan müzikseveri yaz akşamlarında notaların büyüleyici dünyasına davet eden festival, bu yıl 51. yaşını kutluyor ve yine dopdolu bir programa sahip. Ben de bu vesileyle Borusan Holding sponsorluğunda 1-17 Haziran 2023 tarihleri arasında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan 51. İstanbul Müzik Festivali’yle ilgili merak edilenleri konunun en yetkin ismi İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya ile konuşma fırsatı buldum. Keyifli ve ilham veren okumalar dilerken şimdiden güzel bir festival geçirmenizi temenni ederim. Festivalde buluşmak dileğiyle. 

efruz-cakirkaya
Efruz Çakırkaya | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Ülkemizin kültür sanat yaşamında büyük öneme sahip olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı, 2022 yılında 50. yaşını kutlamıştı. Festivale geçmeden önce dilerseniz geçtiğimiz yıldan bahsedelim kısaca.

Geçtiğimiz yılı coşkulu bir kutlama ile tamamladık. Üç yıllık pandeminin ardından normalleşen hayat koşulları ve etkinlik uygulama prosedürlerinin rahatlamasıyla uzun süredir özlemini çektiğimiz bir arada olma, müzikle sanatla iyileşme süreci hepimizi bir nevi yaşama döndürdü. Mart ayında Salon İKSV konserleriyle başlayan İKSV etkinlikleri, 41. İstanbul Film Festivali, 50. İstanbul Müzik Festivali, +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali, 29. İstanbul Caz Festivali, Filmekimi, 26. İstanbul Tiyatro Festivali ve İKSV Galaları ile devam etti. İKSV 50. Yıl Özel Etkinlikleri kapsamında Zürih Balesi’nin Anna Karenina gösterisi ile Nick Cave and The Bad Seeds konseri izleyicilerle buluştu. İKSV’nin koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda Füsun Onur’un Evvel zaman içinde… başlıklı sergisi yer aldı. 17. İstanbul Bienali üç yıl aradan sonra sanatseverlerle buluştu, sergiler İstanbul’un 12 farklı mekânında dokuz hafta boyunca ücretsiz olarak ziyaret edildi. İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamındaki 10. raporu Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet başlığıyla yayımlandı. İKSV Alt Kat seneye yayılan etkinlikleriyle gençlerin ve çocukların sanatsal gelişimine katkı sağlamayı sürdürdü. Aydın Gün Teşvik Ödülü, Talât Sait Halman Çeviri Ödülü ve Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü ile güncel kültür-sanat üretimini destekleyen İKSV ayrıca 50. yılında, festivallerde yer alacak genç sanatçıların üretimlerine katkı sağlamak ve vakfın, Türkiye’nin kültür-sanat yaşamını zenginleştiren çalışmalarına güç vermek amacıyla bir kaynak geliştirme gecesi ve Christie’s iş birliğiyle Londra’da bir müzayede gerçekleştirdi. 2022’de 80’inci yaşını kutlayan Eczacıbaşı Topluluğu’nun desteğiyle bu yıl İKSV’nin tüm etkinliklerindeki öğrenci biletleri 10 TL’den satışa sunuldu, 40 bin genç 10 TL’lik biletlerle etkinliklerle katılma imkânı buldu.

İstanbul Müzik Festivali özelinde 50. yılımızı üç yeni eser siparişi, 16 farklı mekânda gerçekleştirilen 27 konser, Türkiye ve yurt dışından 65’in üzerinde solist, topluluk ve orkestranın katıldığı bir programla ve 20 bine yakın izleyici ile tamamladık. İKSV etkinliklerine 2022 yılında 800 bine yakın izleyici katıldı. Bu rakamlar 50. yılımızın coşkusunun tüm sanatseverlerde karşılığının bulunduğunu gösteriyor.

İKSV’nin amiral gemisi niteliğindeki İstanbul Müzik Festivali bu yıl 51. kez müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Mevcut dinamiklerin özellikle siyasi, ekonomik ve sosyolojik gibi dış etkenler dolayısıyla ne zaman değişeceğinin öngörülemediği ülkemiz kültür sanat yaşamında İstanbul Müzik Festivali’nin yarım asrı aşkın süredir varlığını sürdürebilmesinin başarısını neye bağlarsınız?

Bu başarıyı her şeyden önce vakfımızın kıymetli kurucusu merhum Nejat Bey’in sıra dışı vizyonu ile oluşturduğu ve tohumunu attığı kurum kültürüne bağlıyorum. Bu kültürde insan faktörünün yeri büyük. Yarım asırdır İKSV’de çalışmış, bugünlere gelinmesine katkı sağlamış tüm yönetici ve çalışanların devam ettirdiği bir iş yapış biçimi, tecrübe ve ekip çalışması var. Bunların dışında 50 yıldır İKSV’yi ve festivalimizi destekleyen tüm sponsorlarımız, iş birliği yaptığımız kuruluşlar, devlet kurumları, yerel yönetimler, son 20 yıldır ailemizin bir parçası olan Lale Kart üyelerimiz ve elbette etkinliklerimizi takip eden sanatsever izleyicilerimiz olmasaydı bugünlere gelmemiz mümkün olamazdı.

2013’ten bu yana festivali bir tema üzerinde kurguluyorsunuz. Bu tema, hem festivalin içerisine aldığınız projeleri hem de düzenlediğiniz yan etkinlikleri zenginleştirmeye elverişli bir zemin hazırlıyor. Bu yıl gördüğüm kadarıyla festivalin genel bir teması mevcut değil fakat sosyal medya paylaşımlarında “İstanbul’un Sesleri” ve “İstanbul’un Renkleri” etiketleri dikkat çekiyor. Tema olarak İstanbul’u baz alabilir miyiz bu yıl için?

Bu yıl net bir tema başlığımız yok ancak Cumhuriyet’imizin 100. yılını kutlayacağımız bir festival içeriği hazırladık. 51. İstanbul Müzik Festivali programında bu görkemli kutlamaya ve Cumhuriyet’in en önemli toplumsal reformlarından biri olan eşitlik ilkesi ışığında Cumhuriyet’in ilanı ile güçlenen Türk kadını imgesine odaklandığımız bir çerçeve çizdik. Ulu Önder Atatürk’ün geleceğimizin teminatı olarak gördüğü gençler de festivalin ana kahramanları.

50. yılımızda 1. İstanbul Festivali afişine referans veren, İstanbul’un siluetini, çok renkliliğini yansıtan bir afiş hazırlamıştık. Bu yıl ve bundan sonraki yıllarda da benzer bir yaklaşımı benimsemeye, bundan sonraki dönemlerde de programın üzerine inşa edileceği temadan bağımsız olarak; festivalin kimliğini, İstanbul markasını koruyacak benzer afişler ve kampanyalarla ilerleme kararı aldık. Bu seneki 51. İstanbul Müzik Festivali afişimizi de aynı yaklaşımla hazırladık. Çok renkli, İstanbul siluetini ve şehrin ikonik öğelerini yansıtan afişimiz İstanbul’un Sesleri ve İstanbul’un Renkleri hashtag’leri ile paylaşıldı.

Yeri gelmişken festivalin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü ve Onur Ödülü’nden bahsedelim dilerseniz.

2023 yılı İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü’nü, çağdaş müziğimizin gelişmesi ve içinde bulunduğumuz coğrafyaya ait seslerin ve değerlerin geniş kitlelere yayılması için sağladığı büyük katkıların yanı sıra uzun yıllardır sürdürmekte olduğu akademisyen kimliği ile genç ve yetenekli Türk müzisyenlerinin eğitim ve gelişimleri yönünde verdiği emeklerinden ötürü sevgili Hasan Uçarsu’ya takdim edeceğiz. Kendisine ödülünü Atatürk Kültür Merkezi’nde 1 Haziran’da gerçekleştireceğimiz açılış konserimizden önce düzenlenecek törenle sunacağız.

hasan-ucarsu
Hasan Uçarsu | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Festivalin bu yıl Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü ise çağımızın en önemli keman virtüözlerinden biri ve gerçek bir diva olan Anne-Sophie Mutter’e takdim edeceğiz. Mutter; henüz 13 yaşındayken Herbert von Karajan tarafından keşfedilmesiyle başlayan sıra dışı kariyerine sayısız konser, albüm ve ödül sığdırdı. Sofia Gubaidulina, Witold Lutoslawski, Krzysztof Penderecki, André Previn, Wolfgang Rihm ve John Williams çağımızın en efsane bestecilerinin kendisine ithafen yazdığı 30’dan fazla yeni eserin dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Üç Grammy ödülü, Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı, Mendelssohn ve Brahms ödülleri, Herbert Karajan Müzik Ödülü ve Bavyera Liyakat Nişanı ve Fransız “Légion d’honneur” onur nişanı, Romanya Kültür Nişanı ve Fransa Sanat ve Edebiyat Nişanı, Accademia Nazionale di Santa Cecilia’nın Onursal Üyeliği, Polonya Kültür Nişanı Gloria Artis’le onurlandırılan Mutter, İsveç Polar Müzik Ödülü ile Japonya’nın Praemium Imperiale for Music Ödülü’ne layık görüldü. Sanatçı kurduğu Anne-Sophie Mutter Vakfı ile de başarılı ve yetenekli müzisyenlerin eğitimini ve dünya sahnelerindeki yerini destekliyor.

