Hem sessiz, sakin, kalabalıktan uzak ve huzurlu, hem de mis gibi bir denizi var. Karaburun’da bir hafta sonu size yetmeyecek, eminim yine yeniden gelmek isteyeceksiniz Ege’nin bu keşfedilmemiş güzel yerine!

Geçen seneden bu yana Karaburun’a gelmek istemiş, hatta bir kez plan yapıp iptal etmek durumunda kalmıştım. Bu yüzdendir ki buraya ilgim geçtiğimiz bir sene içinde daha da arttı ve yol bitip de Karaburun tabelasını görünce çok mutlu oldum. İzmir’e yaklaşık bir saat uzaklıkta bulunan Karaburun, İzmir’in en küçük ilçesi. Birkaç sene önceye kadar virajlı ve zorlu yollara sahip olduğu için fazlaca keşfedilmemiş, daha çok yazlıkçıların tercih ettiği sakin bir bölge. Oysa denizi mükemmel, sahildeki restoranlar da fazlasıyla lezzet barındırıyor. İyi ki keşfedilmemiş diyebilirsiniz geldiğinizde.

Özellikle buradaki Bodrum Koyu, Manal Koyu, Mimoza Koyu, Dolungaz ve 10 km uzaktaki Mordoğan Ayıbalığı Koyu gerek suyun berraklığı, gerekse temizliği ile bir harika. Fazlasıyla fotojenik olan koylarda duraklamak, manzaranın tadına varmak gerek. Özellikle akşamüstü Sarpıncık Feneri çevresi ile Karaburun sahilde günü batırmak keyifli.

Peki Karaburun’da nerede ne yenilir, nerede kalınır? Biz Ergin Pansiyon‘u tercih ettik, açıkçası yalnızca Instagram hesaplarından görerek rezervasyon yaptırmıştım; ancak konaklama için daha detaylı bir inceleme gerekirmiş.

Konaklama için olmasa da yemek ve denize girmek için Ergin Pansiyon tercih edilebilir. İşletmenin hemen önünden denize girilebiliyor. Yemekleri ise gerçekten lezzetli. Özellikle öğlen taze çıkan mezeleri, börek çeşitleri ve sarımsaklı yoğurtlu sos ile sunulan çıtır çıtır patates eşliğinde biranızı yudumlamak bir ömre bedel; ancak kalmak için bir sonraki gidişimde Mimoza veya Saklı Konak’ı tercih edeceğim gibi görünüyor.

Akşam yemeği için ise Karaburun sahilde seçenekler çok. Önce kısa bir yürüyüş, ardından mis gibi kokuların yükseldiği mekanların birini tercih edebilirsiniz. Buradaki en meşhur yerler Giritli Meyhanesi ve Altın Tabak İsmet Usta. Giritli’de yer olmadığı için biz Altın Tabak’ı denedik. Özellikle balık çeşitleri (sardalya!) ve klasiklerden karides güveç lezizdi; ama ikinci gece gittiğimiz İskele Restoran benim için yemek açısından tatilin favorisi oldu. Kalamarının ve mezelerin tazeliği bir yana, börülcesi bugüne değin yediklerim arasında en iyisiydi! Yemek sonrasında ise gerçekten tüm Magger’ları mutlu edebileceğini düşündüğüm Puravida‘da bulduk kendimizi.
Canlı müzik ve jazz eşliğinde saatler nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile. Bu arada günübirlik gittiğimiz Mordoğan’daki Problem’in Yeri‘nde meşhur Tirit köfteden yemeyi ve Saip Köy Kahvesi’nde kahvenizi yudumlamayı da unutmayın! Dönüş yolunda Urla‘ya uğrayıp şarap satın alabilir, Bone Coffee’de kahve molası verip fotojenik duvarı ile karşılıklı oturup Urla’nın nabzını tutabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Naz Kavas’tan “Kısa Bir Ege Turu: Seferihisar, Urla, Ilıca, Alaçatı

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN