Günümüz moda blogları acaba moda sektörünün ve bloglarının gücünün farkında mı? Peki ya bu güce yakışır bloglara sahip miyiz? Aslında hepimizin dikkatini çeken ama kimsenin üzerine konuşmadığı konulara mercek tutmaya ne dersiniz? Biraz eleştirel biraz eğlenceli biraz da gerçekçi benzetmelere hazır mısınız?

Blogging

Modanın güzel yanı herkes için farklı bir anlam taşımasıdır. Bana göre modanın bir sözlük anlamı yoktur çünkü herkesin moda anlayışının farklı olduğuna inanırım. Saygı göstermek lazım ve hayatımızda moda olduğu için şükretmemiz lazım çünkü sınırlarınızı zorlayabileceğiniz ve çılgın olduğunuz için asla suçlanmayacağınız bir sektördür moda sektörü. Peki ya hayal gücümüzü sınırsızca kullanabildiğimiz bu sektörde büyük öneme sahip moda blogları sektöre yeterince önem veriyor mu? Eleştiri dolu bir dil yerine tartışmaya açık bir tutum içerisinde bu makaleyi yazdığımı unutmadan aşağıdaki benzetmeleri objektif bir bakış açısı ile incelemenizi isteyeceğim sizden.

Benzetmelerle Günümüz Moda Blogları

“Moda bloggerı olup blog yazmamak”

Yeni kavramlar moda sektöründe yerlerini almaya devam ediyor. Şimdi de moda sözlüğümüze stil bloggerlığı kelimesi eklendi. Öncelikle bu konuyu eleştirebilmek için blog kelimesinin anlamını belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Blog kelimesi en açıklayıcı şekilde internet günlüğü olarak çevrilebilir. Günlük kelimesinden de anlayabileceğiniz gibi blog sahibi olmak yazı yazmayı gerektirir. Ancak stil bloggerı iseniz bu gerekli değildir. Stil bloggerları sadece günlük olarak hangi kıyafeti giydiklerinin görselini bizimle paylaşırlar ve altına kullandıkları markaların isimlerini sıralarlar. Onların blog anlayışı bunun üzerine kuruludur. Ancak bu furya moda bloggerlarımıza da salgın hastalık gibi bulaştı ve artık bloglarda yazı yerine sadece görseller yerini aldı. Oysa ki “Bugün kendimi kadınsı hissettiğim için feminen tarza sahip bir kombinasyon yapmayı tercih ettim. Biraz retro hava katmak için Mary-Jane topuklu ayakkabılarımı giydim çünkü onlar bana hep 50’leri anımsatır. Ama yine de moderniteden vazgeçemediğim için de yüksek ve ince topuklu olmalarına dikkat ettim. Kıyafetimde yerince hareket olduğunu düşündüğüm için makyajımda abartıya kaçmadım. Ama dedim ya feminen hissediyorum bugün, kırmızı rujumu sürmeyi unuttum sanmayın!” cümlesini yazmak çok da zor değil. İşte blog budur. Blog ne hissettiğini bize kelimelerle anlatmaktır. Blog; yazı yazmaktır, yazıyla insanları hayran bırakmaktır. Arada bir ilham kaynağı olmak için stil paylaşımı tabiki de yapılabilir ama blog sahibi olduğunu söyleyip blogunda yazıya yer vermemek, aşçı olup tarif vermeden blog üzerinden sadece yemeğinin fotoğrafını paylaşmaya benzer.

“Markanın ismini telaffuz bile edemezken sosyal medya üzerinde o markanın reklamını yapmak”

Sizi takip eden binlerce insanın size olan inancına ihanet edip sırf marka iş birliği için ismini bile telaffuz edemediğiniz markanın tanıtımını yapmak, doğum gününüzde size kaliteli bir hediye getireceğini bildiğiniz ama huyunu sevmediğiniz arkadaşınız ile ilişkinizi sürdürmeye benzer. Ürünü kullandınız ve memnun kaldınız. O zaman yazın. Kumaşı nasıldı, rengi resimde görünenden farklı mı ve hangi mağazada bulabiliriz? Nerede bütün o detaylar?

“Yazı yazmadan editör olunabildiğini düşünmek”

Yeni trendlerden birisi de online ya da basılı dergilerde sayfa sahibi olup editörlüğe yükselme arzusu. Peki kendilerini editör olarak adlandıran bloggerlar neler yapıyorlar? Seçtikleri tasarımları ya da sevdikleri sosyal medya hesaplarını dergi yetkililerine bildirip, dergide kendi isimleri altında yayınlanmasını sağlıyorlar ve bunu editörlük olarak adlandırıyorlar. Bir moda dergisinde çalıştığınızı düşünün. Yıllarca ne sıkıntılar yaşayarak ve azimle çalışarak sonunda arzuladığınız editörlük konumuna gelmişsiniz ve takipçisi yüksek bir blogger sadece favori sosyal medya hesaplarını dergi okurları ile paylaşarak kendini editör olarak adlandırıyor. Bu durumu nasıl adlandırırsınız? Ben bu durumu yıllarca emek sarfeden çalışanın aynı pozisyonda kalıp, şirket sahibinin oğlunun tecrübesiz ve körpe haliyle genel müdür olmasına benzetiyorum. Ek olarak madem favorileri paylaşmak editör olmak anlamına geliyor, whatsapp üzerinden arkadaşlarınıza çok beğendiğinizi söyleyerek bir elbise görseli gönderdiyseniz, kulübe hoş geldiniz artık siz de editörsünüz!

“Modanın kuralları yoksa yazım kuralları da yoktur”

Neden şaşırdınız? Siz de özgürce yazmanın keyfini çıkarmak istemez misiniz? Dünyaca ünlü bir moda dergisinin Türkiye Yayın Direktörü birkaç gün önce sosyal medya hesaplarının birisinden bir görsel paylaşarak altına “aksesuvar” kelimesini ekleyerek yorum yaptı. O yapabiliyorsa bloggerlar da yapabilir! İşte bu da Türkçe öğretmenimin de ve -de kullanımını bilmemesi durumu ile özdeşleştirilebilir. Blogger olmak emek gerektirir. Onlarca, binlerce ya da milyonlarca insana hitap etmeniz bir kenara, kendiniz için yazım kurallarını bilmeniz önemlidir. Benim düşüncem doğrultusunda blogger olup aksesuar kelimesini yazamamak ya da -de ve de ayrımını bilmemek şarj aleti üretimi yapıp ürüne şarz demek gibidir.

“Blogu sadece kendini gösterme alanı olarak görmek”

İnternet üzerinde kim isterseniz o olabilirsiniz. Daha önce de dediğim gibi sınırlar yoktur. Kendinizi olduğunuz gibi gösterme ya da olmak istediğiniz gibi gösterme lüksüne sahipsinizdir. Amaçsızca sadece daha fazla takipçi edinmeye çalışarak üzerinde uğraşılan bir blog, misyonu olmadan sadece cirosunu yükseltmek için uğraşan şirkete benzer. Kendinden başka kimseye fayda sağlayamaz ve unutulmaya mahkumdurlar.

“Hayal gücü sınır tanımaz ama sınır çizmeye bayılırız”

Türkiye’de bloggerlar bu düşünceyi benimsemiş olacak ki neredeyse hepsi birbiri ile benzer içeriğe sahip. Moda blogu takip ederken alışveriş dergisi okuyormuş hissiyatına kapılıyorum. Son çıkan Valentino ayakkabıyı ne ile kombinleyebileceğimi görüyorum ama peki ya yaratıcılık? Valentino’nun bir ayakkabıyı nasıl tasarlayıp ürettiğini hiç düşündünüz mü? Emek sarfederek. Peki siz bu emeğe akıllı telefonunuz ile çekmekten fazlasını yapıp saygı gösterdiniz mi? Bu bölüm benzetme hak eden bir bölüm olmadığı için benzetme yapamıyorum çünkü biz hayal gücümüzü zorlamak yerine sınırlamayı kabullenmiş bir sektörde yaşamaya devam ediyoruz.

“İnsanları eleştirirken yazım hatası yapan blogger”

Büyük ihtimalle benim başıma gelebilecek olaydır. Bu konu hakkında bir Murphy kanunu yoktur umarım diye dua etmeden yapamıyorum. Bu durum da izlediği komik düşme videosunu arkadaşına anlatırken düşen çocuğa gelsin o zaman!

Görsel: http://www.berabbity.com/blog/fashion-blogs-why-rabbity/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Tüm düşüncelerimi fazlasıyla aktaran bir yazı ve eleştiri. Blog yazmanın ne demek olduğunu gerçekten bilen editörlerle tanışınca çok çok çok mutlu olduğumu bir kez daha söylemek istiyorum. Hatta bazen bu konudaki fikirlerimde yalnız olduğumu düşünüyorum; çünkü nasıl olması gerektiğini bildiğim o bloglarda bir şeyler hep eksik geliyor. Yüksek sesle söylediğinde, acımasızca eleştiriyor oluyorsun. Blog sahibi olmamak, iyi bir analiz yapamamak anlamına gelmiyor oysa. Gerçekten oturup tüm yönleriyle moda yazısı yazacak aslında çok çok az insan var ve lütfen sen hep devam et. Ben de severek okuyup paylaşayım :) Eline sağlık, iyi ki yazmışsın. Yalnız değilmişim, böylece biz de tanışmış olduk. Çok sevgiler.

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?