anne-sophie-mutter
Anne-Sophie Mutter | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Klasik müzik dünyasına yaptığı olağanüstü katkılara şükranlarımızı bu yıl festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü kendisine takdim ederek sunacağız. Mutter’e ödülünü 13 Haziran AKM Opera Salonu’nda gerçekleştireceği konserinin öncesinde takdim edeceğiz.

Peki, gelelim okurlarımızın en çok merak ettiği kısma. 51. İstanbul Müzik Festivali müzikseverlere neler sunacak? İlk izlenimime göre klasik müziğin farklı alanlarla da temas eden konserler yer alıyor programda. Türkiye veya dünya prömiyerini yapacak eserler neler olacak? Festivalin bu yıl özelinde eser siparişi oldu mu?

İzleyicilerimizi, asırlar boyunca Anadolu topraklarında yaşamış birçok önemli kadın figürden ilhamla yazılan eser siparişleri; Cumhuriyet’imizin ilk yıllarından geleneksel Türk müziği ve İstanbul tangosu besteleri; günümüz klasik müzik dünyasının yıldız solistleri, prestijli orkestralar ve disiplinlerarası projeler bekliyor. Borusan Holding sponsorluğunda 1-17 Haziran tarihleri arasında, 18 farklı mekânda gerçekleştirilecek 25 konserde 60’ın üzerinde ismi ağırlayacağız. Festivalde sekiz eser dünya prömiyeri, dört eser ise Türkiye prömiyeri yapacak.

fazil-say-6
Fazıl Say | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Bu yılki eser siparişlerimizin başında Fazıl Say’ın projesi geliyor. Festivalin kadın odağına önemli bir gönderme yapacak ve 51. İstanbul Müzik Festivali’nin Fazıl Say’a özel siparişi olan projede, Türkiye’nin Anadolu topraklarındaki yaşam ve hikâyelerden beslenerek geçmişten bugüne kesitler sunan kadın şairlerimizin; içsel savaşlarını, hüzünlerini, barış arzularını, huzuru, iyiliği, kötülüğü, aydınlığı, karanlığı ve her şeye rağmen hiç yok olmayan umudunu yansıttığı şiirleri Cumhuriyet’in 100. yılını bambaşka açılardan imgeleyecek. Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne Türk edebiyatında yer edinmiş kadın şairlerin yanı sıra genç şairlerin eserlerinin yer alacağı projede Fazıl Say’ın besteleyeceği şarkıları güçlü sesiyle solist Serenad Bağcan seslendirirken, Say’a kontrabasta Volkan Hürsever ve davulda Ferit Odman eşlik edecek. Dünya prömiyerini 8 Haziran’da Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz konser ayrıca 14 Haziran’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda bir kez daha izleyiciyle buluşacak.

Perde arkasında ve önünde tamamen kadınların olduğu bir diğer özel projemiz Kadınlar Yeterince Bekledi; Hollanda, İran ve Türkiye’den besteciler tarafından yazılan üç bölümlük bir eser olarak tasarlandı. Besteci Meriç Artaç, Anadolu kültürünün en esrarengiz mitolojik kahramanlarından biri olan Şahmeran’dan ilhamla yaylı çalgılar dörtlüsü, soprano ve duduk için eserin ilk bölümünü yazdı. Kate Moore ve Aida Shirazi ise, yaylı sazlar dörtlüsü, soprano, kemençe ve kanun için besteledikleri iki ayrı bölümden birini, yine gücü ve cesaretiyle karşımıza çıkan Orta Çağ kadın figürlerinden, Bizanslı başrahibe, şair, besteci ve ilahi yazarı Kassia’ya ve gazeteci yazar Suat Derviş’e adadı. Toplam üç bölümde birleşen, üç farklı besteci tarafından, üç önemli kadın karaktere ithaf edilen eserin librettosunda, kadın hikâyelerine verdiği önemle bilinen gazeteci ve yazar Ece Temelkuran’ın imzası bulunuyor. Kadınlara dair hikâyeleri güç ve cesaret penceresinden ele alacağımız Kadınlar Yeterince Bekledi projesinde Hollandalı soprano Katharine Dain, Nemeth Quartet, klasik kemençe sanatçısı Elif Canfeza Gündüz, Hollandalı duduk sanatçısı Raphaëla Danksagmüller ve kanun sanatçısı Esra Berkman solist olarak yer alacak. Festivalde ilk kez kullanacağımız mekânlar arasında bulunan Yerebatan Sarnıcı’nda gerçekleşecek dünya prömiyerinin ardından eser temmuz ayında Wonderfeel’de ve kasım ayında İngiltere’de Huddersfield Çağdaş Müzik Festivali’nde de sahnelenecek.

raphaela-danksagmuller
Raphaëla Danksagmüller | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Festivalin bu yılki bir diğer eser siparişi Binboğalar Efsanesi. 2012’de Rotterdam Operadagen ve İstanbul Müzik Festivali’nde sahnelenen ilk operası Söyle, Ben Senim-Mevlana ile Türk geleneksel enstrümanlarının çağdaş müziğe benzeri görülmemiş bir entegrasyonunu gerçekleştirerek bir ilke imza atan besteci Michael Ellison, 2016’da İstanbul Müzik Festivali’nin siparişi üzerine Yaşar Kemal’in bir diğer romanı Deniz Küstü’den yola çıkarak bestelediği ikinci operasını hatırlayacaksınız. Türk edebiyatının en kıymetli isimlerinden Yaşar Kemal’in kaleme aldığı en çarpıcı romanlarından biri olarak gösterilen Binboğalar Efsanesi, usta yazara hayranlığıyla bilinen Amerikan besteci Michael Ellison’ın önderliğinde sahnede hayat bulacak. Yaşar Kemal, 1940’larda Çukurova’nın tükenen bir Yörük obasının yaşadıklarından esinlenerek 1971’de yayımladığı romanında, kadim bir kültürün yok oluşunu ve bu süreçte insanın çaresizliğinin boyutlarını dile getirmişti. Asırlardır konargöçer olarak yaşayan Yörüklerin yerleşik yaşam düzenine zorlanmalarının ve yaşadıkları baskıların yarattığı sonuçları anlatan usta yazarın; bir toplumun varlık mücadelesini, kendi kimlik, kültür ve yaşam biçimlerini korumaya yönelik gayretlerini ve tutunma çabalarını sahici bir acıyla yansıttığı romanı Binboğalar Efsanesi multidisipliner bir müzikli tiyatro uyarlamasına dönüşecek. Michael Ellison’ın müziğini; metin ve rejide Simon Jones, koreografide Evrim Akyay, videoda enstalasyonunda NohLab ve Can Okan’ın şefliğindeki Hezarfen Ensemble tamamlayacak. 17 Haziran’da Süreyya Operası’nda matine ve suare olacak şekilde iki kez sergilenecek.

Gençler tarafından, gençler için başlatılan Disko Klasik serisi bu yılın yenilikleri arasında. Genelde elektronik altyapı ve ritim üzerine klasik müzik sazlarıyla çalınan, gençlerin bir kulüpte ayakta ve dans ederek katıldığı bu yeni tür Dark Room Disco konserleri gençlere klasik müziği sevdirmemize yardımcı olacak. Disko Klasik adını verdiğimiz, son derece hareketli bir repertuvarın seslendirileceği parti havasındaki konser, İstanbul’un gözde eğlence mekânlarından Babylon’da, gecenin geç saatlerine kadar sürecek. Disko Klasik, klasik müzikle pekâlâ dans edilebileceğini herkese gösterecek. İngiltere’de Classic FM tarafından açıklanan “dünyanın önde gelen 30 yaş altı 30 müzisyeni” arasına seçilmiş, yeni neslin en çok aranan isimlerinden çellist Jamal Aliyev’in bestelerine bas gitarda Eda Kulakaç ve davulda Egemen Özkasnaklı’nın eşlik edeceği ilk performansın ardından Alman topluluk Orchester im Treppenhaus dinleyicileri klasik müzikle dansa ettirerek bir disko atmosferi yaratacak. Gençler ve kendini genç hissedenler beklediğimiz Disko Klasik’le keyifli bir akşam yaşayacağız.

