Bayram tatili eminim ki hepimiz için çok değerli bir fırsattı, şehir hayatının yoğun temposuna bir süreliğine dur deyip, biraz soluklandık. Ruhlarımız doydu, yepyeni ve harika anılarla geri döndük. Evet, rutine geri dönmenin de ayrı bir güzelliği var ama elimde değil, ben hala tatilin etkisindeyim! Ellerim buruş buruş oldu ama denizden çıkamadım daha, toparlanıp başlayamadım dönüş yoluna. Peki hala neredesin derseniz; doğaya ve yeşilin tonlarına aşık, sadeliğe tutkun biri olarak Kabak Koyu’nun buz gibi sularında yüzüyorum ben. Koca bir 1 hafta geçirmişim bu cennet koyunda; ne zaman başladı, ne zaman bitti farkına varamadan. Nasıl geldim, nerede kaldım, neler yaptım, detaylardan bahsedersem hatırlarım belki. 

Kabak Koyu

Fethiye’nin Faralya köyü çevresinde saklı Kabak Koyu, yıllar boyu bakir kalabilmiş doğası ve büyüleyici konumuyla, kelimenin tam anlamıyla bir cennet. 1987 yılına kadar ayak basılmadığı söylenen koy; Likya Yolu üzerinde bulunuyor, denize meyilli bir yamaçta ve kızıl çam ormanları içinde yer alıyor. Gemile Koyu olarak da anılan koy, upuzun ve çakıllı plajıyla karşılıyor sizi. Alabildiğine uzanan turkuvaz bir deniz, bolca huzur ve keyif. Daha ne istenir?

Sevgili sevgilim :) ile çıktığımız Kabak Koyu macerasını sizinle paylaşmadan önce, bu tatilin benim için belki de en önemli detaylarından birine değinmek istiyorum. Hayatımda ilk kez, tek bir sırt çantasıyla çıktım seyahate! Uçuş uçuş t-shirt’ler, iki üç şort ve birkaç küçük olmazsa olmaz daha. Size ne kadar hafif, özgür ve mutlu hissettiğimi anlatamam. Dilediğim an çantamı kapıp dilediğim yere gitme özgürlüğüm vardı, uçaktan indiğimde hayat boyu büyük bir zaman kaybı olduğunu düşündüğüm valiz bekleme sırasına girmedim, elimi kolumu sallayarak çıktım. Artık daha da eminim, bu tatil yalnızca görünen yüzünde tek bir sırt çantasıyla seyahat etmek olarak değil, çok daha derinine inildiğinde sadeleşmek, yetebilmek ve az ama öz’le mutlu olmak yolunda benim için bir başlangıç oldu diyebilirim. Şimdi gelelim, Kabak Koyu’na ulaşım konusuna…

Kabak Koyu’na Nasıl Gidilir?

 

View this post on Instagram

 

A post shared by 🌳 K A B A K K O Y U 🌲 (@kabakvadisi) on

Kabak Koyu’na farklı şekillerde ulaşmak mümkün ancak bana sorarsanız en zahmetsizi ve rahatı uçakla yaklaşık 1 saatte Fethiye’ye varmak ve sonrasında yolculuğa otobüs, minibüs ve dolmuşlarla devam etmek. Ne tekneyi nereye bağladık derdi var, ne arabayı nereye bırakacağız endişesi. Bir şey bağlamasın sizi kendine, kuş kadar hafif olun bana sorarsanız!

Siz ne yaptınız derseniz, Dalaman Havalimanı’na ulaştıktan sonra hemen önünden kalkan Muttaş adlı servislerle (buradaki Havaş’lar gibi) Fethiye Otogarı’na gittik. Buradan da, Faralya’ya giden dolmuşlardan birine bindik. Bu dolmuşlar sizi Kabak Koyu’nun yer aldığı yamacın tepesinde bırakıyor, buradan da koyun en aşağı noktasına kadar inen farklı araçlara binmeniz gerekiyor. Yalnız baştan söylemeliyim, koya inen yol biraz korkutucu. Koca bir uçurum boyunca döne döne aşağı iniyorsunuz. Ama yine de sıkıntıya girmeyin, bu araçlar günde onlarca kez inip çıkıyorlar koydan. Bu da tatilin adrenali olsun deyin, geçin. :)

Kabak Koyu’nda Nerede Kalınır?

Kabak Koyu’nda nerede kalınır denince, belki de hepimizin aklına aynı seçenek geliyor: tabii ki kamp! Öyle büyük doğal güzelliklerin içerisindesiniz ki, insan zaten burada lüks ve konfor aramıyor. Üzerimi kapatacak bir şey olsun, bir de kafamı yumuşak bir zemine koyayım, doğanın içinde kıvrılır uyurum kafasına giriyorsunuz. :)

Biz altı gün, beş gecelik Kabak Koyu tatilimizin üç gecesinde kamp yaptık, iki gecesinde de bungalovda kaldık. Daha önce Kazdağları’ndan Şile’ye farklı noktalarda kamp deneyimini yaşamış biri olarak söylemeliyim, Kabak Koyu’nda kamp bambaşka. Beş adımda denizdesiniz, uyandığınız an gözünüzü Kabak’ın serin sularında açabilirsiniz. Tabii bu yalnızca Sea Valley‘de kamp yaparsanız böyle. Buraya ister kendi çadırınızla geliyor, ister onların çadırlarında konaklıyorsunuz. Biz onların çadırında konakladık, çok da memnun kaldık. Duş ve tuvaletler ortak ancak gayet temiz. Çadırları oldukça büyük, içinde ayağa bile kalkmak mümkün. Ödemenize kahvaltı dahil oluyor, sabahları açık büfeden kendinize hazırladığınız tabakla köşenize kurulup keyif yapabiliyorsunuz. Buranın ayırt edici özelliklerinden biri de, tüm alana yayılmış keyif noktaları. Bir köşede çimlerin üzerine yerleştirilmiş koltuklar var, bir köşede gölgede kalan masalar, bir alan ise tamamen renkli renkli armut koltuklardan oluşuyor. Söylememe gerek yok, her biri masmavi bir sonsuzluğa bakıyor.

Üç gecelik kamp maceramızdan sonra, kendimizi ağaç evimizin kollarına bıraktık. Rezervasyon yaparken buraya bayılmıştık ama bu kadarını tahmin edememiştik! Panoramik bir deniz manzarasına bakan, minicik ve önündeki terasıyla bizi etkileyen ağaç evimiz, bir adım yanımızdaki havuz, hemen yanında tatlı, tahtadan şezlonglar, etrafımız zaten yemyeşil, karşımızda koca dağlar… Rüyada gibiydik. Neresi burası derseniz, herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğim Kabak Natural Life.

Adı üstünde, burada her şey çok doğal, organik, insanlar çok sıcakkanlı. Buraya adım atan herkes birbirini tanıyor gibi. O kadar ki herkesin ortak masalarda yediği ve sağlıklı seçeneklerle dolu olmasına özen gösterilen akşam yemeklerinde birbirinden güzel kalpli insanlarla tanıştık. Birinde Dora ve Osman, diğer akşam Ediz ve Sevgi… 10 yıl sonra kendimizi nerede gördüğümüzden tarihi konulara, sohbete doyamadık, bir baktık konuşurken saatler geçmiş!

Kabak Koyu’nda Ne Yapılır?

Kabak Koyu’nda yapılacak en güzel aktivite, keyif! Burada denize karşı bir süre oturmak bile tüm yorgunluğunuzu atmak için birebir. Ancak bu size, koy içerisinde yapılacak bir şey yok herhalde diye düşündürmesin. Sadeliğin güzelliği de burada zaten. :)

Tüm farklı yerlerde konaklayanlar, yani Kabak Koyu’nda bulunan herkes aynı yerden denize giriyor. Upuzun, çakıllı bir plaj hayal edin. Çoğunluğun tercih ettiği yer hep burası. Özellikle sabah erken saatlerde burada denize karşı yoga yapmanın keyfi uzun zamandır yaptığım keyiflerin en iyisiydi diyebilirim. Güne fresh bir başlangıç yapıyor, yoga ile bedeninizi ve ruhunuzu arındırdıktan sonra, bu güzel başlangıcı bir de deniz sefasıyla taçlandırıyorsunuz.

