Gündemin gerginliği ve karanlığı keyfinizi ve huzurunuzu kaçırdıysa, içinizdeki umut kırıntılarına daha sıkı tutunmak için biraz gülümsemeye ve iyi hissetmeye ihtiyacınız varsa, bu filmler size iyi gelecek!

Yürek ısıtan gerçek hikâyelerden, romantik komedilere, animasyonlardan gülümseten bağımsızlara 10 önerimiz şöyle:


 

***

Huzur Dolu Filmler

Keyfinizi yerine getirecek huzur dolu filmler:

As Good As It Gets | 1997, James L. Brooks

Obsesif-kompulsif, huysuz ve aksi bir yazar olan Melvin Udall, New York’un en sevilmeyen insanlarından biri ve ona tahammül eden tek kişi, her sabah uğradığı kafede kahvaltısını servis eden Carol. Saldırıya uğrayan komşusunun köpeğinin ona emanet edildiği gün, Carol’ın işi bıraktığı günle aynı güne denk gelince çılgına dönen Melvin, hayatını düzeltmek için çabalaması gerektiğinin farkına varıyor. Başrollerini paylaşan Jack Nicholson ve Helen Hunt’a birer Oscar kazandıran As Good As It Gets, içimizdeki kötü düşünceleri atmayı ve hayattaki iyilik, güzelliklere odaklanmayı öğütlüyor.

Away We Go | 2009, Sam Mendes

Uzaklara gitmek bu ara hepimizin düşündüğü şeylerden, değil mi? İlk çocuklarının doğmasına birkaç ay kala her şeyi bir kenara bırakıp uzun bir yolculuğa çıkmaya karar veren bir çiftin yol hikâyesini anlatan Away We Go, yol boyunca karşılaştıkları arkadaş ve akrabaları sayesinde eğlenceli, tuhaf ve unutulmaz bir deneyime dönüşüyor. Film aynı zamanda, bazen “ev” dediğimiz yerin değerini anlayabilmek için uzaklara gitmenin, birbirimize sımsıkı tutunmak için birlikte bir yolcuğa çıkmanın gerekliliğini vurguluyor.

Dan in Real Life | 2007, Peter Hedges

Eşinin ölümünün ardından hayatını çocuklarına adamış bekar bir baba olan Dan, bir gün Marie ile tanışıyor ve hayatı değişiyor. Bu değişiklik önce hayaller kurmasını, güzel günlerin yakın olduğuna inanmasını sağlasa da, Marie’nin aslında erkek kardeşinin sevgilisi olduğunu öğrenmesi işleri biraz karıştırıyor! Her şeye rağmen aşk, sevgi ve sıcaklık dolu bu romantik komedi; Steve Carell ve Juliette Binoche gibi iki zıt karakterde oyuncuyu bir araya getiriyor. Film, Sondre Lerche imzalı şarkı ve müzikleriyle de dikkat çekiyor.

How to Train Your Dragon | 2010, Dean DeBlois & Chris Sanders

Ejderhalara karşı kazandıkları zaferleriyle övünen bir Viking kasabasının şefi Stoick, oğlu Hiccup’ın bir ejderhayla arkadaş olup onunla maceralara atılmaya başlaması karşısında şoka uğruyor. Başta Hiccup ve Dişsiz adını koyduğu ejderhasının dostluğu ve bağına tanık olduklarımız olmak üzere eğlenceli sahneleri ve sımsıcak hikâyesiyle bu animasyon, bazı şey ve insanların bize öyle öğretildiği için düşmanımız olması gerekmediğini vurguluyor.

