Bu dünyaya bir defa geliyoruz. Zamanımızı üzülmek ya da kahrolmak yerine tiyatroya giderek ve özellikle de Mahallenin Gençleri ile tanışıp İki Efendinin Uşağı Alaturka’yı izleyerek harcamalıyız.

Bu sezon, gençlerin heyecanına ortak olma, onların tiyatro yapma çabalarını alkışlama sezonu ilan edilmeli. Birbirinden yetenekli gençler, bir araya gelmiş, tiyatro yapmak için elele vermiş, imkansızlıklardan yılmadan sezonun en eğlenceli, sazlı-sözlü ve bol cümbüşlü oyununa imza atmış! Kendilerini Mahallenin Gençleri olarak tanıtan dünyanın en heyecanlı tiyatro ekibi şöyle söylüyor: “Tiyatroyu, tiyatroseverlerle ortak paydada “mahalleli” kavramı ile ifade ediyoruz. Böyle yaparak merkezine tanışıklık, beraberlik, dayanışma ve kadim bir ilişki yerleştiriyoruz.”

a1

Mahallenin Gençleri’ni kısaca tanıdıktan sonra gelelim şu çok keyifli oyunlarına. İtalyan yazar Carlo Goldoni’nin İki Efendinin Uşağı isimli komedyasını Kıvanç Kılınç alıyor eline, alaturka bir uyarlama yapıyor. Fazlasıyla da başarılı oluyor, zannedersiniz bu oyun yıllar önce bizim içimizden çıkmış, kendisi sandıktan çekip tozunu alarak sahneye koymuş. Yapaylığı kapının dışında bırakmış, “iyi de bu tarz şeyler bizde ne arasın?” diye soru sormamıza izin vermemiş ve hatta karakterlere Türkçe isimler koyarak oyunu, iyice bizden biri haline getirmiş. Uyarlama sonrasında ikinci büyük işi yönetmen Muhammet Uzuner devralmış ve ortaoyunu kıvamında sahneye koymuş. Seyircinin iki tarafa yerleştirildiği sahne düzeninden bahsetmiyorum sadece. Oyuncular sanki mahallede, iki direk arasında sunuyorlar rollerini. Herhangi bir dekor olmadan yan tarafta mini bir orkestrayla, oyuncuların hal ve hareketlerini, aradaki danslarını, selamlamalarını, kısaca oyunun her sahnesini gayet akıcı bir düzende sahneye taşımış.

a5

Yukarıda ismi geçen başarılı insanların elinden çıkan İki Efendinin Uşağı Alaturka’dan da kısaca bahsedecek olursak: iki aşığımız Dilaver ve Gülnihal’in hikayesi var karşımızda. Sevenler tam evlilik bağıyla bağlanmak üzere nişan yapacakken, rüzgar birden ters yönden esiyor, evlilikleri de bir hayalden öteye geçemiyor. Entrikaların, yalanın, dolanın, kurnazlıkların biri bin para! Hepsi, resmen kara kedi gibi aralarına giriyor. Babalar bir yanda, efendiler bir yanda boğuşuyor. Uşak da hiç geri kalır mı, en çok o yapıyor yapacağını. Sonunda ne mi oluyor, izleyip görmek gerek. (Malum, daha fazla ipucu verirsem oyunun heyecanı gider). Sadece şunu söyleyebilirim: sevmek ve sevilmek dünyanın en güzel şeyi. Sevgi varsa, korkun düşmanlar, savulun alçaklar! Sevginin gücü her şeyi yener. Bir de çok rica ediyorlar: sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın! Herkes gerçek sevgiyi bulsun, muradına ersin, bizler de çıkalım kerevetine.

a2

Bize bu güzel hikayeyi anlatan, sevgi çemberiyle kuşatan Mahallenin Gençleri’ni hemen alkışlayalım o zaman: Baran Ergün, Begüm Gülsoy, Berrak Tuna Altuna, Burak Uyanık, Gökhan Şıhlı, M. Akif Kızışar, Melda Demirtaş, Oğuz Nisanoğlu ve Onur Mahir. Herkes nasıl canla başla, nasıl büyük bir heyecanla rollerinin hakkını veriyor anlatamam. İzlemeye doyamıyor insan, en çok da Gülnihal rolündeki Begüm Gülsoy’u ve Alim Seyfettin rolündeki Akif Kızışar’ı. Hepimiz oyun sonunda aynı noktada buluşuyoruz: bu gençler bi’ harika dostum!

Bir oyun sadece yönetmeni ve oyuncularınan ibaret değildir. Oyunun isimsiz kahramanları da alkışı hak eder. Bu oyunda da müzik, dans, ışık tasarımında Berktay Akyıldız, Utku Demirkaya, Onur Algöz ile kostüm uygulamada oyunculardan Baran Ergün’ün annesi Semiramis Ergün’ü ve makyaj tasarımında Arzu Gamze Kılınç’ın da emeğini üstüne basa basa belirtmek istiyorum. Oyunun ortalarında boşuna demiyorlar: Bir şeyi çok istersen bütün mahalle yardım eder. Mahalle birliktir, mahalle beraberliktir. Bu gençler de tiyatro yapmayı çok istemiş, dört bir yandan destek verilmiş. En büyük destek de bu güzel yeteneklere kapılarını açan Bo Sahne’den gelmiş. Mekan da, oyuna çok yakışmış. Ancak keşke ilk ve ikinci perdenin girişinde müzik biraz daha az baskın olsaydı, oyuncuların selamlarını biraz daha iyi duyup alabilseydik, her şey çok daha güzel olurdu. Gerçi, olur böyle minik teknik sorunlar. Sonuçta bu kadar kusur, kadı kızında da vardır değil mi?

1111

Bu kadar şey üstüne, soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak, şarkılarıyla coşup, eğlencesiyle tadı damağınızda kalacak İki Efendinin Uşağı Alaturka’yı kaçırmamak olmaz! Her şey bir yana, bu gençleri alkışlamak, gözlerindeki ışığı görüp tiyatro yapma çabalarında yanlarında olmak gerek. Hepimiz aynı mahallenin çocuklarıyız sonuçta. Şimdiden iyi seyirler!

a4

NOT: Mahallenin Gençleri, sadeye oyun oynamak için değil bizler de oyuna gelelim diye ellerinden geleni yapıyorlar. Yeni başlattıkları “ayaklı gişe” uygulamasıyla biletlerinizi ayağınıza kadar getiriyorlar. İşte detaylar:

C397kiHXUAE-mPu

Fotoğraflar: Bo Sahne

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN