Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye’ye dört kez geldiler, ilki dışındaki konserleri kaçırmadım. Ancak sadece 45 dakika süren ve sonunda seyirci ile karşılıklı yastık savaşı yapılan ilk konseri kaçırdığıma çok yanıyorum.

Massive

“Unfinished Sympathy” şarkısını ablam çok severdi; evde arka arkaya on, on beş kez çaldığını hatırlıyorum. Video klibinden de çok etkilenmiştim, özellikle ayakları olmadan kaykaya binen kişiden… Neden bilmiyorum ürktüğümü, içimin burulduğunu hissetmiştim. Sonradan okudum ki klibi şarkını ruhuna uygun bir şekilde tek seferde çekmiş yönetmen, oldukça sade ama aynı zamanda derinlerde problemli, gizemli ve kasvetli.

Massive Attack’in ilk albümü “Blue Lines (1991)”i yine ablam sayesinde 1992’de edinmiştim, grup 1. Irak Savaşı’nı protesto etmek için bir dönem adını sadece “Massive” yapmıştı, o dönemden kalan kaset-CD’lerde de “Attack” sözcüğü yoktur, sonraki basımlara tekrar eklendi. Trip-hop kavramını Tricky (Kid) ile birlikte (ki o dönemler çok fazla şarkıda işbirliğine gittiler) yaratan grup Bristol gibi küçük bir şehirden çıkmıştı ancak daha ilk albümleriyle sadece İngiltere’de değil, özellikle Avrupa’da da çok tanınan bir gruba dönüştüler.

Albümde başka harika şarkılar da var. Özellikle açılış şarkısı “Safe From Harm”ın baslarını duyduğunuz anda şarkı sizi içine çeker, biraz depresif bir hale sokar… Ama sonunda depresyon yerini meraka bırakır, şarkının başına geri dönmek istersiniz… “Blue Lines,” benim hayatımda dinlediğim en iyi çıkış (debut) albümlerinden biri; bu seviyede sadece Coldplay, Bjork, Amy Winehouse ve Norah Jones’un çıkış albümleri aklıma geliyor.

İkinci albüm “Protection (1994)” sanırım grubun başyapıtı oldu, baştan sona mükemmel bir albüm. “Blue Lines” kadar agresif değil, daha melodik ve daha yumuşak bir ton ama her şarkı birbirine bağlı gibi, sanki tek bir şarkı yapmışlar sonra onları bölüm bölüm ayırmışlar gibi hissediyorum. “Karmacoma” bence albümün tepe noktası, eşine rastlanmaz bir şarkı, hiç taklit edilemeyecek gibi geliyor. Bu arada her iki albümde de (Tracey Thorn, Neneh Cherry gibi) inanılmaz iyi vokalistlerle çalıştıklarını unutmamak gerek, Horace Andy gibi bir dub-reggae efsanesinin şarkılara inanılmaz derinlik kattığını düşünüyorum.

“Mezzanine (1998)” de bence çok başarılıydı, ancak bu albümden sonra Mushroom (Andy Vowles) gruptan ayrıldı ve grubu belki de daha dengeli hale getiren iç çekişmeler kalmayınca grubun tonu (sound’u) tamamen 3D’nin (Robert Del Naja) istediği şekilde ilerledi. Grupları dengeli hale getiren çekişmeler bence yaratıcılığı de körüklüyor, Sting-Copeland savaşları da böyle olmuştu. Bu yüzden Mezzanine sonrası yine çok iyi iki albüm yapsa da Massive Attack’te ilk üç albümde olan sihrin uçtuğunu şekildeydi. “Teardrop”un yarattığı masumiyet, kırılganlık ve umut hissi (klibi ile de perçinlemiştir) ve kulaklardan çıkmayan gitar riff’iyle(arpeji) de dinlediğinizde hafızanıza hemen kazanıyor. “Mezzanine,” bence en saygın müzik dergisi olan Q tarafından yine hakkıyla o “yılın en iyi albümü” seçildi.

Massive2

Massive Attack şarkı sözleri ya da kliplerine baktığında insanların aslında çok fazla tahmin etmediği şekilde politik ve protest bir grup. Daha ilk albümleri sırasında savaş protestosu, röportajlarında verdikleri sosyal adalet içerikli mesajlar ve özellikle de canlı performanslarındaki inanılmaz görsel efektler ve politik mesajlar çok etkileyici. Özellikle son iki turnede (2008 ve 2010) gittikleri her ülkede vermek istedikleri mesajları yerelleştirdiler. İstanbul’daki konserlerde temel politik duruşları ve dünya sorunlarını anlatan mesajlar (gelirdeki adaletsizlik, sömürgecilik, silahlanma, ikiyüzlü politikalar ve açlık) yanında medya ve sosyal medyadaki magazinsel ve yüzeysel haberleri Türkçe olarak LED ekranlarından verdiler. Bu samimiyet ve özen bence seyirciyi kalbinden vuran ve çok etkileyen bir strateji. En sevdiğim grup olmasına karşın U2 son turnesinde bu işi bu kadar özenle yapamadı maalesef. Atina, Moskova ve İstanbul’da bir kaç kelime o ülkenin dilinde konuşmak ya da o ülkede popüler olan bir sanatçı ile bir şarkı söylemek bana çok planlı, özensiz ve seyirciyi kolay elde etme çabası gibi geldi. “Zoo TV” turnesindeki özgüven, cesaret ve başkaldırı ile grubu hatırlamak daha keyif veriyor.

Massive Attack ne kadar kez konser verirse versin, hepsine gitmek için yeterli sebebi veren bir grup, hem profesyonellikleri hem de her defasında her şarkının ve biletlere verilen her kuruşun hakkını sonuna kadar verdikleri için.

Grubu sevmek ve duygular arası kısa, yarım saatlik bir yolculuk için benim önerim: “Karmacoma (Paradoks)”, “Inertia Creeps (Heyecan, Karmaşa, Kaygı)”, ”Unfinished Sympathy (Endişe, Gizem, Merak)”, “Teardrop (Umut)” ve ”Protection (Huzur)”.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN