Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki “İşte Benim Zeki Müren” sergisi sanatçının bu zamana kadar paylaşılmamış dünyasını sevenleriyle buluşturuyor. Bir tarafıyla Paşa, diğer bir yanıyla Güneş olan sanatçının birbirine geçmiş iç ve dış dünyası sergide görülebilir.

Şarkılara duygu seren
Çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren
İşte benim Zeki Müren

IMG_4864

Hem erkek hem kadın sesli bir sanatkar. 1933’de doğmuş, 1996’da elveda demiş. Doğduğu güne Türk Sanat Müziği Günü olsun demişler. O ‘Paşa’ olmuş, ‘Sanat Güneşi’ diye çağrılmış aslında sadece Zeki Müren’miş. Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde 20 Aralık’a kadar ücretsiz gezebileceğiniz “İşte Benim Zeki Müren” sergisiyle bu aralar Müren tekrar akıllarda yer almakta. Sergi, Müren’in çocukluğundan son günlerine kadar yaşamına ait birçok unsuru içeriyor.

IMG_3031

Zeki Müren, bu ülkede kabuklarını kırabilen insanlardan biri olmayı başarmıştır. Yeteneği gün yüzüne çıkmış, takdir edilmiş ve hak ettiği başarıyı elde etmiştir. Her yeteneğin ön plana çıkarılmadığı, teşvik edilmediği bir ülkede geçmiş yıllarda 600’ün üzerinde plak ve kaset doldurmak herkese nasip olmamıştır. Kanımca, bu ülkenin yetiştirdiği en nadide ses sanatçılarından biridir Müren. Sesinin kıymetinin yanında yorumcu olarak da farklı olmuş ve örnek teşkil etmiştir. Müren’in yorumcu olarak farklılığını biraz Michael Jackson’a benzetirim. Sesini fark edebilmiş, şarkıları farklı yere taşıyabilmiş, eserleri kendisinin dışında pek de kolay şekilde icra edilemeyen bir sanatçı olmuştur.

IMG_3027

Sanatçı, Türk toplumunu da kendi anlayışı ve algı yeteneği ile çözmüştür. Bu anlamda zekasına da şapka çıkarmak gerekmektedir. Sanatı konusunda titizdir, musiki bilgisi tartışılmazdır. Bunun yanında çok düzgün bir Türkçe konuşur, hep örnek olur. Aslında özel yaşamında küfürlü bir dile yatkın da olsa bir kere bile yanlış yapmadan dile de verdiği önemi göstermiştir. Türk toplumu ile farklı bir bağı olması pek de çözümlenecek bir durum değildir. İnsanların yüreğinde ettiği yerin kelimelerle ifadesi pek de kolay değildir. Hala Müren’in kıymetini hiçbir şeye değişmeyen babalarımız, taksici amcalarımız, eli titreyen dedelerimiz, adı söylenince gözünden o zamanları geçiren Moda’da oturan yaşlı teyze, kendine onu örnek almış musiki öğrencileri, en efkarlı anlarında şarkılarını eşsiz bulan rakı masasındaki gençler, gençliğinde onu izleme fırsatı yakalayan güzel yaş almış ülke kadınları… Hepsi için bir tanedir. Aslında biricik olmasını destekleyen birçok olay da olmuştur. Bu sergi ile öğreniyoruz ki, onun sayesinde 19 Mayıs hareketleri ilk kez bir Türk sanatkarın valsiyle yapılmıştır. Radyo cihaz satışları ülkede yaygınlaşınca satıcılara “Zeki Müren çalan radyo var mı?” diye sorulurmuş. Şüphesiz ki Müren, aynı zamanda çok iyi bir bestekardır. Sanatını sürekli geliştirmiş ve yenilemiştir.

IMG_4859

Müren farklıdır. Aslında farklı doğmuştur. Küçüklüğünden beri şarkı söylemeyi hep istemiş hep arzulamıştır. Sünnet olduktan sonra kına yakmak yerine tırnaklarına oje sürdürüp, sünnet kıyafetini bir ay çıkarmamıştır. Çünkü o farklıdır. İlgi ister, bakışları sever, benzer olmak istemez. Hep göz önünde olmalıdır. Çünkü içi kendini öyle ifade eder. Farklılığı içten gelip yerleşir. Hep ilgi odağı olmayı istemiştir ve bunun için de elinden geleni yapmıştır. Dolu dolu bir sanatçıdır. Birçok alanda boy gösterir: sinema, radyoda spikerlik, seslendirme hatta Zeki Müren Dükkanı bile açmıştır. Sanat yaşamı boyunca o zaman için iddialı birçok sahne kostümü, yüksek topuklu ayakkabılar bu alanda da farkını ortaya koyar. Toplum bu konuda sessizdir. Sesli de olması gereken bir konu değildir ama sessiz olmalarının nedeni Müren ile dinleyicileri arasındaki bağda gizlidir. Bir anlamda dışarıdan görülen Müren vardır ki o şarkı söylemiştir, filmlerde başrol oynayıp Ajda Pekkan’ı öpmüş, radyoda insanları mest etmiş, kadın matinelerinde kadınları çıldırtmıştır. Ama bir yandan da içeride kendi hayatı vardır Müren’in. İçerisinin sanatına yansımaması kuşkusuz ki duygu ile yapılan bir iş yapan sanatçı için düşünülmezdir. Gösterişli kıyafetleri vardır. Plajda çektirdiği fotoğrafları vardır. Amerika seyahatinde özendiği, imrenip ülkesine döndüğü bir hayatı vardır. Toplumun huzurunu kaçırmamak için birçok sıradışılığına sebep belirtmiştir, bahanelerle hayatını yaşamaya çalışmıştır. Aslında ne kadar mutluydu, orasını pek de bilemiyoruz. Fotoğraflarda hep neşeli, eğleniyor görünmesine rağmen iç dünyasındaki hüzün sanki şarkılarında vuku bulmuştur. O yıllar için gayet cesaretli ve istediği gibi yaşadığını söylemek iddialı olmasa gerek.

IMG_4854

Sergi Müren’in hayatına dair fotoğraflar, izlenimler, kendi el yazılarından olan notlar, Güzel Sanatlar Akademisi Diploması, sevenleriyle paylaştığı bir kokteyl tarifi, sahne kostümleri ve birçok ayrıntı içeriyor. Fonda bir Müren şarkısı kuşkusuz ki hep var. Müzenin çok kalabalık olmasının sebebi gene o anlaşılmaz bağda gizli olsa gerek. Müzeyi gezenleri de arada izlemeniz gerekir. Onların gözünde Müren’in fotoğraflarındaki neşe ve muzurca gülümseme, hayatına empati yapma çabası ve şarkıları gibi farklı bir huzur vardır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?