Juno | 2007, Jason Reitman

16 yaşındaki farklı, cool, dobra ve sivridilli Juno, en yakın arkadaşıyla geçirdiği tek gecenin ardından hamile kaldığını öğrenir. Juno’nun bebeğini doğurup evlatlık vermeye karar verme süreci ve başta ailesi olmak üzere etrafındakilerin buna olan tepkileri, dünyada olumlu şeylerin olduğu, her şeyin yolunda gittiği, aşkın farklı yollarla bizi bulabildiği gibi pozitif mesajlarıyla modunuzu yükseltecek. Özenle işlenmiş bir senaryo ve her bir şarkısı ayrı bir keşfe katkıda bulunacak soundtrack albümünün eşliğinde karşınıza çıkacak Juno, sinemanın mutlaka tanışmanız gereken güçlü kadınlarından.

Karnaval | 2013, Can Kılcıoğlu

36 yaşındaki Alis, kapıdan kapıya dolaşıp Karnaval marka elektrik süpürgelerini pazarlamaya çalışıyor ve babasıyla ettiği kavganın ardından arabasında uyuyor. Bir gün çaldığı bir kapıyı hayatında gördüğü en güzel kız olan Demet açıyor ve tanışıyorlar. Demet, pastacı olma hayalleri kuruyor ve Alis’le tuhaf bir ilişkileri olmaya başlıyor. İzmir sokaklarında geçen Karnaval, Serdar Orçin ve Tülin Özen’in uyumlu performanslarıyla günümüz Türkiye sinemasının en iyi-hissettiren filmlerinden biri…

Lars and the Real Girl| 2007, Craig Gillespie

ABD’nin bir kuzey eyaletinde yaşaya Kuzey Avrupa kökenli Lars Lindstrom, tüm bu kuzeyliliğe rağmen renkli ve sımsıcak bir karakter… Ama biraz da tuhaf! Örneğin erkek kardeşine onu ve eşini yeni kız arkadaşıyla tanıştıracağını söylediğinde, akşam yemeğine yanında bir şişme bebekle çıkageliyor. Tüm bu tuhaflığa rağmen sadece onlar değil tüm kasaba Lars’ın kız arkadaşının gerçekliğine inanmayı / inanıyormuş gibi yapmayı seçiyor ve bize de olanlara gülmek düşüyor.

Mozart and the Whale | 2005, Petter Næss

Norveç sinemasının sevilen yönetmenlerinden Pertter Næss’in İngilizce çektiği bu kendini-iyi-hisset filmi, Asperger sendromlu iki gencin aşkını konu alıyor. Hayatın karşılarına koyduğu psikolojik engellere ve inişli çıkışlı ilişkilerine rağmen uyumlu bir çift olan Donald ve Isabelle’i Josh Hartnett ve Radha Mitchell canlandırırken, film adını ikilinin bir kostümlü partiye giydiği sevimli kostümlerden alıyor.

Patch Adams | 1998, Tom Shadyac

Gerçek ve ilham verici bir kahramanın, doktor Hunter Patch Adams’ın öyküsünü anlatan film, insanlara tüm kalbiyle yardım etmek istediği için doktor olan bu adamın uyguladığı farklı tekniklere odaklanıyor. Patch Adams, tıbbın imkanlarının yanı sıra tedavide mizahın ve duygusal bağın da etkisine inanıyor ve hastalarıyla bambaşka teknikleriyle bir bağ kuruyor. Sevginin ve mizahın önemini vurgulayan filmde Robin Williams, en iyi performanslarından birini sergiliyor.

The Station Agent | 2003, Tom McCarthy

Bir araya gelmesi muhtemel gözükmeyecek üç insanın dostluğunu konu alan The Station Agent, Amerikan Bağımsız Sinemasının en sevilenlerinden biri… Birlikte çalıştığı yakın arkadaşını kaybettikten sonra New Jersey’deki terk edilmiş bir demiryolu deposuna taşınan Finbar, başarısız bir sanatçı olan Olivia ve Kübalı hot-dog satıcısı Joe, birbirlerine ve hayata tutunuyorlar. Zor durumlarla anca birlikte kalarak mücadele edilebileceğini gösteren filmde Peter Dinklage, Patricia Clarkson ve Bobby Cannavale’yi izliyoruz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN