Burası harika bir ailenin, sıcacık restoranı. Sanki evinizdeymişiz gibi rahat, sanki uzun yıllardır tanışıyormuşsunuz gibi samimi bir ortam var Küçük Ev Balık Restaurant’ın içerisinde. Burası, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım, keyifle sohbet edebildiğim nadir mekanların başına çoktan yerleşti.

Hem buranın kimse tarafından bilinmesini istemiyorum, olduğu sakinlikte, gizli saklı kalsın istiyorum. Hem de herkes bu sıcacık ortamı görsün, bu mükemmel insanları tanısın ve şahane lezzetler tadarak zamanın nasıl geçtiğini anlamasın istiyorum.

Yeşilliğin ardında başlayan sonsuz deniz manzarası, duvardaki Atatürk fotoğrafları, antika eşyalar; her detayıyla beni içine çeken mükemmel bir yer burası. Kışın şömine ateşi eşliğinde, sazlı sözlü geceler yapılabiliyormuş. Bence yılbaşı, doğum günü, aile – arkadaş buluşmaları derken, mutlaka bir sebeple, sevdiklerimizi de buraya getirmeliyiz.

Burada lezzetler; 79 yaşında, dünya tatlısı ve beyefendisi, İsviçre’de gastronomi eğitimi almış Erdoğdu Amca’nın ellerinden çıkıyor. Sunuş ise; kendisinin tatlı, samimi ve güleryüzlü kızı Sühan Abla’ya ait.

Hazır hiçbir meze yok, dolaptan seçilmiyor yani. Bizzat elindeki malzemelerle o anda hazırlıyor Erdoğdu Amca. Arada da gelip fikrimizi alıyor, “Beğendiniz mi gençler?” diye.

Beğenmemek ne mümkün; mesela ben humusu sevmediğimi sanıyordum. Tabağın dibini sıyırınca anladım ki, bugüne kadar güzel humus yememişim!

En kısa zamanda tekrar gitmek, güzel yemeklerinden yemek için sabırsızlanıyorum. :)

İlginizi çekebilir: Naz Kavas’tan “Tekirdağ İğneada Notları”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN