III. Kadın Yüzler Festivali: Kaçırılmaması Gereken 5 Oyun
Kadınların sahnede özgürce var olabilmesi için bir alan açma hayaliyle yola çıkan Kadın Yüzler Festivali, 16-30 Haziran 2025 tarihleri arasında tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Üçüncü yılında Asmalı Sahne, INOGAR ve MU PERA iş birliğiyle gerçekleştirilen festival boyunca Beyoğlu’nun farklı noktaları, yalnızca kadın oyuncuların sahne aldığı ve kadın hikâyelerinin anlatıldığı ulusal ve uluslararası birçok tiyatro oyunu ve performansa ev sahipliği yapacak. Bu yıl “Sahneden Dünyaya Bak” mottosunu benimseyen festival, seyircileri sadece izleyici olmaktan öteye taşıyarak onları; kadınların deneyimlerine, direnişlerine ve hayallerine ortak edecek. Festivalde bunun yanı sıra sanatçılar, yazarlar ve yönetmenlerle ilham verici buluşmalar, kadın sanatçıların eserlerinden oluşan tematik sergiler, dans performansları ve kadın şairlerin sesiyle şiir dinletileri de olacak. Ben de bu kapsamda festivalin dopdolu programı içinde kaçırılmaması gerektiğini düşündüğüm beş oyunu sizinle paylaşacağım. Keyifli okumalar dilerim.
Hrisantos’u Kim Öldürdü? (Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu)
Festivalin dikkat çeken yapımlarından biri olan Hrisantos’u Kim Öldürdü?, seyircisini farklı soruların izinden tarihsel bir yolculuğa çıkaracak. 21 Ocak 1929’da Tatavla’da ne olmuştu? Bakkal Yanni’nin rakı sevdasından mı olmuştu olan yoksa Terkos donmuştu da su mu yoktu? 500 ahşap ev yanmıştı da kimse ölmemiş miydi? Tatavla’nın tavernalarının birinde, bir Rum kadının, tüm şarkıları, aşkları, hikâyeleri yanınca efsunu kalır mıydı bu şehrin? Şarkıların hikâyeleri ve hikâyelerin şarkılarıyla Tatavlalı bir kadın ve bir katilin aşkı koca bir semt yanarken baki kalır mıydı? Peki Hrisantos’u gerçekte kim öldürmüştü? Cevaplarını izini sürmek isteyenler için listeye alınması gereken bir oyun. Rejisini Hasan Şahintürk’ün üstlendiği oyunun oyuncuları ise Başak Şamlıoğlu Huvaj ve Tuncay Çağıl.
Othello! Seyircili İntikam Provası (YUSTUDIO)
Othello’nun hikâyesini bilmeyen tiyatrosever yoktur kanımca. Bilinen klasik hikâyeyi anlatı geleneğimizin imkânlarından faydalanarak sahneye taşıyan Othello! Seyircili İntikam Provası, festivalin es geçilmemesi yapımlarından biri. Beliz Güçbilmez’in yazdığı ve Yarkın Ünsal’ın yönettiği oyun, kötülüğün kirli tuzağı içinde adalet terazisi bozulan bir dünyanın farklı zaman dilimlerindeki karakterleri olan Desdemona ile Elvan ve Othello ile Mahmut’u taban tabana getiriyor. Bu ilgi çekici fikir, Shakespeare’in metninden beslenen yapısı ile bugünün dünyasında kadın olarak var olmanın zorluğunu yüzümüze çarpıyor. Sade bir sahne tasarımının hakim olduğu oyunda sahnenin önünde ve arka kısmında yer alan toplam dört adet tül perde, bir yandan zaman ve mekân geçişlerine yardımcı olurken bir yandan da oyuncuların farklı karakterlere bürünmesinde bir yardımcı olarak kostüm görevi de görüyor. Kuşku adı verilen kıvılcımın zihinde hızla filizlenerek bir sarmaşık misali her noktaya nüfuz etmesi ile kıskançlık denen zehirli bir ateşe dönüşmesi, metinle birlikte seyirciye de yansıyor. Aklı, zihni, ruhu yakıp kavuran kıskançlığın yol açtığı ve kadınların ensesinde olduğu an peşini bırakmayan o ölüm, yüzyıllar boyunca değişmeyen sistemin yüzünü yansıtıyor. Oyuncular Meltem Erkurtulgu ve İpek Sarılar.
Paramnezi
Festival, sezon içinde sahnelerde izlediğimiz oyunlar kadar yeni oyunların prömiyerine de ev sahipliği yapıyor. Bu yıl onlardan biri ise Burcu Tokuç’un yazıp oynadığı Paramnezi olacak. Birçok kişi için yabancı sayılabilecek bu kavram, anların çarpıtılması sonucu ortaya çıkan bir bellek bozukluğunu ifade ediyor aynı zamanda. Oyun, bundan yola çıkarak bir kadının hayatta sıkışmışlığını, üstüne yüklenen sosyal roller ve baskılardan kurtulma çabasını absürt bir dille anlatıyor. Kadının çözüm arayışı ve varoluş sorgulaması bir süre sonra Camus’nun Sisifos’unda olduğu gibi kendini tekrar eden bir döngüye giriyor. Tokuç’un 2020 yılında yazdığı oyunun rejisini Derya Yıldırım üstlenirken koreografide ise Seda Özgiş imzası bulunuyor.
Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor (BGST – Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu)
Festival bu yıl edebiyata ilgi duyan sanatseverler için de ilgi çekici bir alternatif sunuyor. Duygu Dalyanoğlu’nun yazdığı ve Aysel Yıldırım’ın yönettiği Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor oyunu da onlardan biri olarak seyircisiyle buluşacak. Kırkıncı yaşına ülkesinden uzakta, Londra’da giren bir kadın… İki göz odalı, geçici kiralanmış bir evde, o sabah da günün ilk ışıkları ile açıyor gözlerini. Kendi kadar inatçı kanseri onu rahat uyutmadığından mı? Ölüme inat içinde bir türlü gem vuramadığı o yaşam hızı onu ele geçirdiğinden mi? Yoksa yazdığı karakterler uyku ile uyanıklık arasında ona musallat olduğu için mi? Eğer bu kadın Sevgi Soysal ise bu soruların tek bir cevabı yoktur çünkü ihtimaller pek çoktur.
Çoğalmayı seven ve bundan asla korkmayan Sevgi Soysal ona gelen gizemli paketin içinden çıkan kitaplarının sayfaları arasında hem kendi geçmişine hem de memleketin tarihine doğru bir yolculuğa çıkar. Cumhuriyet’in 25’inci yılından 50’nci yılına uzanan bu yolculukta arkadaşlığı, yoldaşlığı, aşkı, ısrarı, inadı, isyanı, yokluğu, çokluğu, zulmü, sevinci, kahkahayı, alayı hatırlarken hep ölümün kıyısında dolanacak ama yürümekten hiç vazgeçmeyecektir. Bir kadının nasıl büyüdüğünü ve bir ülkenin nasıl dönüştüğünü hatırlarken hep gerçeklerden geçecektir yolu. Bu hikâyeye sahnede can verecek isimler ise Banu Açıkdeniz, Burcu İsra Kanbakoğlu, Duygu Dalyanoğlu, Nihal Albayrak ve Zeynep Okan.
Solist (Değirmen & Uyumsuz Tiyatro)
İlknur Güneş’in Jean Cocteau’nun La voix Humaine oyunundan dilimize çevirip yeni bir bakış açısı ile uyarladığı ve Gamze Bayraktaroğlu’nun oynadığı Solist, festivalin kaçırılmaması gereken bir başka yapımı. Günümüz insanın hayata bakışını, bir kadının gözünden sorgulayan oyunda kadın; sevgilisi ile telefonda ayrılık konuşması yapar, birçok açıdan istemeden kabullendiği görüşlerini, inançlarını, alışkanlıklarını özgürleştirmek için büyük bir çaba gösterir. Kadın sevmediği ve eleştirdiği düzenin bir parçası olmuştur. Yalnız kalmak ona çok korkutucu gelse de bu manipülatif yaşamdan sıyrılmak için var gücüyle çabalar.
Oyun özellikle de eski değerler ile yeni değerler arasında sıkışıp kalmış 30’lu ve 40’lı yaşlardaki insanların yeni ahlaki bakış açılarını, özgürlük anlayışını, kadın erkek ilişkisini, sosyolojik ve psikolojik anlamda toplumsal değişimleri kadın bir birey üzerinden tartışıyor. Köpek havlaması ve bateri sesi oyuna bir müzik gibi eşlik ederken kadın oyuncu bir solist gibi konuşmanın müziğinde kendini arar. Sadece koltuk sandalye ve merdiven gibi endüstriyel görünümlü dekor parçalarının çevrelediği kadın; bu soğuk, metal ve beton dünyanın içinde kendini hiçbir yere ait hissetmemektedir. Kadının güçlenme, yeni bir hayata başlama ve içsel yolculuğu dijital dünyanın içinde saklanmış bir insan sesindedir.
16-30 Haziran 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek III. Kadın Yüzler Festivali’ne dair merak ettiğiniz diğer tüm ayrıntılara festivalin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. Şimdiden keyifli festivaller.
Kapak Fotoğrafı: Artbox
İlginizi çekebilir: Eda Geven’den 2025’in Yeni Oyunlarından Notlar

Halil Şimşek













harika⭐
✨