Merve Tuncer; nam-ı diğer “themervetuncer”; ile sohbetimizi okuyacaksınız bu yazıda. Kendisi video ve fotoğraf sanatçısı; bu sıralar en çok doğum veya yaş günü temalı işler yapıyor. Mesleği ve işleri dışında, tatlı ve doğal kişiliğiyle günlük hayatını yansıttığı sosyal medya sayesinde onu tanıyıp seven pek çok kişi var. Onunla pek çok konuda keyifle konuşabilirsiniz ama ben en çok çektiği doğum videoları hakkında sorular sormak istedim. Umarım hoşunuza giden bir sohbet olur…

Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Kendinizi biraz anlatabilir misiniz… Kurumsal hayattan fotoğraf ve video sanatçılığına geçişiniz ne zaman oldu, nasıl karar verdiniz? Aynı şekilde bloggerlıktan, hatta benim gibi röportajlar yapmaktan da daha çok tamamen bu alana kaydınız gibi artık… Ben seviyordum röportajlarınızı :) 

Ben 10 sene kurumsal hayatın içindeydim, bu sırada da videolar çekerdim ama hobi olsun diye… Bir gün şirket küçülmesi sebebi ile işime son verdiklerinde bunun bir işaret olduğuna inanarak kendi işimi kurdum. 3 senedir profesyonel olarak doğum, doğum günü, Youtube ve yeni yaş videoları çekiyorum; bunun yanı sıra fotoğraf ile de iç içeyim. Çalışmalarımda video ve fotoğrafın eş zamanlı olduğu çekimler yapıyorum çoğu zaman. Ben de çok severek yapardım röportajlarımı; fakat şu an bir yaşında olan oğlum sebebi ile o işe biraz ara verdim.

Doğum fotoğrafçılığı benim ilgi duyduğum ve profesyonel biriyle sohbet etmek istediğim bir alandı. Röportajı yapmadan hakkında tekrar bazı şeyler de okudum ama sizden duymak istiyorum; nasıl bir meslek? Sahip olunması gereken özelliklerde genelde sakin olmak, ani gelişen zorluklarla baş etmek, hastane koşullarına uyum sağlamak vs. geçiyor; bunlarla ilgili ya da bunlardan farklı olarak neler söyleyebilirsiniz?

Kolay değil ama zor da değil bence. İşimi kolaylaştıran tarafı bence içindeki heyecan. Her doğum çekimi yeni bir motivasyon, hepsinin hikayesi farklı… Bir bebeğin dünyaya geldiği ve bir annenin anne oluşunu izlemek çok kutsal. Bence en önemlisi; hastane koşulları, sonrasında ise anne adayı, baba adayı ve tüm aile bireylerinin hissettiklerine dair empati kurabiliyor olmak. Bazen sevinçle, bazen üzüntü ile, bazen de şaşkınlıktan ya da panikten bize karşı negatif tutumlar olabiliyor mesela; bunları kişisel algılamamak, işine odaklanmak, aileyi anlayışla karşılamak bence en önemlisi. O odada var ile yok arasında olmanız lazım.Sanırım bu meslekte “Her aile farklıdır.” düşüncesini hep akılda tutmak gerekiyor.

Doğum öncesinde nasıl bir süreç izliyorsunuz? Size genelde sosyal medya üzerinden mi ulaşıyorlar veya bir hastaneye bağlı da çalışıyor musunuz?

Herhangi bir hastane ile özel anlaşmam yok. Bana çoğunlukla sosyal medya aracılığı ile ya da benimle çekim yapıp memnun kalan müşterilerimin referansı ile ulaşıyorlar. Telefonda görüşüyoruz, doğum yaklaştıkça en sık görüştükleri kişi olabilirim hatta!

Bu çalışmalarda odağınız önce bebek, ikinci olarak da annedir diye düşünüyorum. Peki babanın rolü nedir sizin işlerinizde?

Aslında enteresan bir şekilde benim önceliğim anneler oluyor. Bu, ben anne olmadan önce de böyleydi. Anne neyi görmek ister, neyi kaçırmak istemez diye düşünüyorum, bakış açım genelde böyle oluyor; çünkü anneler inanın, çoğu şeyi hatırlamıyorlar. Gerek heyecandan, gerek narkozdan. Aslında benim işimde babanın rolü pek yok :) Benim rolüm babalar için önemli oluyor; genelde babayı sakinleştirip rahatlatan ben oluyorum. Babalar genel olarak çekimlerde kasılıyorlar haklı olarak, olabildiğince samimiyet kurmaya çalışıyorum ki rahat etsinler. Çok şükür şimdiye kadarki tüm babalar beni çok sevdi ve rahat etti.

Özellikle asıl doğum anı, bir daha gerçekleşmeyecek birkaç saniye olduğundan fotoğrafçılık veya video sanatçılığında sanki bu alan bana daha fazla özgüven veya yetkinlik gerektiren bir kısımmış gibi geliyor, ne düşünürsünüz? İlk deneyiminizden ve zamanla nasıl kendinizi geliştirdiğinizden bahseder misiniz? 

O an sanki dünya duruyor. Bebek doğuyor ve o ilk kontrol, anne babanın ilk görme anı zor dakikalar. Etrafınız doktorlarla çevrili, bazen bebekler yorgun doğabiliyorlar, o sırada kamerayı kapatmanız gerekebiliyor. Ameliyathanede yönetmeniz gereken çok şey var aslında. Kendi hisleriniz başta olmak üzere, nerede duracağınız, nasıl bir tavır takınacağınız, kimden yardım isteyeceğiniz, annenin bebeği ilk aldığı anda nerede durup, nereden poz yakalayacağınız gibi. Artık hastaneler ve hemşireler o kadar alıştılar ki bize yardımcı oluyorlar, pozları neredeyse ezberlemişler, bizi yormuyorlar. Ancak şöyle bir şey var; her doğum da harika ilerlemiyor, komplikasyonlar olabiliyor, o durumda çok dikkatli ve nasıl davranacağını biliyor olman lazım. İlk deneyimimde aşırı heyecanlıydım ve çok korkmuştum çünkü çok ciddi bir ortam vardı; fakat zamanla o ciddiyete alışıp rahatladım. Tecrübe ile herşey kolaylaştı.

İnternette işlerinizi paylaşmak; videoları yayınlamak mahremiyet açısından sorun oluyor mu? Çok fazla video çalışmanıza ulaşamadım.

Ulaşmamış olman normal çünkü işlerimin %80’ini paylaşmıyorum. Benim için çok ters. Örnek olabilecek birkaç iş paylaşıyorum; gerisi ailenin seçimine kalmış. Zaten ben bu konu ile ilgili şöyle düşünüyorum; bu iş sadece göz ve fotoğrafçılık işi değil; bu iş bir tavır, bir tutum işi. Bana referans olan istisnasız tüm ailelerim benimle çok rahat ettiklerini, genelde olan diğer fotoğrafçılar gibi kasmadığımı, aksine onları rahatlattığımı benimle paylaştılar. Ben zaten sosyal medyada tanınan biri olduğumdan; diğer türlü bir reklama ihtiyaç duymuyorum ve ailelerimi reklam öğesi olarak kullanmaktan da hoşlanmıyorum.

Videonun sizin için fotoğraftan daha önemli olduğunu söylemiştiniz bana, videonun avantajları nedir? Daha doğal ve daha tüm bir hikaye gibi olduğu için mi acaba diye fikir yürütmüştüm…

Avantajı enerjiyi de hissediyor olmanız. Sesleri, hisleri… Tabii bu videoyu yapan kişiye göre değişir, kimi video sanatçıları klişe sahnelerle filmi dolduruyorlar. En çok da buna üzülüyorum. Videonun amacı anne baba poz verirken donuk hallerini çekmek değil; amaç o günün enerjisini olduğu gibi, en saf hali ile yansıtabilmek. Ben bu konuda ciddi derecede iddialıyım; hatta bu doğal içerik benden sonra trend oldu bile diyebilirim.

Siz de annesiniz, doğumunuzda böyle biriyle çalışabildiniz mi? Bu deneyim ve genel olarak anne olmak işinize olan fikir ve tavrınıza neler kattı?

Doğumumda çalışamadım çünkü oğlum Uras Ali beklediğimiz tarihten önce, bir gece yarısı dünyaya geldi ve ben bu işin içinde olmama rağmen fotoğrafçımı ve videocumu aramayı unuttum. Bir saat içinde ameliyathaneye alındım. Benim için büyük bir kayıp oldu ama anne olmak işime çok şey kattı; bir annenin hisleri ile o gün neyi nasıl görmek isteyeceğini şu an daha iyi anlıyorum.

Doğum günleri veya hamile çekimleri gibi etkinliklerde de görev alıyorsunuz. Çocuklarla çalışmak daha zor ama daha mı eğlenceli acaba? Doğum fotoğrafçılığına göre doğum günlerine yönelik talep daha mı fazla? 

Yetişkinlere göre çok daha kolay. Bebeklerin ve çocukların müthiş bir enerjileri var. Özellikle en sevdiğim bir yaş çekimlerinde bebek ne kadar huysuz olursa olsun harika işler çıkıyor; çünkü onlarla eğleniyorum ve iletişimi belki de en saf şekilde, vücut dili ile kurarak sağlıyorum. Bir de çocuk veya bebek nasıl rahatsa öyle çekiyorum, asla zorlama poz verdirmiyorum. Bence işin sırrı bu. Onların her anı çerçevelik fotoğraf gibi zaten. Aslında talep aynı ama ben yaptığım doğum günü işlerini paylaşıyorum, yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı.

Şöyle bir şey okudum bu meslekle ilgili: “İnsanların sizi seveceğini ve kendinizi daha iyi bir insan olarak hissedeceğinizi unutmayın.” Bu söze dersiniz?

Aslında çok da öyle değil. Evet, belki siz daha iyi bir insan gibi hissederseniz şahit olduğunuz mucizelerden dolayı ama sizi sevecekleri kesin değil ne yazık ki. Buna kendim için çok şükür şahit olmadım ama meslektaşlarımla ilgili durumlara tanık oldum. Çünkü gerçekten yönetmesi zor bir meslek, müthiş toleranslı, özverili ve samimi olmanız lazım.

 

Merve Tuncer’e aşağıdaki bağlantılardan ulaşarak onu ve çalışmalarını takip edebilirsiniz:

Vimeo|  | Websitesi | Instagram (kişisel) |Instagram (business) 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?