Moda’da Minik Bir Japonya: Kawaii Cafe’de Sevimli Bir Mola
Moda’nın ara sokaklarında yürürken bir anda karşınıza Japonya’dan kopup gelmiş gibi hissettiren bir yer çıkıyor: Kawaii Cafe. İsmi Japonca’da “sevimli” anlamına gelen bu kafe, sadece tatlılarıyla değil, atmosferiyle de gerçekten bu hissi yaşatıyor. Minik figürlerle dolu duvarları, pastel renklerle dekore edilmiş sıcak alanı ve menüsünün yıldızı Japon cheesecake’iyle, adım attığınız anda başka bir dünyaya geçiş yapmış gibi hissediyorsunuz.
Bu özel mekânın arkasında ise yaratıcı bir çift var: Mustafa Kerpiç ve Kardelen Kerpiç. Mustafa, Kawaii Cafe’nin kurucusu ve mutfağının şefi. Kardelen ise bir iç mimar olarak mekânın tüm ruhunu şekillendiren tasarımların sahibi. Onlarla bu tatlı ve detaylı dünyanın nasıl ortaya çıktığını konuştuğumuz keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Kawaii Cafe ismi nereden geliyor? Bu isimle nasıl bir duyguyu ya da ruh hâlini yansıtmak istediniz?
Kawaii” Japonca’da “sevimli” demek. Mekânı planlarken sadece tatlıların değil, ortamın da insanın içini ısıtan bir havası olmasını istedik. Renklerden dekorasyona, tatlıların sunumundan kafenin küçüklüğüne kadar her şey bu ‘kawaii’ duygusunu yaşatmaya yönelik aslında. Sevimli, sade ve huzurlu bir deneyim sunmak istiyoruz.
Japon cheesecake menünüzün başrolünde. Bu tatlıyı seçmenizde özel bir hikâye ya da tatil anısı var mı? Nerede karşılaştınız ilk kez?
Japon cheesecake’le ilk olarak izlediğim animelerde karşılaştım. Zaten görünüşüyle bile insanı etkileyen bir tatlı; sallanan yapısı, hafifliği ve bulut gibi yumuşak dokusu beni çok cezbetti. Klasik cheesecake’lere göre çok daha zarif ve sade bir karakteri var. Bu yüzden menümüzdeki ana ürünlerden biri olmasına baştan karar vermiştim. Bir diğer önemli sebep de Türkiye’de hâlâ fazla bilinmiyor olması. Kawaii’de bu tatlıyı kendi yorumumla sunarak hem yeni bir deneyim hem de tanıdık bir sıcaklık hissi yaratmaya çalıştım.
Kafenin duvarlarında dikkat çeken küçük figürler ve oyuncaklar var. Bu detaylar mekânın ruhuna nasıl bir katkı sağlıyor? Japon kültüründen ilham alan bu dekorasyonun ardında nasıl bir düşünce var?
Japon kültüründe küçük detayların, figürlerin ve karakterlerin önemli bir yeri var. Biz de bu estetikten ilham alarak hem tatlı hem de biraz neşeli bir atmosfer yaratmak istedik. Kawaii’nin duvarlarındaki objeler sadece dekor değil, mekâna ruh katan unsurlar. Bazı misafirler tatlılardan önce duvarlardaki karakterlerle ilgileniyor; kimileri için nostalji, kimileri içinse yeni bir keşif alanı oluyor. Aslında uzun zamandır figür biriktiren biriyim. Bu birikim zamanla hobi olmaktan çıkıp mekâna yansıyan bir dile dönüştü. Onlara her baktığımda keyif alıyorum. Hobimin işimle iç içe olması bana mutluluk veriyor.
Japonya’ya ya da Japon kültürüne olan ilginiz nasıl başladı? Bir animeden, bir seyahatten ya da bir tatlıdan mı ilham aldınız?
Japon kültürüne ilgim, ilk izlediğim ve hâlâ devam eden anime serisi Bleach ile başladı. 2004’te yayın hayatına başlayan bu seriyi ben 2007 yılında keşfettim. Ardından diğer anime serilerine olan ilgim de hızla büyüdü. O zamandan beri yayınlanan çoğu animeyi takip ediyorum. Kawaii’ye gelen misafirlerle anime üzerine sohbet etmek, bu tutkumu paylaşmak benim için çok keyifli. Ortak ilgi alanları üzerinden kurulan bağlar buradaki samimi atmosferi besliyor.
Menünüzdeki tatlılar burada mı üretiliyor? Özellikle Japon cheesecake’ini hazırlamak için bir eğitim aldınız mı, yoksa kendi yorumunuzu mu kattınız?
Tüm ürünlerimiz, dükkanımızın alt katında yer alan kendi mutfağımızda hazırlanıyor. Tatlılarımız her gün taze olarak üretiliyor ve aynı gün servis ediliyor. Japon cheesecake için özel bir eğitim almadım ama çok fazla araştırma yaptım, sayısız denemeden geçirdim. Malzemelerden pişirme süresine kadar her detay üzerinde titizlikle çalışarak bu tatlıyı kendi yorumumla yeniden yarattım. Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünden mezunum. Mezuniyet sonrası İstanbul’daki çeşitli otel ve restoranlarda çalıştım. Bu süreçte edindiğim mutfak deneyimi ve eğitimim, bugün Kawaii’de sunduğumuz her şeyin temelini oluşturuyor.
Türkiye’de Japon mutfağı son yıllarda daha çok sushi ile anılıyor. Sizce tatlı tarafı da aynı ilgiyi görüyor mu? Japon tatlılarının ülkemizde daha fazla tanınması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Kesinlikle daha fazla tanınmalı. Japon tatlıları, bizim alışık olduğumuz yoğun şekerli tatlardan oldukça farklı. Daha hafif, daha zarif bir dokuları ve çok estetik sunumları var. Yavaş yavaş daha fazla insan bu tarzı keşfetmeye başladı ama hâlâ niş bir alanda diyebiliriz. Belki de bu özel hâli onun cazibesini de artırıyor. Biz de bu tatlı kültürünü tanıtmak ve sevdirmek için buradayız.
Mekânınızı ziyaret edenler arasında Japon kültürüne aşina olanlar kadar, bu dünyayı yeni keşfedenler de var. İlk kez gelen birine Kawaii Cafe’yi üç kelimeyle nasıl anlatırsınız?
“Samimi. Sevimli. Hafif.” Buraya gelen herkesin kendini rahat hissetmesini, içeri girdiği anda yüzünde bir tebessüm oluşmasını istiyoruz. Tatlılarımız gibi hafif ve mutlu hissettiren bir atmosfer sunmaya çalışıyoruz.
Böylece Mustafa ve Kardelen’in özenle yarattığı bu küçük evrenin kapısını biraz aralamış olduk. Bence İstanbul’da Japonya’yla tanışmak isteyen herkesin yolu Kawaii Cafe’den bir gün mutlaka geçmeli.
Kapak Fotoğrafı: Ceren Oğuz
İlginizi çekebilir: Gastro Magger’dan Mochi

Ceren Oğuz 











Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!