Size bir yoldan bahsedeceğim. Likya Yolu; bir anda hayatıma giren ve benim için daha önce denemediğim bir şeydi. Yolculuğa başlarken “yolda olmak” ne anlama geliyor bilmiyordum. Bu maceranın bana öğreteceklerinden bi’haberdim. Bundan birkaç ay önceye kadar, yıllardır aradığım, “hayat puzzle”ımdaki o eksik parçayı Likya’da bulacağımı da bilemezdim…

Tesadüf müdür, şans mıdır bilemiyorum ama Likya yolunu yürüme fırsatı karşıma beklemediğim bir anda çıktı. Likya’dan haberdardım ve her aklıma geldiğinde “ah keşke” diye içimden geçirirdim. Sonra bahaneler sıralardım; ama benim bu konularla ilgili arkadaş çevrem yok, ama daha önce kamp bile yapmadım, ama… ama… ama…

Sonra farkettim ki ilk adımı atmakmış tüm mesela ve sonra yoldasın!

Likya’nın felsefesi aslında basit “yolda olmak“.

Yolda Olmak-Likya

Görünürde amaç yolu yürümek olsa da ötesinde çok daha derin bir anlam yatıyor. Likya yolunda doğanın sana katacaklarına tamamen açıksın. Yolculuk sırasında önce kendini tanırsın, sonra yol arkadaşlarını. Onların hikayelerini dinlersin ve bu hikayeleri merak etme sebebin günlük hayattaki çıkarlardan, iş ilişkilerden, fayda-zarar meselelerinden çok uzaktır. Algıların o kadar açıktır ki kalbin de bu enerjiye karşı koyamaz ve salar kendini hemen. Yolda ne yapıyorsan can-ı gönülden yaparsın.

Likya Yolu

Bunların ötesinde aidiyet duygusunu da yok ediyor Likya. Burada ne evin var, ne mutfağın, ne en sevdiğin ayakkabın, hatta zaman zaman telefonun bile çekmiyor. Seni nesnelerden uzaklaştırıyor. Vazgeçilmez olduğunu düşündüğün her kimin, her neyin varsa burada önemini yitiriyor. Yol seni doğal bir akışa bırakıyor. Seni doğanın bir parçası haline getiriyor . Bir anda derdini kederini dağa taşa anlatırken buluyorsun kendini. Derin bir muhabbete giriyorsun doğayla. Her adımında çözümler bulduğunu, yaralarını sardığını hissediyorsun devamında. Belki de yaralarını deşiyorsun. Yalandan bağlanan kabukları kanatıyorsun. İçlerine merhemler sürüp tekrar kapanmasını bekliyorsun. Ben buna “doğanın şifacı gücü” diyorum. Bu güce inanın.

Bilmeyenler için Likya yolundan bahsetmek gerekli.

Likya Rotası

Ölüdeniz Ovacık’tan başlayan Kemer’e kadar olan kısmı kapsayan bir yol. Ve aslında çok derin bir tarihe, Likya Medeniyeti’ne ev sahipliği yapmış bir bölge burası. Toplam 535 km’lik bu yürüyüş parkuru, dünyanın en iyi 10 yürüyüş parkuru arasında.

Yolun keşfediliş hikayesi de çok güzel. İngiliz doğa aşığı (tarihçi de diyebiliriz) Kate Clow başlıyor dağ bayır gezmeye. Geçtiği yerlere kırmızı-beyaz işaretler koyuyor ve upuzun bir yürüyüş rotası oluşturuyor. Bu İngiliz hanım, Türkiye’den, yoldan ve yolun ona kattığı insanlardan öyle etkilenmiş olacak ki sonrasında Türk vatandaşı oluyor. Turizm açısından da hatrı sayılır bir popülerlik kazandırıyor Türkiye’ye.

Bir de üstüne MFÖ, geçen haftalarda Likya yolu sevdalılarının yüzünü gülümsetecek bi klip çıkardı. İçimden “vay be” diye geçirmeden duramadım. Sadece ilgisi olanların bildiği bir yolken şimdi geniş bir kitlenin ilgisini çekeceği kesin. Demin bahsetmiş olduğum “içsel yolculuğu” ele almış. Ben bir bakmanızı tavsiye ederek linki bırakıyorum.

Hadi yola çıkalım artık!

Ölüdeniz Ovacık başlangıç noktasından ilk adımlarımızı attık. Kendi adıma, beklentimin çok çok üstünde bir yolculuk yaşadım. Her gün 15-20 km arasında yol katedip akşamları da enfes manzaraların kucağına kurduk çadırlarımızı.

Yazının başında bahsettiğim gibi dev bir medeniyete ev sahipliği yapmış bu bölge. Geçtiğiniz yerler sanki yaşayan bir müze… Karşınızda olanca bakirliğiyle duran doğanın ortasında Likyalılar’dan kalma yapılar çıkabiliyor. İşte o zaman ayak bastığınız yerlerin değeri kat ve kat artıyor. Bu hayranlık artarak yolunuzun devamında size eşlik ediyor.

Çadırdan Manzara, Likya Yolu

Yolda amaç edindiğiniz şeyler gayet ilkel ve basit. Su kaynağı bulmak, güvenli kalacak bir yer. İnsan özlüyor değil mi böyle dertleri. Şehirden uzaklaşıp adım adım o ilkelliğe kavuştuğunuzda sırtında taşıdığın 15 kilo çantaya rağmen kuş gibi hafiflediğinizi hissediyorsunuz. Aslında özgürlüğü vaat ediyor sana Likya yolu. Parayla sahip olunamayacak bir deneyim sunuyor.

Yani demem o ki; aradığın o şey belki de doğada saklıdır. O yüzden; yola çık sevgili dostum!

MFÖ’nün klip linkini kullandım.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?