theMagger.com'a kayıt olduğunuzda,
• theMagger’a keşiflerinizle katkıda bulunarak, yazar olup dilediğiniz konuda yazılarınızı yayınlayabilir ve kendi blog sayfanızı oluşturabilirsiniz,
• Yazılarını kaçırmak istemediğiniz yazarları, sevdiğiniz kategorileri ve ilginizi çeken etiketleri takip edebilirsiniz,
• Takip ettiğiniz yazar, kategori, etiket ve okuduğunuz yazılara göre size özel ana sayfa akışınızı oluşturabilirsiniz,
• İlginizi çeken yazıları sonra okumak için kaydedebilirsiniz,
• Yakınımdakiler bölümünden çevrenizdeki mekanlarla ilgili theMagger.com'da yazılmış yazıları görebilirsiniz,
• Yazılara yorum yaparak merak ettiklerinizi yazara sorabilir; fikirlerinizi yazar ve okurlarla paylaşabilirsiniz,
Bizimle birlikte pek keyifli bir keşif yolculuğuna çıkacağınızdan emin olabilirsiniz. Şimdiden hoş geldiniz!
İstanbul'da bit pazarına nur yağacak gene 🙂) Pet Shop Boys'a ve Alphville'e gitmek isterdim.
Teşekkürler... "üzerinde kafa yoracağım parçaları sevmiyorum" aynen anahtar bir söz olmuş. Haa, ben de müziğe böyle bakan insanları sevmiyorum 🙂
Bulgaristan şampiyon olmuş. Nasıl değerlendiriyorsun. Bir de inadına mı İsrail ikinci oldu. Nasıl bir puanlama sistemi var ki bunca tepkiye karşı yüksek puan alabiliyor?
Bak bu ilginç durum; keza ben de aksine bayramlarda/tatillerde memlekete gidenlerle 'köyüne mi gidiyorsun' diye alay edildiğine şahit olmuştum. Ben İstanbul'da doğmanın bir ayrıcalık olduğunu düşünen bazı insanlarla tanışmıştım üniversitede ki orta/orta-alt kesimlerden geliyorlardı ki bu da sınıfsal farkların çok açık bir şekilde hissedildiği İstanbul ve üniversite ortamında anlaşılabilir bir durum.
evet, 1975 (ilk katılım Semiha Yankı), 1983 ve 1987 sonunculuk. Seyyal Taner almış 1987'de. 1997 ilk büyük çıkış Sebnem Paker ile 3. 2004 Sevtap Erener birincilik sonrası da büyük bir çıkış olmuş. 2013'de katılmama kararına kadar 2 ve 4. dereceleri var ve genelde ilk 10 içinde yer alınmış. Katılmama kararı da politik tabi ki...
Yazıyı okurken müzikten çok aklımda sadece politika vardı ki son paragrafta bahsetmişsin. Sanırım tamamını baştan sona seyrettiğim son Eurovision Timur Selçuk'un Bana Bana ile katıldığı 1989 tarihli yarışma. Bir kere eğlencesine seyredeyim dedim; dayanamadım. Bir de anladığım son dönemde yeniden popülerliliğini arttırmak için bir dizi yenilik yapılıyor; fan-clublar kuruluyor. Şu andaki durumunu hiç bilmiyorum. Yalnız üç-dört aile bir araya gelip seyrettiğimiz ve Çetin Alp'in 0 puan aldığı (sanırım genel oylamada tarihin en kötü Eurovision şarkısı seçilmiş) 1983 tarihli yarışma gecesini unutamam. Çok eğlenmiştim. O yarışmada bir de 0 alan diğer şarkı daha vardı. https://www.youtube.com/watch?v=1uEUXq--InM. Çok iyi bir etnik çalışma ve tıpkı Selçuk'un Bana Bana çalışması gibi, yanlış zaman ve yanlış platform. Eline sağlık...
Hey gidi Morrisey… hala müzik yaptığını düşünmüyordum. Hemen dinleyeyim. Yazdıklarından anladığım çok büyük hayalkırıklığı yaşamayacağım şeklinde.
Haberi duyar duymaz hemen bir yazı planlamıştım ama sonra Netahyahu ile sarmaş dolaş bir fotoğrafını görünce ve özellikle de Golan-Globus Dönemi'nde yaptığı Delta Force filmini yakın zamanda tekrar seyrettiğimde gördüğüm anti-Arap söylemi ve tipik ABD-İsrail ittifakı yüceltilmesi yüzünden elim gitmedi. Yine de benim çocukluk kahramanlarımdan biridir. Özellikle Invasion USA filmini aksiyon dışında politik içeriği ile de ilgi çekici olduğundan öneririm. Bir de Mission in Action var tabi Vietnam'da kalmış savaş esirlerini kurtardığı.
Bu arada son dönemde okumanın da yazma kadar önemli bir eylem olduğuna dair yazılara rastlıyorum. Daha az okunduğundan okumanın değerli ve özel bir eyleme dönüşmesi anlaşılabilir. iyi çalışmalar diliyorum, sevgiler.
"Bu metin bir “umut şarkısı” değil, karanlığın kaydını tutan bir anlatı." Romanın çok iyi bir tanımlama olmuş. Kesinlikle katılıyorum.