TSKB’nin desteğiyle 2018’den bu yana genç kadın müzisyenlere verdiğimiz Yarının Kadın Yıldızları Destek Fonu konserlerinde, genç Türk bestecilerine yeni eser siparişinde bulunacağımız özel bölümümüzle gençlerimizin sesini daha çok duyacağız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da konserlerimiz, konservatuvar öğrencilerine ücretsiz, Eczacıbaşı Genç Bilet’imiz ise tüm öğrencilere 10 TL.

Festival katılımcıları açısından en dikkat çekenlerin başında hiç kuşku yok ki “Hafta Sonu Klasikleri” ve “Müzik Rotası” geliyor. Burada müzikseverleri neler bekliyor?

Festivalin en sevilen serisi Müzik Rotası bu yıl Balat’ta. Güne (Kızıl Mektep olarak da bilinen) Özel Fener Rum Okulu’nun etkileyici tören salonunda, Spectrum Saksofon Dörtlüsü konseriyle başlayacağız. Bariton, tenor, soprano ve altodan oluşan Avusturyalı genç topluluğun ardından ikinci durağımız Sveti Stefan yani Bulgar Kilisesi. Demir Kilise olarak da bilinen Bulgar Kilisesi’nin büyülü atmosferinde 2018 Yarının Kadın Yıldızları kazananlarından biri olan Güneş Hızlılar’ın performansını dinleyeceğiz. Güneş Almanya’da tamamladığı eğitimin ardından şu anda Hannover Devlet Operası Orkestrası’nın yardımcı arp grup şefliğini yapıyor. Yarının Kadın Yıdızları fonu ile desteklediğimiz kadın müzisyenlerimizin başarılarıyla biz de gurur duyuyor, onlara festivalde alan açmaya da devam ediyoruz. Serinin üçüncü konserinde İtalyan gitarist Gian Marco Ciampa ve çellist Erica Piccotti ikilisi Aya Dimitri Kilisesi’nde Piazzolla, de Falla ve Albeniz gibi 20. yüzyıl müziğine iz bırakmış bestecilerin eserleri seslendirilecek. Rotanın final konseri ise, geçtiğimiz sonbaharda düzenlenen 17. İstanbul Bienali’nin kente armağanı olan, değerli sanatçı Ayşe Erkmen’in eseri Haliç Haliç’te adlı heykelin çevresinde, Balat sahilindeki Akşemsettin Parkı’nda yapılacak. Herkesin ücretsiz katılabileceği konserde müzikseverler, The Sárközy Trio ve piyanist János Balázs ile Macar Roman müziğiyle coşacak. Macar müzisyenler 3 Haziran’da Fenerbahçe Parkı’nda yine ücretsiz olarak sunacağımız Hafta Sonu Klasikleri konserlerimizde bu sefer Anadolu yakasında yaşayan müzikseverlerle buluşacak. Konserin öncesinde farklı yaş gruplarına hitap eden iki atölye, çocukları doğanın içinde felsefeyle tanıştıracak. 8-10 ve 9-12 yaş grubuna yönelik olarak yine ücretsiz olarak eğitmen ve felsefeci Dr. Özge Özdemir’in Barışı Birlikte Düşünelim atölyesinde çocuklar, Fenerbahçe Parkı’nda, festivalin odaklandığı Cumhuriyet’in tamamlayıcı ilkelerinden biri olan evrensel barış hakkında düşüncelerini ifade edip birbirlerini dinlediği bir fikir yolculuğuna çıkacaklar.

sveti-stefan-bulgar-kilisesi
Sveti Stefan Bulgar Kilisesi | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

10 ve 11 Haziran hafta sonunda ise İKSV Alt Kat’ta yine aynı başlıkla tekrarı yapılacak felsefe atölyelerine ek olarak bir de müzik atölyesi düzenleyeceğiz. Ritim orkestrası atölyesinde 8-10 yaş grubuna yönelik olarak eğitmen ve perküsyonist Amy Salsgiver ile eğitmen ve davulcu Nihal Saruhanlı yürütücülüğünde bir araya gelecek çocuklar, ritim enstrümanlarıyla, beraber müzik yapmayı, bütünün farklı parçaları olarak birlikte üretmeyi tecrübe edecekler.

Önümüzdeki günlerde detaylarını ayrıca açıklayacağımız, yetişkinler için de özel bir etkinliğimiz olacak. Kıymetli hocamız Ionna Kuçuradi ve Türkiye Felsefe Kurumu iş birliğiyle düzenleyeceğimiz kapsamlı bir felsefe programı yine aynı hafta sonu Salon İKSV’de yapılacak.

Festivalin sanatçıları ve konserlerinin yanı sıra İstanbul’un farklı noktalarına yayılmış birbirinden özel ve tarihi mekanları da kendi adıma en merak ettiğim nokta oluyor her yıl. Uzun bir aranın ardından festival mekanı olarak yeniden seyirciyi ağırlamaya başlayan Atatürk Kültür Merkezi de bu açıdan geçtiğimiz yılın en önemli kazanımı olmuştu. Bu yıl konserler kaç farklı lokasyonda ve nerelerde olacak? Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak programda yer alacak yeni mekan(lar) var mı?

Yarım yüzyıldır festivale sahne olan, İstanbul’un kültür mirasının kıymetli tarihi yapıları ve şehrin prestijli konser salonları yine mekânlarımız arasında yer alıyor. Bu yıl festivalde düzenleyeceğimiz 25 konseri 18 farklı mekânda gerçekleştirilecek; Özel Fener Rum Ortaokulu ve Lisesi, Sveti Stefan Bulgar Kilisesi, Balat Aya Dimitri Rum Ortodoks Kilisesi, Akşemsettin Parkı, Mevlanakapı Kara Surları Ziyaretçi Merkezi ve Yerebatan Sarnıcı’nı ilk kez kullanacağız.

aya-dimitri-rum-ortodoks-kilisesi
Aya Dimitri Rum Ortodoks Kilisesi | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Her kurumun içinde bulunduğu topluma karşı olan sosyal sorumluluğunun bir yansımasını İstanbul Müzik Festivali özelinde “Yarının Kadın Yıldızları” projesi olarak görüyoruz. Festivalin Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB) değerli desteği ve seyircilerin de katkılarıyla oluşturduğu Genç Kadın Müzisyenler Destek Fonu bu anlamda yarının kadın yıldızlarını keşfetmek için çok kıymetli. Projenin önemini ve altıncı yılına dair ayrıntıları dilerseniz sizden dinleyelim.

2018’de İstanbul Müzik Festivali ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın iş birliğiyle, geleceğin kadın müzisyenlerini desteklemek amacıyla başlatılan Yarının Kadın Yıldızları projesi, bugüne kadar 69 genç müzisyenin hayatında fark yarattı. Bu yılın genç kadın yıldızlarının festival izleyicisinin karşısına çıkacağı, bilet gelirlerinin de fona aktarılacağı bu konserde kanaat önderi olarak, 20 yaşında Polonya’daki Henryk Wieniawski Uluslararası Keman Yarışması’nı kazandıktan sonra kariyerinde önemli bir ivme yakalayan, yeteneğiyle son yılların yükselen keman sanatçısı Veriko Tchumburidze sahnede genç müzisyenlerle birlikte olacak. Festivalin en umut dolu projesine bu yıl önemli bir yenilik daha eklendi. TSKB desteğiyle Cumhuriyet’in 100. yılı anısına sipariş ettiğimiz ve genç müzisyen Cem Esen tarafından bestelenen eser de ilk defa Yarının Kadın Yıldızları sahnesinde seslendirilecek. Projeye başvurular sona erdi. Seçici Kurulumuzun yapacağı değerlendirme sonrası destekten faydalanmaya hak kazanan müzisyenlerimizi 28 Nisan Cuma günü ilan edeceğiz.

veriko-tchumburidze
Veriko Tchumburidze | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Festivali takip eden genç bir müziksever olarak özellikle son yıllarda dinleyici kitlesinin yaş ortalamasının biraz daha düştüğünü gözlemliyorum. Bu da Türkiye’deki klasik müzik seyircisinin sadece eski kuşağın veya sadece belirli bir zümreden oluştuğu anlayışını kanımca rafa kaldırıyor. Festivalin direktörü olarak sizin bu konudaki gözlem ve izlenimlerinizi merak ettim açıkçası.