Aynı şekilde; plajda kitap okumak, müzik dinlemek, yakınlardaki marketten sevdiğiniz abur cuburları alıp piknik yapmak en güzeli. Akşamlarıysa Kabak’ın plajı ayrı güzel, kafanızı kaldırdığınızda gördüğüm manzaranın etkisinden hala çıkamadım diyebilirim. Ve doğru söylüyorum, yıldızların çokluğunu ve ışıltısını ilk gördüğümde bir süre ağzım açık kalakaldım…

Eğer siz de Kabak Natural Life’ta konaklamayı tercih ederseniz, buranın tamamen yoga ve meditasyona ayrılmış katına bayılacaksınız. Benim tatil boyunca en sık uğradığım nokta burası oldu diyebilirim. Sabah uyanıp burada koca dağlara, ağaçlara ve hemen yanınızdaki deniz manzarasına karşı yoga yapmak gibisi yoktu.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by 🌳 K A B A K K O Y U 🌲 (@kabakvadisi) on

Kabak Koyu’nda yapmadan dönmemeniz gerektiğini düşündüğüm aktivitelerden biri de kano! Boncuk Koyu’na kadar rahatlıkla açılabilirsiniz, biz öyle yaptık. Yepyeni minik koylar ve mağaralar keşfetmek çok eğlenceliydi. Ve yazımın başında bahsetmiştim, Kabak Koyu Likya Yolu’nun üzerinde bulunuyor. E, size de spor ayakkabılarınızı giyip yollara düşmek kalıyor! Yolun bitiminde Aladere Şelalesi’ne varıyorsunuz, bunun içinse iki alternatifiniz var; uzun yol ve kısa yol. Biz uzun yolu tercih ettik, gidiş dönüş toplam 3 saat sürüyor. Ardıç ve çam ağaçlarının arasında yürüyüş yapmak, tırmanmak, zorlu noktaları aşmak ve yol boyunca farklı hayvanlarla karşılaşmak (yılan dahil!) gerçekten güzel bir deneyimdi. Kısa yolun özelliğiyse tabii ki daha az sürede şelalelere ulaşmanız ancak bu yol tamamen kayalarla dolu. Trekking tutkunuysanız tavsiye ederim, ama öyle bir iddianız yoksa siz de gelin, bizim gibi güzel güzel uzun yolu tercih edin. :) Yol boyunca, önceden kayaların üzerine çizilmiş kırmızı ve beyaz işaretler size yardımcı oluyor, onları takip edebilirsiniz.

Unutmadan, bu yolculuğu akşam saatlerine bırakmamanızı öneririm. Biz birilerinin uyarmasıyla adeta akşama kalmanın kıyısından döndük. Hava kararınca ormanda yaban domuzları ve daha birçok vahşi hayvan oluyor, yemek aramaya çıkıyorlarmış. Aman!

Peki ya akşam? Dediğim gibi, akşamları plajlarda yıldızları izlemek başlı başına büyük keyif. Ancak Kabak Natural Life’ta kalanlara önerim, neredeyse her akşam gerçekleşen performanslarda yerlerini almaları. Bir de etnik müzik seviyorsanız, keyfinize diyecek olmayacak. Ortam şöyle; en ortada koca bir ateş, etrafta oturup keyif yapan insanlar, bazen canlı / bazen DJ performansı ama kulağınızda hep rahat ve salaş bir müzik. Bar bölümünün de kokteyl açısından oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim, kolak kolay kokteyl beğenmeyen ben, ilk denediğim kokteyle bayıldım.

Siz de bu yaz, doğayla iç içe, huzur ve keşif dolu bir keyif tatili arıyorsanız, Kabak Koyu’nu listenize ekleyin derim. İyi yazlar!

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Kocabahçe Glamping

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN