Doğaya ait olan her şeye ve her canlıya hayranlıkla bakan bir insan olarak İzlanda’yı sevmesem, zaten ayıp ederdim. Bu güzelim kara parçasıyla ilgili en çok içimde kalan konu fönlü atları ve şişmanlıktan az sonra bayılacak olan koyunları oldu. Benzetmelerimde ne yazık ki şaka yok, fazlasıyla gerçek…

Bir süredir, düzenli aralıklarla ‘İzlanda seyahati fotoğraflarına bakıp iç geçirmek’ gibi enteresan bir alışkanlık edindim. Fotoğraflara baktıkça yeniden anlıyorum ki, bu seyahatin özeti benim için saf mutluluk olmuş. Aslında düşünüyorum, normalde de pek nemrut bir tip değilimdir, fakat bu seyahatte bana bir haller olmuş. Yüzümün gülmediği tek bir fotoğraf bile yok!

img_9452

Doğaya ait olan her şeye ve her canlıya hayranlıkla bakan bir insan olarak İzlanda’yı sevmesem, zaten ayıp ederdim. Bu güzelim kara parçasıyla ilgili en çok içimde kalan konu fönlü atları ve şişmanlıktan az sonra bayılacak olan koyunları oldu. Benzetmelerimde ne yazık ki şaka yok, fazlasıyla gerçek. Koyunlar size sanki bir çizgi filmin göbeğinde olduğunuzu anlatıyor: Arka görünüş; iki büyük çember, ki bunlar ‘popo’ oluyor.Ön görünüş; sadece kulaklar, çünkü tüylerinin bolluğundan ötürü yüzleri gözükmüyor. Atlara sarılıp onları öpebildim fakat koyunlar tahmin edersiniz ki elimden kaçtı. Onlara yeniden sarılmak, mıncırmak, sarılıp uyumak ve onları mıncırarak uyandırmak istiyorum.

Sırf bunu yapabilmek için bile İzlanda’ya yeniden gitmek hiç de fena fikir değil!

İzlanda hakkında bir-iki araştırma yaptıysanız Golden Circle ismindeki turu muhakkak duymuşsunuzdur. Bu tur, İzlanda’ya gelen her turistin muhakkak yaptığı, yapmadan dönmediği, anlata anlata bitiremediği en turistik tur. Biz de yapmasak olmazdı, gelir gelmez hemen bu turu gerçekleştirmek için kiraladığımız arabayla yola koyulduk. (Ufacık bir not; lütfen, ama lütfen burada araba kiralayın. Yollar gözünüzü sakın korkutmasın, aslansınız, kaplansınız, siz bu işi yaparsınız. Araba kiralayan herkese yol boyunca bu harika fönlü saçlı atları ve şişmoş koyunları görmeyi, ve onlara sarılmayı vadediyorum. Tercih sizin!) Peki bu Golden Circle turumuzun içinde neler var?

 

Thingvellir National Park

Bu rotada gitmeniz gereken ilk lokasyon Thingvellir National Park. Biz gittiğimiz zaman burada inanılmaz bir rüzgar (içliklerimizi lütfen unutmayalım, yanımıza da sakın şemsiye almayalım) ve bolca turist vardı. Game Of Thrones sevenler buraya! Dizinin birkaç sahnesi bu bölgede çekilmiş. Açıkçası bunu duyunca pek de umrumda olmadı ama eminim sırf bunun için bile burayı görmek isteyenler olacaktır!

Bu bölge, İzlanda’nın tamamını temsil eden, 930 yılında kurulan ve 1798 yılına kadar toplanan, ‘Althing’ adında dünyanın en eski meclislerinden birisinin toplandığı bir alan. Tüm bu tarihi öneminin yanında doğal güzellikleri de yanında bonus olarak geliyor. Bu parkta keşfe çıkarken çadırlarını kurmuş, kamp yapan insanları gördük. O dönem, kamp olaylarıyla pek içli dışlı değildim, o yüzden pek anlam verememiştim. Şimdi yeniden düşünüyorum da, orada kamp yapmak gerçekten harika olur! Belli mi olur?

Haukadalur-Geysir-Strokkur

Off, hazır mısınız? İşte burası harika. Turistik, muristik, selfie stick’li, gürültülü ama burası bir efsane!

Ben, Strokkur Gayzerini fazlasıyla havalı buldum. Yaklaşık 100 derece sıcaklığındaki bir suyu, tamamen kafasına göre 7-8 dakikada bir hemen hemen 30 metre yüksekliğe fışkırtan bir gayzer düşünün. So cool…

İnanılmaz değil mi? Su yukarı ilk fışkırdığı zaman ‘Yahu noluyoruz yaa’ şeklinde şaşırmamın akabinde hemen ‘Allahım kesin bu kaynar sular benim kafama düşecek, burada da beni bulacak’ diye düşünüp etrafta kendi içimde bir panik dalgası yaratıp kaçmaya, evet kaçmaya çalışmıştım. Korkmanıza hiç gerek yok, böyle bir olay başınıza gelmiyor… Islanıyorsunuz ama, gayet tatlı tatlı ıslanıyorsunuz. Şimdi bu tatsız anımı unutabilirsiniz.

Gulfoss

Golden Circle turunun olmazsa olmazlarından bir tanesi daha… Hayatımda gördüğüm en güzel gökkuşağını Niagara Şelaleleri’nde gördüğümü düşünüyordum fakat sevgili Gulfoss, tüm ihtişamıyla Niagara’yı bence tokatlıyor.

Şansımıza hava güneşliydi ve gökkuşağını görebildik! -Hayattaki küçük mutluluklar… Gulfoss, halihazırda zaten Golden Falls anlamına geliyormuş, pek şeker yahu :)

Gulfoss, kaynağını İzlanda’nın en devasa ikinci buzulu olan Langjökull’dan alıyor ve sularını, yaklaşık 35 metre yükseklikten, yine devasa bir kanyona döküyor. Sana helal olsun Altın Kız.

Kerid Crater Lake

Hayatımın en havalı fotoğraflarından birini bu krater gölünde çekildim, bu sebeple kendisinin bendeki yeri bir hayli ayrıdır. Turumuza elveda diyeceğimiz bu şahane renkli krater gölü devasa değil, uzaktan görünce gözünüz korkmasın. En başta, yukarıda biraz gezindik ve sadece buranın ne kadar harika olduğunu, hayatımızda aldığımız en doğru kararın İzlanda’ya gelmek olduğunu düşündük. Gerçekten. Tarihi olan, bir değere sahip her şeyin bir çırpıda yıkıldığı, betonlara boğulduğumuz, nefes alamadığımız ve yaz aylarında serinleyemediğimiz canım ülkemden sonra böylesine bir sadeliğin bizi nasıl etkilediğini fark ettik. Önümüzdeki tek şey, içi su dolu bir boşluk. Daha ne olsun?

Yukarıda turladıktan ve bu havalı fotoğrafımı çekildikten sonra yamaçtan aşağı inerek gölün kenarına ulaştık. Aşağısı dingin ve sade. Göle karşı bir tanecik de bank koymuşlar. Bu ne şekerlik yahu? Sizi seviyorum İzlandalılar.

İzlanda henüz bitti sanmayın, coming soon…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?