“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan geleneklerimiz, ailemiz, geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın röportaj dizisi “Yurt Dışında Yaşamak” ise buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Bu haftaki konuğumuz, geçtiğimiz aylarda New York’ta yaşamaya başlayan Merve Yavaş…

_Sevgili Merve, öncelikle seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merve Yavaş, 87 doğumluyum. Marmara Güzel Sanatlar Sinema Bölümü’nde okudum. Sinemada en çok sevdiğim şeyin izlediklerim hakkında yazmak olduğunu fark edince kariyerime yazar olarak devam etmeyi tercih ettim. Birkaç sinema dergisinde, internet sitelerinde ve bir dijital pazarlama ajansında içerik yazarı olarak çalıştım. Şu anda hala freelance olarak çalışıyorum, ayrıca kendi blog’umda da yazmaya devam ediyorum. Hayalim, bir gün kendi kitabımı yazmak. Yazmayı, okumayı, izlemeyi, yoga yapmayı, gezmeyi, yemeyi, içmeyi, müziği, dans etmeyi, hayvanları seviyorum.

merveyavas.com

_Ne zaman New York’a taşındın? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin?

Buraya 20 Mart 2018’de taşındık, henüz çok yeni. Yola eşim Erkan’la beraber çıktık ve burada yaşamak istediğimize ilk New York seyahatimizde karar verdik; 2012 yılında. Ama ilk gerçekçi adımları atmamız 1,5 sene öncesine dayanıyor. Yasal olarak yerleşmemiz Erkan’ın işi sayesinde oldu. Sonra ne var ne yok sattık, dağıttık, hayalimizin peşinden geldik buraya.

_Memnun musun New York’ta yaşamaktan? Neler yapıyorsun orada?

New York kaotik bir şehir ve buraya seyahat amaçlı gelmekle yaşamak gerçekten çok farklı. Ama bu şehri seviyorum ve şu anda şehrin tadını çıkarıyorum diyebilirim. Hafta sonları bir coffee shop’ta çalışıyorum. Onun dışında yoga yapıyorum, yazılarımı yazıyorum, şehri keşfediyorum. Net bir gelecek planım olmamakla beraber, kitap yazmak ve yoga eğitmeni olmak gibi hayallerim var. Bakalım, zaman ne gösterecek.

_İlk zamanlar biraz zor oluyor diyorlar. Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin? Yepyeni bir yere taşınmak, yeni insanlar tanımak çok hızlı olmuyordur…

Aslında hala ilk zamanlarımda sayılabilirim bence. Ve evet, yeni bir yere taşınmak, yeni hayatına alışmaya çalışmak çok kolay değil. Ama her sokağa çıktığımda, her trene bindiğimde, her yeni bir yere gittiğimde ilgimi çeken bir şeyler görmeyi, dünyanın her yerinden insanla bir arada olmayı seviyorum ve her gün kendime bu şehri sevdiğimi söyleyebiliyorum. Yeni arkadaşlar edinme sürecine gelirsek, ben hem pratiğimi geliştirmek hem de arkadaş edinmek için dil okuluna gittim ve çok kısa sürede farklı kültürlerden bir sürü arkadaş edindim. Ayrıca yalnız vakit geçirmekten de çok keyif alırım. O anlamda bir zorluk yaşamadım açıkçası.

_İstanbul’u özlüyor musun? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun?

Henüz çok erken ama İstanbul benim doğup, büyüdüğüm şehir. Elbette özlüyorum, en çok da sevdiklerimi. Özlemediğim kısmı trafiği, kalabalığı ve birbirine tahammülsüz insanları. İstanbul Boğazı gibi bir yer dünyanın hiçbir yerinde yok belki ama oraya gidene kadarki trafiğini, park yeri çilesini, valesini, abartılı hesapları, kalabalığı da hesaba katmak lazım. Bu bence bir şehirden ne beklediğinle alakalı. Ben büyük şehirleri seviyorum, New York da pek çok yönden İstanbul’u aratmıyor.

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence?

Yeni bir kültür deneyimlemek, her anlamda bir keşif; sadece şehri değil, kendini de. Karşılaştığın her zorlukta, her yeni durumda kendinde de yeni bir şey keşfediyorsun. Bu kendini de daha yakından tanıma süreci. Alıştığın düzen içinde vereceğin tepkiler ya da yaklaşımlar yeni bir düzende çok farklılık gösterebiliyor. Benim için sanki yeni bir pencere açıldı ve içimde daha önce varlığından haberdar olmadığım karanlık yerler de güneş alıyor gibi. Bunda gittiğim her yeni yerin, yaşadığım her farklı deneyimin ve tanıdığım her yeni insanın katkısı var. Her yeni deneyim, iyisiyle kötüsüyle beni kendime biraz daha yaklaştırıyor aslında. İyi ya da kötü ne yaşarsam yaşayayım, geri dönüp baktığımda bana “iyi ki” dedirteceğinden eminim.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti?

Değişimin zor olduğu kadar güzel bir süreç olduğunu öğreniyorum hala. Ve içimdeki o çocuk merakını hiç kaybetmemem gerektiğini.

_Yurt dışında yaşayan bir Türk olarak, Türkiye’den haberlere nasıl tepkiler veriyorsun?

Burada yepyeni bir düzen kurmak üzere olmakla birlikte kalbimin bir köşesi hep İstanbul’da. Arkadaşlarım, ailem, beni ben yapan her şey… Kötü haberler aldıkça endişelenmemek mümkün değil ama buraya adapte olmaya çalışmak şu an için daha öncelikli.

_New York’ta bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin?

Manhattan kadar Brooklyn’e de vakit ayırın. Vaktiniz varsa Queens’i de görün. Manhattan’daki China Town da çok güzel ama daha lokal deneyimler için bir de Queens’tekini ziyaret edin. Zaten Hollywood filmlerinden yeterince tanıdığınız yerlere gitmek yerine bilmediğiniz sokaklarda kaybolun. Burası dünyanın ziplenmiş bir versiyonu gibi. Her farklı kültürü deneyimleme şansınız var. Uzakdoğu’dan Kolombiya’ya, dünya mutfağının her çeşidini deneyebilirsiniz. Mutlaka Korean Town’a gidip, bir Kore barbeküsü deneyin. Hemen her yerde bulabileceğiniz 1 dolarlık take away pizzalardan yemeden dönmeyin; vazgeçilmeziniz olacak. Mutlaka bir rooftop bar’a gidin. Benim favorilerim, Brooklyn’de alt katı gece kulübü olarak devam eden Output ve Manhattan Park Avenue’de The Marmara’nın terasında konumlanan Blue Rooftop.

Manhattan’a Brooklyn’den bakmak, sosyalleşmek ve geceyi sabaha bağlamak için Output’u, Empire State’e, Chrysler Building’e karşı içkinizi yudumlamak ve Akdeniz mutfağının sevilen lezzetleri ile keyifli bir gece geçirmek için Blue Rooftop’ı tercih edebilirsiniz. Burası yeni deneyimlerin şehri. Elbette bir Broadway müzikali izlemek harika olacak ama artık İstanbul’da izlemek mümkün. Tamamen farklı bir deneyim yaşamak isterseniz Sleep No More’a bir göz atın.

İlginizi çekebilir: Alper Daron’dan “New York City Notları!”

İlginizi çekebilir: Irmak Özer’den “5 Günde New York: Bitmesin de Dönmeyelim”

_Son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

Eğer gerçekten bir yurtdışı yaşam deneyimi edinmek istiyorsanız adım atın, farklı gidiş yolları araştırın. Gittiğiniz yerde her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin, muhtemelen olmayacak. Ama hayaliniz yeterince güçlüyse motivasyonunuz size ihtiyacınız olan sabrı verecek. Yeter ki, gerçekten isteyin.

Çok teşekkürler Merve!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?