theMagger.com'a kayıt olduğunuzda,
• theMagger’a keşiflerinizle katkıda bulunarak, yazar olup dilediğiniz konuda yazılarınızı yayınlayabilir ve kendi blog sayfanızı oluşturabilirsiniz,
• Yazılarını kaçırmak istemediğiniz yazarları, sevdiğiniz kategorileri ve ilginizi çeken etiketleri takip edebilirsiniz,
• Takip ettiğiniz yazar, kategori, etiket ve okuduğunuz yazılara göre size özel ana sayfa akışınızı oluşturabilirsiniz,
• İlginizi çeken yazıları sonra okumak için kaydedebilirsiniz,
• Yakınımdakiler bölümünden çevrenizdeki mekanlarla ilgili theMagger.com'da yazılmış yazıları görebilirsiniz,
• Yazılara yorum yaparak merak ettiklerinizi yazara sorabilir; fikirlerinizi yazar ve okurlarla paylaşabilirsiniz,
Bizimle birlikte pek keyifli bir keşif yolculuğuna çıkacağınızdan emin olabilirsiniz. Şimdiden hoş geldiniz!
Ben ona Zeki Müren'den "Bekledim de gelmedin. Hiç mi beni sevmedin" şarkısını isteyeyim 🙂
Şu Godot'u bekleye bekleye helak olduk. Bir gelmedi gitti... Şaka bir yana oyunu çok görmek istedim ama Temmuz'a kadar gelmeyeceğim Türkiye'ye. Sevgiler..
Öncelikle yazım ile ilgili güzel ve nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim. Yazıda da ifade etmeye de çalıştığım üzere tamamen kişisel bir yazı. Dolayısıyla şairleri seçerken herhangi bir dönem, vb. gibi kriteri gözetmedim. Farketmişsinizdir; listede genç sayılabilecek şair de yok. En genç şairler İsmet Özel (babam yaşında), Enis Batur ve Tuğrul Tanyol (onlar da annemin yaşında). Bu liste biraz da benim şiir okuma ve son dönemde de yazma serüveniminin oluşmasında okuduğum şairlerden oluştu. Aktif çalışırken ekibimde şiir meraklısı bir çalışma arkadaşım vardı ve sizin gibi Didem Madak hayranıydı. Şiirle yakından ilgili olduğumu öğrendiğinde bana önermişti şiirlerini. Daha sonra başka bir kişiden daha duydum. Gördüğüm kadarıyla kendine has bir okur kitlesi oluşturmayı başarmış. Bu arada sizin yorumunuz sonrasında okuduğum kadın şairler var mı diye düşündüm? Yazar görece daha fazla ama şair olarak aklıma bir tek Sylvia Plath geldi. Yorumunuz için tekrar teşekkürler. Sevgi ve saygıyla... İyi okumalar...
Kesinlikle katılıyorum. Belki de müzik gibi, düşünmeden akışa bırakarak… Yazı için de ince ve güzel sözlerinize çok teşekkür ederim.
Kaju humusu çok iyi geliyor kulağa. Deneyeceğim 🙂
Türkiye'den herhangi bir yere gidenler aynı mekanlara gidiyor. Paris'te, Roma'da, Dubai'de... Bunu bu konulara kafa yoran bir arkadaşımla tartıştım. Türkiye'den gidenler yeni ve sürpriz tatlara açık değil. Başkalarının görüşlerine aşırı önem veriyor (onların da kendileri gibi yeni tatlara ve sürprizlere açık olmadığını biliyor) ve temel bilgi kaynağı sosyal medya, daha doğrusu instagram. Londra sık gittiğim bir şehir. Bu söylediğiniz mekanlardan iki-üç tanesine gittim. Gitmediklerimi de listeye aldım. İyi günler...
Geçen gün evde nar soslu ve taneli brokoli yaptım. Üzerine de manchego peyniri rendeledim. Resimde gördüğüm yeşil yemek öyle bir şey mi 🙂)
Geçen senenin önemli olayları programını ben de iple çekerdim. Bir de geceyarısından sonra Peter's Pop Show yayınlanırdı. Hatırladığım kadarıyla 1986, 87 ve 88 yıllarında yayınlandı. O zaman tabi internet yok; o yüzden o sene ne dinlenmiş, ancak onlar sayesinde öğreniyorduk. Karlı yılbaşı dersen açıkcası ne İstanbul'da ne de yurtdışında soğukluğuyla bilinen şehirlede geçirdiğim karlı bir yılbaşı hatırlıyorum. O kadar eskide kaldı. Hele de şimdi Dubai'de insanlar şort-tişört ile kutluyor yılbaşını. Hala alışamadım. İyi seneler diliyorum.
Teşekkür ederim. Sana da bol tiyatrolu bir sene diliyorum. Her şey gönlünce olsun.
Sıkı bir The Cure hayranı olarak eski ruhu bir şekilde yakaladığımız söyleyebilirim. Bir Disintegration olmamış ama gene de başarılı buldum ben de.