Önce bir arkadaşım geldi dedi ki Kafası Karışık Kontrtenor’e gidiyoruz. Ben de bu kimdir, zaten kontrtenor nedir gibi sorularla kafam karışmak üzereydi ki, arkadaşımdan şöyle bir açıklama geldi: Şimdiden acele etmene gerek yok zaten gösteri boyunca kafanın karışacağı garanti ama önce taburede otururken bir süre sonra eller havaya yapacağın ve hatta kendini taburenin üstünde bulacağın daha çok garanti! Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete diyerek, biletleri aldık ve bir Cumartesi akşamı Garajistanbul’un yolunu tuttuk.

Gösteri saat 22:30’da başlıyordu ancak erken gitmeye çalıştık ama Garajistanbul sınırlarına geldiğimizde bir baktık ki mekan çok kısa sürede dolmuş, hatta taşmış. Oturacak bir masa ayarlamamız ve sağdan soldan boş tabure almamız bu kadar erken gitmemize rağmen biraz zor oldu. Yerleştikten sonra içkilerimizi söyledik. Artık kafamızın karışması için hazırdık. Derken perde açıldı. Önce Kalp Kırmayan Erkekler Orkestrası sahnede belirdi ve Kafası Karışık Kontrtenor Nuri Harun Ateş sahneye davet edildi. Zımba işlemeli bir gömlek ve pantolon giymiş şekilde dumanlar arasından sahneye geldi ve işte ne olduysa her şey bundan sonra oldu. 80’lerden bir şarkıyla başladı, sonra 90’lara gitti, gençlik yıllarımızı hatırlarken yine kendimizi çocukluğumuzda bulduk ve ardından günümüzün şarkıları arasında yüzdük. Sadece Türkçe pop yoktu: Caz, alaturka, arabesk, yabancı pop yani ne ararsanız hepsi vardı. Bunlar da yetmiyormuş gibi her şarkıyı neredeyse 10 ayrı ses tonuyla söyledi ve ben karıştım, şaşırdım, etkilendim ve coştum.

İlk birkaç şarkıdan sonra ise aslında opera ile ilgili olduğunu tahmin ettiğim, çok merak konusu olan kontrtenor kelimesine açıklık getirdi. “Kontrtenor” ses renklerinde en ince, tenor sesinden de ince, ses demekmiş ve kendisi de opera eğitimialmış. Hemen sonrasında ise “siz şu anda sahnede beni elinde tef çalan, gerdan kıran bir şarkıcı olarak görebilirsiniz ama aslında benim bir kontrtenor olduğumu bilmelisiniz” dedi ve bir  arya söyledi. Kendisi ile özdeşleşen bazı yabancı şarkılar da tüm bu karışıklığın içinde yerini aldı. Repertuarında en çok yer verdiği sanatçı Ajda Pekkan’dı ama Frank Sinatra’yı da anmadan geçemedi. Tempo yavaşlarken tekrar hızlandı ve oturup da eşlik edeceğimiz şarkılarla devam etti. Nilüfer’den Orhan Gencebay’a, Fatih Ürek’ten Zeki Müren’e kadar bildiğimiz bilmediğimiz birçok şarkıcıyla özdeşleşen şarkıları kendi yorumuyla yeniden bize hatırlattı.  Tabii tüm bunları elinde mikrofonla sadece sahnenin bir ucundan öbür ucuna yürüyerek yaptığını sanıyorsanız, aldanıyorsunuz. Bir yandan bateristi olduğunu tahmin ettiğim bir kişiyle dans gösterisi yaptı. Bir ara melek kanatları geçirdi. Ama tüm bu gösterilerin en etkileyici bölümü, tavandan pembe tüllerle inen bir salıncakta sallanması, şarkılardaki romantizm havasını pekiştirmesiydi.

Bu karışıklığa verdiği 20 dakikalık aranın ardından bu sefer bateristi sahnede süper bir dans şov yaptı ve eğlencenin ikinci kısmına da yine tempo düşmeden devam etti. Bir 80’lerden, bir 2000’lerden sonra yabancı birkaç şarkıyı ve günümüzün popüler şarkılarını farklı yorumlarla, farklı tonlarla ‘ortaya karışık’ olarak söyledi. Tabii yine şovlar, kısa sorular, seyircilerle sohbet derken kapanışı Ajda Pekkan’la yapar diye düşünürken, en son Türkan şarkısını duyduğumu ve söylediği arabesk bir şarkıyla halay çektiğimi hatırlıyorum. Dediğim gibi kafam doğal olarak çok karışmıştı.

Toplam 3-4 saatlik gösteri boyunca bizi eğlendirmesinden ziyade kendisinin daha çok eğlendiğine eminim. Şarkı seçimleri, geçişler, dans, şov ne varsa hepsi çok güzel kurgulanmıştı ve kontrtenorümüz de tüm bunları çok başarılı bir şekilde sundu. Bu kadar eğlencenin sonunda şarkılara eşlik edeceğim diye boğazım patlamış, dans ettiğim ve taburelerin üstünde tepindiğim  için enerjim bitmiş bir biçimde Garajistanbul’dan ayrıldım ama iyi ki gelmişim dedim. Kafası karışık bir deneyim yaşamak istiyorsanız hem de bu kadar uygun bir fiyata eller havaya yapalım ve “sabahlar olmasın” diyorsanız Garajistanbul’a uğramanız gerek.

Kontrtenor  Nuri Harun Ateş, her ay bir veya iki defa Garajistanbul’da sahne alıyor.  En yakın tarih olarak 27 Nisan’da bir gösterisi var. Ayrıca “İstanbul için Damar Vakti” ismiyle de başka bir programı da bulunuyor ve benim de bir sonraki planım bu gösteri olacak.  Biletleri Biletix’ten veya Garajistanbul gişelerinden temin edebilirsiniz. Acele etmekte yarar var çünkü biletler çok kısa sürede tükeniyor.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?