Türkiye’nin en metropol şehrinin en elit, kalabalık semtlerinden birinde bulunuyor. Önünden arabalar geçiyor, arabaların içindekiler genellikle ona bakıyorlar. Bakmak için uzun sıralar bile oluşuyor. Uzaktan bakınca önemli bir şeyler varmış gibi gözüküyor. Kimi zaman bu önemli şeyler gazeteye de çıkıyor, onun için de merak uyandırıyor. Renkli bir şey bu bahsettiğim; hem görüntü olarak, hem de içerik olarak.

Bir Pazartesi Sabahı önünden geçecek olsan pek ilgini çekmez. Onun dışında neredeyse günün her saati ilgi çekici olabilir. İçi sürekli dolu. Öyle bir şey ki bu, ayrı ayrı deneyimlenirse sevgililer arasında kavgaya sebep olabilir. Ama ne yalan söyleyeyim sinerjisi güzel. İçinde bulundunuz mu bambaşka bir Dünya’ya taşıyor sizi. Olduğunuz ruh halini değiştirebiliyor. Kimine göre bir meditasyon şekli. Aklınızda ne var ne yoksa bir süreliğine alıp götürüyor. Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda. Nedir peki olan biten bu bahsettiğim şeyin içinde, önünde olup da yediğin; arkanda olup da yemediğin nedir?

Olup bitenin başında iyi yemek gelir. Küçük tapas tabaklarında Mini Burger, Ördek Roll, ana yemeklerde ise Limonlu Levrek ve Pad Thai Noodle favoriler arasındadır. Kokteylleri de fazlasıyla karın doyurucudur. Mojito ve Satsuma’sıyla ün yapmıştır.

Bahsettiğim sinerjiyi soracak olursanız; içerde samimi ve pozitif bir hava esmektedir. Sizi karşılayan garson da, yan masadaki müşteri de orada olmaktan memnundur. Etrafta hep güzel insanlar vardır. Şık giyinmiş bayanlar, iş kıyafetleriyle kendilerini oraya atmış baylar, her zaman bakımlı olan müdavimler ve belli bir saatten sonra sarhoşlar. Sarhoşlar da olup bitene iyi bir enerji katar. Bayılıverir mesela bir tanesi. Herkes onu konuşur. Sinerji yine yaratılmıştır. Baylar bayanlara bakar, bayanlar bakmak isteseler de bakmıyor gibi yaparlar, izlendiklerini bilip mutlu olurlar. Bir erkek yanlarına yanaşır sonra, muhabbet başlar. Herkes amacına ulaşmıştır. Bir hareket, bir heyecan. Meditasyon durumu budur aslında bekarlar için. Evde tek başına televizyon seyretmek veya zaten bütün gün işte zaman geçirdiği Facebook’a bakmak yerine, kendilerini oraya atarlar. Muhabbet iyi giderse telefon numaraları alınır, ertesi gün biraz mesajlar gidip gelir. Tekrar orada ilgisini böyle çeker. Bir de ünlüler orada eğlenirken gazeteye çıktılar mı tam merak konusu haline gelir. Bence Bebek’teki trafiğin önemli bir sebebi de budur.

Benim Dünya’mda ise Lucca’nın farklı bir yeri vardır. Bekar dönemlerimde de gittiğim, şimdi bekar olmamama rağmen haftanın minimum 2 gecesini orada geçirdiğim bir fenomen. Çevremdeki herkesin; özellikle erkek arkadaşımın kafa dağıtmak, laklak yapmak, bir bardak bir şey içmek için gitmeyi tercih ettiği ilk seçenek. Eğleniyorum orada ama bazen beni sinir ediyor. İstanbul’da başka gidecek yer yok mu diye düşünürken kendimi itiraf ederken buluyorum, bu kadar iyisi yok galiba. Lucca’yı deneyimlemek gerek..

Fotoğraflar: Lucca

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN