Tatilin bir hayli uzun olmasını firsat bilerek kitleler halindeki yurt dışı seyahati kervanına katılanlardan biri olarak ben de bu bayram rotami Londra’ya çevirdim. “Yeni yerler, yeni tatlar, yeni dostluklar” felsefesiyle Londra’yı elimden geldiğince didik didik etmeye çalıştım. Dokuz günlük anılarımı çok geçmeden tazelemek ve karakteristik şehir Londra’nın mekanlarını, semtlerini, sokaklarını ve sokak pazarlarını sizlerle birlikte bir kez daha gezeceğim bu yolculuğa çıkmak için sabırsızlanıyorum!

londra

Londra’da Güne Başlarken:

Huzur dolu Hyde Park‘ta yürüyerek, koşarak veya sabah kahvenizi alıp kitabınızı okuyarak güne başladığınızı düşünün… Parkın dinlendiren atmosferinde gününüzü planlamaya çalışıyorsunuz. Gündüzü ayrı, akşamı ayrı tempoda olan Londra’da plan yapmak zor olsa gerek. Peki ya sizin için hazırlanmış iki ayrı plan olsa ve siz bunlar arasında karar veriyor olsaydınız, güzel olurdu değil mi?

Plan 1:

londra - shoreditch

Bugün biraz rahat bir gün geçirip hipsterların arasında takılarak onların sokak stillerini gözlemlemek, sokakları süsleyen birbirinden sanatsal graffitiler eşliğinde concept store’larda gezinmek istediğinizi duyar gibiyim. Öyleyse ilk durağınızı 2. Zone’da olmasına rağmen popülaritesi her geçen gün artan Shoreditch olarak belirliyorsunuz.

londra - shoreditch graffiti

Şöyle biraz retro bir orttamda kahvaltıya varım derseniz, “The Breakfast Club” tam da aradığınız yer. Eğlenceli deokrasyonu, keyifle servis yapan dost çalışanları ile doyurucu bir kahvaltıyla güne burada başlıyor olmak sizi mutlu ediyor. Eggs Royal ile mango ve sebze karışımı taze meyve suyu leziz bir ikili olabili, ne dersiniz? Kahvaltınızın ardından kendinizi sokakların sanatsal ve biraz da kasvetli atmosferine bırakıyorsunuz.

The Hoxton Hotel’a bir uğrayıp, lobisinde bir kahve molası vererek bu tasarım otelini görmek size keyif veriyor. Giyim tarzınıza veya evinize biraz Shoreditch dokunuşu mu istediniz? Yan yana dizilmiş küçük dükkanlardan oluşan Boxpark’ta biraz alışverişin ardından Londra’nın popüler sokak pazarlarından Brick Lane Market’ta dolanırken zaman kavramını kaybediyorsunuz. Benets’taki ev yapımı dondurmalardan deniztuzlu & karamelli olanı yemeden buradan ayrılmak yok!

Not: Lounge Lovers’ın inanılmaz kokteylleri için bir kez daha Shoreditch’e gelmeniz tavsiye edilir.

londra - camden lock market

Öğleden sonra, Camden Town’a doğru yola çıkmakta fayda var. Her günününüzü birbirinden farklı geçirmenizi mümkün kılan Londra’da her semtin ayrı bir karakteri var. Camden Town, rockerların arasında karışarak şehir karmaşasından uzaklaşmak için çılgın bir kaçış noktası.

Kendinizi 2. el satışı yapan dükkanlarda yaşanmışlıkları hissederken ve yine bir sokak pazarı olan Camden Lock Market’ta aç olmanıza gerek olmadan biraz tuzlu biraz tatlı diyerek dünya mutfağından birçok lezzeti sokakta tadarken buluyorsunuz. Dutch Pancake standına uğramadan ayrılmak yok, keza tek atımlık pancake’leri yemeden güne devam etme riskine girilmez.

Plan 2:

londra - notting hill

Gününü renkli bir mimari eşliğinde sokaklarda yürüyerek ve bolca bakery / cafe keşfederek geçirmek isteyenleri ise hemen Notting Hill’e götürüyorum.

İki katlı birbirinden sevimli evlerle bezenmiş Notting Hill sokaklarında keyifli bir geziye çıktığınızı hayal edin. Tam bu sırada karşınıza Casa Nova çıkıyor. Oldukça cozy görünen bu cafeden içeriye baktığınızda tatlılar ve sıcacık kahve size göz kırpıyor.

londra - casa nova

Bir kahve molası verip biraz daha yürümeye devam ediyorsunuz ve bembeyaz iç açıcı bir dekorasyon ile sizi tekrar içeri çeken bir yer ile karşılaşıyorsunuz: Ottolenghi. Hepsi leziz görnünen tatlılara, salatalara, hatta organik yiyeceklere dahi daha fazla karşı koyamıyorsunuz. Londra’da sokak pazarı kültürü pek çok semtte olduğu gibi burada da karşınıza çıkıyor. Şimdi de biraz Portobello Road Market’ta gezinme zamanı. Burada gördüğünüz antika ve vintage eşyalar arasında kendinizi kaybetmeniz an meselesi. Bir içki alıp Notting Hill’e öyle veda etmek ister gibisiniz, öyleyse köşeye konumlanmış First Floor Restaurant’ın altında yer alan Ground Floor Bar’a uğramak harika bir fikir.

Günün devamında içinizden biraz alışveriş yapmak geldiyse, güneşli havada ayrı bir keyifli olan Covent Garden’a gitme vaktiniz geldi.

londra - covent garden

Şimdi bu tarihi atmosferi koklayarak pasajlarda dolanıp, arada leziz kaçamaklar yaparak alışverişin keyfine varmaya başlıyorsunuz. Leziz kaçamaklar demişken, sevgili Balthazar kapılarını sizin için aralıyor ve saat 15:00 – 17:00 arasında “Geleneksel Çay Saati” başlıyor. Birbirinden leziz sandviçlere ve tatlılara meşhur İngiliz çayları ve şampanyalar eşlik ediyor.

Londra’da Akşam Olunca:

Dinamizmini bir an olsun kaybetmeyen ve tüm dünya mutfaklarının en başarılı örneklerinin yer aldığı Londra’da konu yeme-içme olunca seçim yapmak ne mümkün! Günün yorgunluğunu attığınızı ve yeni lezzetlere doğru bir yolculuğa hazır olduğunuzu hissediyorum.

Plan 1:

Bu akşam rahat eğlencenin merkezi ve pek çok restoranın yer aldığı Soho’ya gitmeye ne dersiniz? Akşam yemeğiniz için meşhur Çin mantısı Dim Sum yeme hayaliyle önceden rezervasyon yaptırdığınız Yauatcha Restaurant sizi bekliyor.

londra - yauatcha - scallop shui mai

Hakkasan bünyesinde bulunan mekanın lezzette sınırı yok. Menüdeki onlarca seçenek arasından karar vermekte zorlanma riskiniz söz konusu. Sonunda seçtiğiniz Scallop shui mai, Crispy duck roll, Spinach ball with prawn and cuttlefish, Prawn cheung fun’a eşlik eden Orkide çayınız geliyor ve işte Çin mutfağında Nirvana!

Yemeğin ardından eğlenceye başlamadan önce The Yard’da bir şeyler içerek kendinizi geceye hazırlıyorsunuz. Kapıda bekleme, rezervasyon gibi dertler olmadan Soho mekanlarında eğlenmeye hazır olun! Farklı konsept bir eğlence tercihi için ise Drag Queen şovlarıyla ilgi çeken Freedom iyi bir alternatif.

Plan 2:

Yoksa büyüleyici Tower Bridge manzarasıyla 32. katta büyüleyici bir yemek mi hayal etmiştiniz? Yönünüzü Güney Londra’ya çevirip Shard’ın en üst katına çıkmanız yeterli. Aqua Restaurant, tüm bu dileklerinizi yerine getirmek için hazır! Oldukça kaliteli bir kitlenin tercihi mekanda hizmet kalitesi tabii ki kusursuz. Menüye Fransız etkisinde bir İngiliz mutfağı hakim. Grilled octopus, Cod ve Mashed potato’nuz roze şampanya eşliğinde servis ediliyor. Şimdi size sadece manzaranın, lezzetin ve dostlarınızla muhabbetin keyfini çıkarmak kalıyor.

Not: Milk chocolate & orange mille-feuille ile tatlı kapanışı yapmadan buradan ayrılmamanız tavsiye edilir.

Olur da Aqua’da yer bulamadıysanız, üzülmenize hiç gerek yok. Regent Street’te bulunan Novikov Restaurant, sizin için harika bir alternatif. Asya ve İtalyan olmak üzere iki ayrı mutfağı bünyesinde bulunduran mekanda Asya mutfağında yer alan lezzetlerin etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız.

londra - novikov

Menüden paylaşımlık seçimler yaparak maksimum çeşitte lezzet tatmak yerinde bir karar. Yemek olarak Big Crab and Avocado Salad, Salmon Sashimi, Spicy Roll, Meshed Jasmine Rice, Cucumber and Avocado Roll, Soya Chicken, Sicilan Red Prown Tempura aldıktan sonra, sıra hangisinin daha güzel olduğunda bir türlü karar veremeden biten tatlılarda: Banana Crumble, Steamed Coconut, Mango Soup…

Biraz eğlence için Novikov’un alt katındaki lüks gece kulübünde biraz ısındıktan sonra yönünüzü South Kensington’a doğru çeviriyorsunuz ve kapıda bir müddet bekleyip parmak izleriniz alındıktan sonra çılgın partilere imza atan Boujis’e giriyorsunuz. Şimdi müziğin enerjisi ve kokteyller eşliğinde kendinizi eğlenceye teslim etme zamanı!

Not: Guest List’te adı olmayan kişilere adeta gibi davranıyorlar. Guest List’te olmanız tavsiye edilir.

Londra İçin İpuçları: Doğru Yer, Doğru Zaman Önemlidir!

– Shoreditch’in en kalabalık günü Pazar.
– Notting Hill’i Cuma veya Cumartesi günleri ziyaret etmenizde fayda var.
– Camden Town’a lütfen geç saatte gitmeyin. Saat 17:00′de pazarlar kapanıyor, söylemedi demeyin.
– Tüm restoranlar için rezervasyon, olmazsa olmaz.

Her anında bambaşka bir yanımı ortaya çıkaran ruhani rehabilitasyon olarak tanımladığım başka bir Londra seyahati dönüşünde görüşmek üzere!

Londra turunuza devam etmek için Canan Sayitoğlu’nun “Londra Sokak Pazarlarıyla Güzel” yazısını okuyabilir, şehrin farklı bir köşesini Algodón’un “Londra’nın Güzel Köşesi: Wapping” yazısı ile keşfedebilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?