Bu, tüm dünyada klasik müzik konserleri organize eden festival ve konser salonu yöneticilerinin uzun yıllardır dert edindiği bir konu. Bir taraftan Avrupa’da da bir klasik müzik konserine gittiğinizde izleyici yaş ortalamasının daha yüksek olduğunu fark ediyorsunuz. Ancak bu nerede ne izlediğinize, dinlediğinize göre de değişiyor. Pandemiden önce Southbank Centre’de katıldığım bir çağdaş müzik konseri öncesinde fuayede “Acaba yanlış konsere mi geldim?” hissine kapıldığımı anımsıyorum. Bir pop konserinde karşılaşacağınız yaş ortalamasına sahip izleyici kitlesinin arasında kendimi yaşlı hissetmiştim! Klasik müziği anlamak, bilmek için belli bir zümreye ait olmak değil ama belki belli bir kulak dolgunluğuna, dinleme olgunluğuna ulaşmak gerekiyor evet. Ancak bu müzik türünün her yaştan, her sınıftan insanın kalbine dokunduğu; huzur ve mutluluk verdiği de bir gerçek. Bunu sadece ben söylemiyorum; bilhassa pandemi döneminde dijital müzik platformlarda klasik müzik dinleme oranının müthiş bir artış gösterdiğini okumuştum. Bu platformları ağırlıklı olarak her zümreden gençlerin kullandığını düşünürsek veriler umut verici değil mi?

Özellikle son yıllarda Türkiye’nin içinde bulunduğu ve etkisini daha da hissettiği ekonomik kriz, insanların öncelikli ihtiyaçlarına ağırlık vererek “lüks” diye tanımlanan alışkanlıklarından vazgeçmesine sebep oluyor. Haliyle kültür sanata ayrılan bütçe de ilk etkilenen harcama kalemi oluyor. Mevcut durum, seyirci sayısı ve konserlerin doluluk oranı üzerinde bir etki yaratıyor mu?

Elbette yaratıyor. Pek çok izleyici eskiden daha fazla konsere aynı anda bilet satın alabilirken artık belki daha seçici davranıyor, bütçesine göre hareket etmeye çalışıyor. Güncel ekonomik şartlarda hepimiz belki bir iki yıl öncesine nazaran daha temkinli yaşıyoruz, Üç değil bir alıyoruz, ya da kendimizde kesintilere gidiyoruz. Ancak şu da bir gerçek, buhranlı dönemlerde insanlar normal ve iyi hissetmek için kendisine, ruhuna iyi gelen ne varsa ona daha da çok yönelebiliyor. Biz de bu anlamda festival izleyicimize daha erişilebilir seviyede de olan farklı kategorilerde biletler sunuyoruz. Özellikle gençlere kültür sanat etkinliklerine katılabilmeleri için çözümler sunmaya çalışıyoruz. Öğrenciler bu yıl İstanbul Müzik Festivali dâhil yine tüm İKSV etkinliklerinde 10 TL’lik Eczacıbaşı Genç Bilet uygulamasından faydalanabilecek. Konservatuvar öğrencileri de tüm festival konserlerine ücretsiz katılabilecekler.

Festival geçtiğimiz yıllarda daha uzun bir periyoda yayılıyordu fakat bu yıl süre olarak 17 güne düşerek sanıyorum ki ilk kez böylesine bir aralığa sıkıştı tabiri caizse. Mevcut ekonomik durum festival sürecini nasıl etkiliyor? Özellikle festival seyircisinin en çok yakındığı konuların başında bilet fiyatları geliyor.

Bu yıl festivali daha kompakt bir programla sunuyoruz, 17 günde 25 konser gerçekleştireceğiz. Kimi akşamlar iki ayrı mekânda aynı anda konserler olacak. Bunun sebebi öncelikle programı oluşturduğumuz dönemde 18 Haziran’da genel seçimlerin yapılma ihtimalini göz önünde bulundurmamız gerekliliği idi. Mevcut ekonomik durum her anlamda bizi zorluyor elbette. Festivalden aylar önce birtakım öngörüler üzerinden yapıyoruz bütçelerimizi. Enflasyon oranının artışını neredeyse her gün gözlemlediğimiz bir ortamda bu öngörüler bile bizleri şaşırtabiliyor maalesef. Uluslararası bir festival programında sanatçı kaşelerinin, uçak ve konaklama masraflarının, gümrük harcamalarının döviz kurları üzerinden yapıldığını; lokal yapılan ve aklınıza gelebilecek tüm giderlerin de aslında dövize endeksli maliyetleri olduğunu düşünmek gerekiyor. Örneğin Camerata Royal Concertgebouw Orkestrası’nın bir konserini Hollanda’da, orkestranın kendi evinde aynı bilet fiyatı ile izliyorsunuz. Oysaki bu orkestranın Türkiye’ye uçakla gelişi, konaklaması, transferleri vs. gibi üstüne olağanüstü ek masraflar biniyor bizim tarafımızda. Aradaki bu büyük farkı öncelikli festival sponsorumuz, etkinliğin gösteri sponsoru vb. gibi desteklerle, sonra da bilet geliri ile karşılamak durumundayız. Her bir konserin izleyicinin alım gücüne uygun olacak şekilde farklı kategorilerde bilet fiyatları ile sunulmasını da yine sponsorlarımız sayesinde sağlayabiliyoruz.

51-i%cc%87stanbul-muzik-festivali-afisi-yatay
51. İstanbul Müzik Festivali | Fotoğraf Kaynağı: İKSV

Türkiye’de klasik müziğe verilen önem her geçen yıl artsa da kanımca henüz dünyadaki seviyeyi yakalamış sayılmayız. Ülkemizin dünyadaki konumunu nasıl yorumlarsınız?

Bir ülkede evrensel müzik türlerine, farklı sanat biçimlerine ilgi toplumun içinde bulunduğu refah seviyesi, yönetim biçimi, devlet ve eğitim politikaları ile doğru orantılı diye düşünüyorum. Ancak artık dijital çağdayız, her şey elimizin altında parmağımızın ucunda da. İlginin, merakın artacağına inancım tam. Ülkemizden son derece başarılı, olağanüstü yetenekli müzisyenler, besteciler yetişiyor. Bu anlamda dünyada isim yapmış, tanınan birçok müzisyenimiz de var. Bunun bir bayrak yarışı olduğunu düşünüyorum, onların devam ettireceği ve sonraki nesillere aktaracağı çok şey var.

Festival direktörü olarak programı hazırlarken en çok zorlandığınız noktalar neler oluyor?

Bu boyutta uluslararası bir festival programı ortaya çıkarabilmek için bir iki yıl öncesinden planlamaya başlamak, anlaşmaları ve yazışmaları yapmak gerekiyor. Dünyada da klasik müzik alanında işler böyle yürüyor. Politik ve ekonomik anlamda çalkantılı dönemler bizim planlama ve uygulama alanında en çok zorlandığımız zamanlar. Bir taraftan da bu toprakların gerçeği, her an her şeyin olabileceği ve değişebileceği. Bu anlamda krizlerle karşı karşıya kaldığımızda hızla yol haritası değiştirme, yapıp bozup yeniden yapma, soğukkanlı kalarak çözüm üretme kaslarımız da oldukça gelişkin. Birçok Avrupalı meslektaşım karşılaştığımız zorlukları, bulduğumuz çözümleri ve her şeye rağmen ortaya çıkan sonuçları görünce anlamakta güçlük çekiyor.

Sizce müzik, yaşama ve umutsuzluğa bir alan açar mı?

Biraz klişe gelebilir ama benim için müzik her şeyin başlangıcı ve ilacı. Yaşamın içinde olan her şey, evreni oluşturan tüm ikilikler müzikte de var; sevgi–nefret, dostluk–düşmanlık, doğum–ölüm, savaş–barış, iyilik–kötülük… Müzik umutsuzluğun ve her türlü mutsuzluğun panzehridir. İçinde bulunduğumuz ruh halini alıp bambaşka bir şeye çevirme gücü var müziğin, bundan daha mucizevi ne olabilir ki?

Son olarak festival takipçilerine neler söylemek isterseniz, bir mesajınız var mı?

Pandemi nedeniyle zor birkaç yıl geçirdik, kısa bir zaman önce ülkemizin gördüğü en yıkıcı afetlerden birini yaşadık, önümüzde de çetin zamanlar var. Ancak festival takipçilerimizin müziğin iyileştirici, birleştirici gücüne inandıklarını biliyorum. Geleceğe dair hayallerimizi ve umudumuzu yeşerteceğimiz, müzik etrafında kenetlenerek yeni bir yüzyıla umutla başlayacağımız bir festivali birlikte yaşamak için herkesi konserlerimize davet ediyorum.

Kapak Fotoğrafı: İKSV

İlginizi çekebilir: Halil Şimşek’ten 51. İstanbul Müzik Festivali