İtiraf edelim, röportaj deyince aklımıza ünlü sanatçılar, girişimciler veya daha pek çok meslekten ilham veren insanlar geliyor. Ama günün sonunda, aklımıza hep insan geliyor. Febreze olarak, bu sefer de minik dostlarımızı tanıyalım dedik ve isimlerinin hikayesinden komik huylarına onları bir de sahiplerinden dinledik. Hepimiz bir kedi veya köpeği sahiplenmenin dünyanın en güzel şeyi olduğu konusunda hemfikirizdir, ancak kabul edelim ki bu bir yandan da bir hayli zor ve büyük bir sorumluluk. Bize kalırsa, yaşanılan zorluklar paylaşılmalı ki büyük bir hevesle sahiplenilen hayvan dostlarımız, sahiplerinin gerçekten onlarla yaşamanın beraberinde getirdiği fedakarlıkları anlamasıyla yeniden yalnız kalmasın. Febreze olarak, bunun farkındalığına varmak ve aslında her zorluk olarak görülen durumun bir çözümü olduğunu anlatmak istiyoruz. Bugün, Lisya – Tuna Patır çifti ve 2015 Mayıs ayının sonlarında sahiplendikleri, müthiş tatlı, uyumlu, sevgi dolu Kuki ile beraberiz!

Video gelecek.

Kuki’yle nasıl tanıştınız, hayatlarınız nasıl kesişti?

İkimiz de çocukluğumuz boyunca bir köpek sahiplenmek isteyerek büyümüştük; fakat ailelerimiz o dönem istemediğinden bir köpeğimiz olmamıştı. Bunun üzerine tahmin edeceğiniz gibi evlendiğimizde bir köpeğimiz olmalı kararını almak zor olmadı. :)

Evlendikten birkaç ay sonra, Samsun’dan İstanbul’a sahiplendirilmek üzere birkaç yavru gönderildiği haberi geldi ve apar topar birini sahiplenmek üzere yavruları görmeye gittik. Henüz birkaç dakika içerisinde Kuki’yi sahiplenmeye karar vermiştik bile! Böylece 2015 Mayıs ayının sonlarında Kuki ile hayatımız kesişti ve kesinlikle aldığımız en doğru karardı. :)

İlk zamanlar nasıldı, biraz o alışma sürecinden bahsedebilir misiniz?

Doğrusunu söylemek gerekirse ilk iki ay oldukça zorlu geçti. Bir yandan tuvalet eğitimini vermeye çalışıyorduk, evin her tarafı ped doluydu ve Kuki Hanım tuvaletini özellikle ilk haftalarda canı istediğinde pedin üzerine, canı istemediğinde evin muhtelif alanlarına yapıyordu. Bir yandan da komut eğitimini vermeye çalışıyorduk; fakat o da umduğumuzdan yavaş gidiyordu. Kuki henüz otoritemizi kabul etmediğinden kızdığımızda bize geri havlıyordu veya bizi hiç dinlemiyordu.

Bu şekilde özellikle ilk birkaç hafta çok zorlandık. Fakat daha sonra birden işler değişti ve Kuki her şeyi çok iyi ve hızlı öğrenmeye, bizi çok iyi anlamaya başladı. Geldikten 2-3 ay sonra tuvaleti geldiğinde kapıya gidip beni çıkarın diyecek ve her istediğimizi anlayacak ve dinleyecek seviyeye gelmişti bile! Şu anda ise konuşmamıza bile gerek yok, mimiklerimiz ve vücut dilimizden her şeyi anlıyor ve her istediğimizi olanca tatlılığıyla yapmaya çalışıyor.

İsminin hikayesi nedir, neden “Kuki”?

Kuki eve geldiğinde ona henüz bir isim düşünmemiştik, beraber geçireceğimiz 1-2 haftadan sonra karar verelim demiştik. Bir gün bir anda Kuki mi olsa dedik, sonra çok içimize sindi ve o şekilde kaldı :)

Kuki hayatınızda neleri değiştirdi, neler öğretti size?

