İstanbul’un Şifalı Suları

“Mesela Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Kalkım köyünde yaşayan 65 yaşındaki vatandaş, sağ bacağında bulunan açık yara için 20 senedir gitmediği doktor kalmamış. Duyum üzerine köyümüzde şifalı suya geldi. Bizzat kendim ilgilendim. 3 saat bacağını suda tuttuktan sonra evine gitti. 1 hafta sonra bacağında yaralar yavaş yavaş kaybolmaya başlamış ve şu an yaradan eser kalmadı.” – Bu Su Şifa Dağıtıyor, Temmuz 2012, Sabah Gazetesi

Küçükken elimde birkaç tane siğil vardı. Annem takmıştı, geçmelerini istiyordu. Farklı farklı bir sürü cilt uzmanına gittik, kremler sürüldü. Yok geçmiyor. Halbuki yaşlı teyzelere sorsak, “Bir okutsak geçerdi.” Derken bir gün ilkokulda en yakın arkadaşlarımdan birinin annesi olaya noktayı koydu; arkadaşımın anneannesi, okuyarak siğil geçirmekle meşhurmuş. Hiçbir yeri aklımda tutamayan ben, evin Göztepe’de olduğunu, yaz başlarında güzel bir gün, anneanne okurken balkona doğru baktığımı, onun bir yandan bir şeyler mırıldanıp bir yandan da elime üzerine kurşun kalemle Arapça dualar yazılmış tahtaları sürdüğünü hatırlıyorum. Çocukluktan kalan net görüntülerden biri benim için. Ve siğiller geçti! Artık kremlerden mi, zamandan mı bilemiyorum ama çocuk kafamda elime sürülen Arapça tahtalar siğillerimi geçirmişti işte!














