Akdeniz’in en güneşli, en ışıl ışıl adası Malta, her seyahatseverin rotasında olması gerekiyor. Mutfağından, nevi şahsına münhasır turistik bölgelerine; manzarasından denizine kadar bir dil okulu adası ünvanından fazlasını hak ediyor.

Genelde bahar ve yaz aylarında aklımıza gelen ama kışın ve özellikle Noel zamanı da düşünmemiz gereken Malta’ya gitmek için işte beş neden: 

1.   1. Hafta sonu ve kısa tatiller için kolayca kaçmak

İşlerin yoğunluğundan, memleketin kaosundan kurtulmak ve biraz uzaklaşmak için nereye gitsem sorusuna en kolay cevap Malta olacaktır. Uçakla iki saat içinde hemen başkent Valetta’dasınız. En güzel tarafı sabah etken saatte uçuşun olması. Saat farkını düşününce İstanbul’dan çıktığınız saatle oraya vardığınız saat aynı. Kısa zamanda, kendisi de insanları da sıcak bir adadasınız. Sadece Malta’ya ulaşmak değil, Malta içinde ulaşmak da çok kolay. Şehir içinde otobüs ağı o kadar gelişmiş ki, adanın bir ucundan öbür ucuna rahatlıkla, trafik derdi olmadan, araba kiralama gibi bir seçeneği düşünmeden ulaşabiliyorsunuz. Şehrin merkezindeki otobüs garında başlayan ulaşım, sistemli, ucuz, sakin ve mutlu şöförler tarafından gerçekleşiyor. Bir toplu taşımada bu kadar huzurla gideceğim hiç aklıma gelmezdi. Tek sorun trafiğin soldan olması. Otobüs ne yana gider, yolun ne tarafında beklemeliyim gibi sorular sormanız mümkün ama çabuk alışıyorsunuz. Taksiler de sabit tarifeli. Taksiye binmeden parayı veriyorsunuz, sonra beni çok dolaştırdı, fazla para aldı gibi bir şikayetiniz olmuyor. Kısaca Malta’ya ve Malta’da ulaşmak çok kolay!

2.  2. Bir adada en az üç ülke ve beş şehir hissi yaşamak Malta’da Gezilecek Yerler

Malta’ya adımımı atınca şöyle bir düşünce aldı beni: sanki birileri önce birkaç Akdeniz ülkesini gezmiş de sonra hepsinden bir parçayı buraya yerleştirerek Malta’yı kurmuş. Başkent Valetta’yı, balıkçı kasabası Marsaxlokk’u, eski ortaçağ şehri Mdina’yı, alışveriş ve cafe diyarı Sliema’yı ve denize sıfır St. Julian’ı gezerken kendimi hem Malta’da, hem de farklı şehirlerde ve ülkelerde hissettim. Örneğin başkentin kalbi Republic Street, mağazaları ve mekanlarıyla bir nevi İstiklal Caddesi, Marsaxlokk ise Midilli’nin bir kopyası. St. Julian da, Tarabya’nın ve Marsilya’nın kopyası. Eski şehir Mdina ise Dubrovnik havası içinde. Cafeleri ve lüks mağazalaryla Sliema da Nişantaşı, İzmir ve Selanik karışımı.

Bu durakların her birine mutlaka uğrayın, en çok eski ortaçağ şehri Mdina’nın sokalarında kaybolun, sahil yolunda uzun yürüyüşler yapın, Upper Barrack Gardens’ta muhteşem deniz manzarasının keyfini çıkarın. Ada olduğu için zamanında savunmak amacıyla her köşesine bir başka kale inşa etmişler. Ayrıca büyük bir limanı da var, malum deniz varsa ticaret de olmalı. Saatlerce, kaleye ve limanın üstünden görünen o manzaraya bakabilirim.  Bir de her Malta’ya gelenin yaptığı gibi Temel Reis’in Köyü‘ne gidin.Burada da mini minnacık Disneyland havasına girin. Film için kurulan platoyu kaldırmayıp çocuklar için gezilecek bir ortama dönüştürmüşler. Biraz daha hareketlendirmelerini, en azından bir Temel Reis ve Safinaz  heykelini koymalarını beklerdim ama olsun, yine de yarım saat içinde çocukluğuma dönmek güzeldi.    

 3. Malta mutfağıyla tanışmak, yemek, içmek ve güzelleşmek Malta’da ne yenir Malta Restoranları

Anlatmaya başlamadan önce, Malta mutfağı için bir iyi bir de kötü haberim var. Önce güzel haber: Malta mutfağı et ve deniz ürünleri üzerine kurulu. Hayvancılık gelişmiş; etin her türlüsü makbul ve rağbet görüyor. Şehir ve yaşam biçimi gibi mutfakları, Sicilya’nın etkisinde kaldığından menüde olmazsa olmaz pizza ve makarna çeşitleri var. Bir de her gün yediğimiz ravioli. Peynir dolgulu ve domates soslu raviolinin tadı hala damağımda. Buradakilerden farkı ise her birinin neredeyse tabağın dörtte birini kaplaması. Büyük, doyurucu ama yine de ‘acaba bir porsiyon daha mı söylesek?’ gibi bir soruyu da sormaktan çekinmeyin.

Malta’nın dört bir yanındaki büfelerde, pastanelerde, hatta bazen sokaklarda pastizzi  göreceksiniz. Bildiğimiz peynirli milföy. Bezelyeli olanı ise geleneksel bir tatmış. Çok farklı veya özel değil ama yine de tadına bakın. Ayrıca, Gozo peynirlerini de es geçmeyin. Keçi peyniri tadında, baharatlı-otlu ve biberli çeşitleri var. Valetta’daki Wembley Store’dan alınacak ve getirilecekler listenize şimdiden ekleyin.  

Malum adadayız, olmazsa olmazı da deniz ürünleri. Bunun için balıkçı kasabası Marsaxlokk’a uzanmak, baharatlı kalamarlarından, haşlanmış midyelerinden, ahtapotundan, her biri aile işletmesi olan restoran sahiplerinin babasının, kocasının, çocuklarının tuttuğu (ben demiyorum, tabelalarında onlar diyor) günlük balıklardan yemek gerek. Seçiminiz ne olursa olsun tazeliği konusunda sadece masanızdakiler değil, orada yemek yiyen herkes hemfikir. 

İçmek konusunda da Maltalılara müteşekkiriz, neden? Çünkü harika şarapları var! Gittiğiniz her mekanda Malta şarabı içmek, eve gelirken de bavula en az iki şişe koymak gibi bir geleneği yerine getirin bence. Biralarda da Cisk’ten ve özellikle limonlu olanından şaşmayın. İçki konusunda bir diğer uzmanlık alanları likörleri. Aklınıza gelecek tüm meyvelerin likörünü yapmışlar. En geleneksel likör ise dikenli incir likörü. Akdeniz bölgesinin en tatlı yaz meyvesi, ağustos ayında memleketimde  mutlaka yediğim dikenli inciri de (prickley pear) değerlendirmeyi ihmal etmemişler. Sadece likörünü değil, reçelini de alacağınız kuvvetle muhtemel. 

Malta mutfağından bir özet geçtiysek, mekan önerilerine sıra geldi demektir. Malta’da yaşayan arkadaşımın önerileri ve benim de bizzat keşfettiğim mekanlar şöyle: St. Julian bölgesinde en iyi Malta mutfağı seçilen Gululu, yanında yer alan İtalyan lezzetleriyle dolu Raffael, Valletta merkezinde kalenin içine konuşlanan Rampila, St. Julian’dan Sliema’ya doğru yürüyüşe çıkarken çay molası vereceğiniz U Bistrot, Marsaxlokk’ta taze balıkları doya doya yiyeceğiniz 3 Sisters ve T’Anna Mari, son olarak da bahçesine ve raviolisine doyamayacağınız Mdina’daki Medina. Diğer taraftan da mümkünse Republic Street’in paralelindeki Old Bakery Street’teki tüm restoranları deneyin. Belki iki, üç günlük seyahatte hepsi mümkün olmayacak ama balığını, makarnalarını, raviolilerini ve pizzalarının tadına az da olsa bakın. Yemek kültürü ile ilgili bir hatırlatma da yapayım: akşam yemeği için mutlaka rezervasyon yaptırın. Ada küçük, mekanlar ne kadar kalabalık olabilir ki, demeyin. Akşam saat 19:00’da kapılarını açan restoranların anında dolduğuna ve iki kişi için bile bir masa bulmanın ne kadar zor olduğuna şaşırdım, kaldım. 

Şimdi ise sırada kötü haber var. Malta mutfağının en özgü yemeği maalesef tavşan eti. Duyunca, restoran camlarında okuyunca birden içim bir hoş oldu ama bir süre sonra görmezden gelmeye başladım. Menüde “fenek” diye bir yemek okursanız anında sayfa çevireceğinizden eminim. Ayrıca Malta, tatlı ve pasta konusunda çok gelişmiş değil. Tamam, her yerde gökkuşağı pastaları, kanolileri ve bilumum tartları falan olabilir ama maalesef hiçbiri damağımı şenlendirmedi. Yine de tadına bakalım derseniz merkezdeki asırlık pastane Café Cordina’ya uğrayıp çayınızın yanında gördüğünüz pastalardan söyleyin.     

4.    4. Yılın her mevsiminde, özellikle de Noel’de gidilecek bir rota olarak düşünmek Malta Adası’na Ne zaman Gidilir

Malta, bir Akdeniz adası olduğuna göre herkes için kalıplaşmış bir inanç vardır. “oraya yazın gidilir canım!” Bu inancı kırmaya ve adayı en çok Noel zamanında övmeye hazırım. Yazın plajlarıyla ve cıvıl cıvıl haliyle güzel ve bir o kadar da nemli. Ne derece katlanırsınız bilemedim. İlkbaharda ise çiçekler ve yeşiliyle doğanın mavi denizle sağlam bir ortaklık yapacağına eminim. Ancak siz asıl burayı Noel’de görmelisiniz. Kartpostal gibi karlı bir Noel değil, capcanlı, kiliselerinden müzikler taşan bir Noel’den bahsediyorum. (İşte burada da kendimi Madrid’de hissettim.) Malta’da bizi şaşırtan, kiliselerin bu kadar çok olması; neredeyse her beş kişiye bir kilise düşüyor gibi. Her kilise, bir metrekare daha geniş olsa sanırım katedral olacakmış, o kadar büyük! Noel zamanında kiliselerden insanlar dolup taşıyor. Bir kiliseden diğerine geçip, törenlerine mutlaka katılın. Şarkılarla da kulağınızın pasını silin. Hatta gidebiliyorsanız asıl o akşam Mdina’ya geçin. Ortaçağ kasabasında, kutlamanın ruhunu daha çok hissedeceksiniz. Hristiyan hakimiyetindeki bu ülkede Noel için Valetta’nın merkezine özel bir amfi tiyatro kurmuşlardı. Bir sonraki sene de kuracakları kesin çünkü en özel gün onlar için yılın bu zamanı. Sadece ilahiler değil dünya listelerini altüst eden şarkılarla belediye bandosunun şahane konserine de mutlaka denk gelin. Noel’de çok eğleneceksiniz. 

5.     5. Mutlu insanlar adasında ucuz ve huzurlu bir tatil yapmak Malta Adası’nda Tatil

Malta’yı birkaç kelimeyle tanımla deseler: canlı, huzurlu ve güler yüzlü derim. Kendi kendine yeten, turizm ve dil okullarıyla geçimini sağlayan, lüks ve gösteriş kelimelerinin anlamlarını bilmeyen bir ada burası. İnsanlar mutlu, gecenin bir yarısına kadar devam eden gece hayatında yemeyi,içmeyi, eğlenmeyi biliyor ve seviyorlar . Hiçbirinde telaş göremezsiniz. Ayrıca öyle çok pahalı diyebileceğim bir yemekle veya mekanla da karşılaşmadım. Yemek ve içkilerin bedeli, olması gerektiği şekilde, TL olarak hesaplama gibi bir çabaya girmediğiniz sürece. Belki de tüm bu nedenlerden dolayı burayı çok sevdim. Ülkemizde özlemini çektiğim her şey burada mevcut çünkü.   

Gitmeden önce keyfiniz daim olsun diye hemen bir hatırlatma yapayım. Malta’da trafik ile birlikte elektrik de İngiliz egemenliğinden kalmış. Prizler, üç dişli. Yanınızda çevirici götürmeyi unutmayın. İsterseniz de gitmeden önce kalacağınız otele de sorup onlardan da odanıza bir veya iki tane vermelerini isteyebilirsiniz. Hazır otel demişken, konaklama konusunda hiçbir seçeneğe bakmadan direkt Otel Palazzo Paolina’ya rezervasyon yaptırın. Bugüne kadar yaptığım tüm seyahatlerde kaldığım en güzel oteldi. Konumu muhteşem, resepsiyondakiler ise daha muhteşemdi. Mutlaka ama mutlaka diyorum!           

Malta hakkında anlatacak çok şey var. Kaleleri, manzarası, denizi, sıcaklığına eklenecek yemekleri, şarapları ve büyük bir keyfi de var. Valetta, 2018 Avrupa Kültür Başkenti seçildiği için şehir, hummalı bir yenileme çalışmasına girmişti. Bu demektir ki, baharda çok daha etkili olacak. Şimdiden bir hafta sonu bu ufacık tefecik adayı keşfetmek için plan yapın, pişman olmayacaksınız. İyi eğlenceler!

Fotoğraflar: tripadvisor.com, letsmalta.com, letstraveltheworld.com, oitheblog.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?