Öncelikle çok büyük bir sorumluluk bilinci getirdi. Evde bir hayvan olduğunda bütün hayatınızı ister istemez ona göre de planlamak durumundasınız; akşam yemeğe gitmekten tatile gitmeye yaptığınız her programda onu da düşünmeniz gerekiyor. Bunu yaparken sadece yemeğini verip tuvalete çıkarmak gibi düşünmeyin; keyif aldığı ve yürümesi gerektiği için sahilde yürüyüşe götürmekten, oynaması için sevdiği köpek arkadaşlarıyla buluşturmaya kadar birçok programı onun için yapıyoruz ve bundan çok keyif alıyoruz.

Bunların karşılığında ise müthiş bir sevgi ve enerji veriyor bize. Sizi her gördüğünde müthiş mutlu olan, evden her çıktığınızda camın önünde ağlayan, oturduğunuzda gelip kucağınıza kafasını koyan, konuşmadan her derdini anlatan müthiş tatlı ve uyumlu bir ev arkadaşınız, çocuğunuz var gibi düşünün… İşte bize hissettirdikleri tam olarak böyle.

Ona özgü bir huy, bir alışkanlığı var mı? Ya da, sizi çok etkileyen veya güldüren bir olay geliyor mu aklınıza?

Bitmeyen korkaklıkları ve yapmak istemediği şeylere verdiği tepkiler :) Örneğin duşa girmekten nefret ediyor ve duşa gireceğini anladığı an koşa koşa salona kaçıp masanın altına saklanıyor. Ya da veterinerin sokağına girdiğimiz an ağlamaya başlıyor ve arabadan inince veterinere götürmeyelim diye yere yatıyor. Elimizde tarak gördüğünde kulakları düşürüp yine saklanabildiği ilk yere saklanıyor. Çok büyük veya çok küçük (niyeyse) köpekleri gördüğünde yengeç gibi yanlaya yanlaya uzaklaşıyor…

Kuki’nin tüy dökme ve koku durumlarına ne gibi çözümleriniz oluyor?

Özellikle ilk başlarda kokuyla ilgili problemlerimiz oldu. Sık duşa sokmak sağlıklı olmadığından biz Febreze Pet kullanarak çözdük o durumu. Hala da kullanmaya devam ediyoruz. Tüy dökme sorunu ise hiç bitmiyor. Onun için de evi iyi bir elektrik süpürgesiyle haftada en az iki kere süpürmek yeterli oluyor. :)

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere ne önerirsiniz?

Öncelikle bu çok önemli bir sorumluluk ve büyük zorlukları var. Ciddi fedakarlık gerektiriyor ve karşınızdakinin bir canlı olduğunu, kendine özgü bir karakteri olduğunu, size bağlandığını ve sizden sevgi ve ilgi beklediğini hiç bir zaman unutmamalısınız. Kışın yağmur/tipi altında da tuvalete çıkması gerekeceğini, hastalandığında bir hafta onla ilgilenmek durumunda kalacağınızı, tatile giderken onu da düşünmeniz gerekeceğini unutmayın. Bu bir canlı ve birçok ihtiyacı var, eğer onları karşılayabilecekseniz sahiplenin. Düzeninizi kurduğunuzda ondan müthiş bir enerji ve sınırsız sevgi alacağınızı ve evinize çok keyifli bir canlılık geleceğini de bilin.

Son olarak, bu cümleyi nasıl tamamlardınız: “….. çünkü/ama  #onadeğer.”

Evet önemli bir sorumluluk ve büyük zorlukları var, evet ciddi fedakarlık gerektiriyor ve kokudan tüye birçok zorluğu var; ama siz istedikten sonra bunların hepsinin bir çözümü var ve kesinlikle #onadeğer!

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN