İstanbul’dan direkt kuzeye doğru karşıya baktığımızda göremediğimiz ama her daim bizi selamlayan şehir Odessa. Gidenler bilir, özellikle yaz aylarında Odessa’nın karşı konulmaz bir cazibesi vardır, en azından benim için. Ukrayna’nın en gözde şehirlerinden birisi olan Odessa’da yaz tatili yapmak için sayısız neden var. Bu yazımda, “Odessa’da nereler gezilir” hakkında bilgi vermekten ziyade, Odessa’da tatil yaparken hayatınızı kolaylaştıracak bilgileri vermek isterim.

Odessa | Fotoğraf: Unsplash/@nadya_fes

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Odessa’ya daha önce hem arkadaşlarımla hem de ailemle gittim, hepsi ayrı ayrı keyifliydi. Odessa’ya gitmek için vizeye ihtiyacınız yok, dahası pasaporta bile ihtiyacınız yok. Yeni çipli kimliklerle kolaylıkla seyahat edebiliyorsunuz. Ancak bu kadar kolay olduğu için uçaktan indikten sonra pasaportunuza geçiş damgası vurana kadar görevliler sizi gerçekten ahiret sorusu yağmuruna tutuyor. Bu nedenle paranız bavulunuzda değil yanınızda olsun, inanın ne kadar paranızın olduğunu kontrol ettiklerine gözümle şahit oldum. Türkiye’den giderken dövizle gitmek istemezseniz, İstanbul Eminönü’nde Üçel Döviz Bürosu var, kime sorsanız gösterirler. Burada tüm dünya para birimlerinin satışı yapılıyor. Özellikle döviz bu kadar almış başını gitmişken, gidip oradan paşalar gibi TL’yi Grivna’ya çevirtmek çok daha mantıklı. Eğer uğraşmak istemezseniz de Odessa’da tüm döviz büroları Türk Lirası bozuyor.

Odessa | Fotoğraf: Unsplash/@anikinearthwalker

Odessa havaalanından bavullarınızı aldıktan sonra, havaalanını terk etmeden önce rent a car desklerinin yanındaki telekom kiosklarını ziyaret etmenizi öneririm. Telefon, özellikle internet yurtdışında çok gerekli olduğu için bu kiosklardan Türk Lira’sıyla 50 TL’ye denk gelen 20 GB internetli hatlar satın alabilirsiniz. Burada dil bilmenize de gerek yok, çünkü Türklerin ziyaretlerine alışkın oldukları için kioskun önüne kart koymuşlar sizin sadece elinizle işaret etmeniz yeterli 🙂 Taksi yerine Uber kullanmanızı 2 sebepten ötürü tavsiye ederim, 1 herkes gerçekten İngilizce bilmiyor ve özellikle yön tarif ederken anlaşmak çok zor oluyor, 2 Uber sizi Odessa taksilerinin yarısından daha ucuza götürüyor.

Otel olarak, Derybasivska Caddesi’nde ya da ona paralel sokaklarda kalabilirsiniz. Burası Odessa’nın en işlek caddesi ve Arcadia hariç her yere yürüme mesafesinde. Çok kolaylıkla restoranlara, marketlere erişebilir, akşamları sokak sanatçılarını ve müzisyenlerini dinleyerek dondurma yiyebilirsiniz.

Odessa Opera Binası Bale Gösterisi
Odessa Opera Binası Bale Gösterisi | Fotoğraf: Ecem Taneri

Odessa’da tatil yapmak için size dört günlük bir sürenin yeterli olacağını söyleyebilirim. Bir günde Odessa’da gezilecek tüm turistik yerleri gezebilir, bir günü Odessa Opera Binası’nda sahnelenen en azından bir gösterim izleyebilir, iki gün de Arcadia’daki beach’lerde eğlenebilirsiniz. Arcadia’ya özellikle iki gün ayırıyorum, çünkü Odessa’yı hangi arkadaşıma tavsiye etsem sadece Arcadia’da eğlenip diğer tüm programları unutabiliyorlar, özellikle İbiza Beach hem gündüz havuz partileri hem de gece hayatı ile dillere destan bir yer, ama oraya birazdan geleceğim.

Odessa Opera Binası’nda mutlaka bir gösterim izleyin demiştim, ancak dikkat edilmesi gereken şöyle bir nokta var, gitmeden önce biletlerim hazır olsun derseniz, Türkiye’deki bankalar blokaj koyabiliyorlar, ben bu şekilde üç kredi kartımı da kullanıma kilitledim, bu nedenle gittiğiniz gün hemen biletleri almanızı çok daha tavsiye ederim. Oradaki etkinlikler bizim sinema anlayışımız gibi ve VIP’ten 30 TL’ye gayet güzel sahneler izleyebiliyorsunuz. Opera Binası’na girerken ‘dress-code’ zorunluluğu var, yani şortla sandaletle maalesef almıyorlar, özellikle yazın gidecekseniz buna dikkat etmeniz gerekir.

Odessa’da Ne Yapılır ve Ne Yenir?

Peki Odessa’da nereleri gezebilirsiniz? Gezinizi Derybasivska Caddesi ile başlayabilirsiniz. Derybasivska Caddesi’nde özellikle yemek yiyebileceğiniz harika mekanlar var. Ben özellikle kahvaltı için Kompot’u öneririm. Dev tahta mandalı ve her yeri çileklerle süslenmiş dekorasyonuyla Kompot dışarıdan fark edilmemesi imkansız bir yer. Burada pankek, omlet, tost gibi Türk damak tadına en uygun yiyecekleri bulabilirsiniz. Mini bir not, yok ben illa Türk kahvaltısı yapacağım derseniz, Cadde üzerinden Şehir Bahçesi’ne doğru giderseniz Ali Baba Restaurant’ı göreceksiniz. Burada menemenden sucuklu yumurtaya kadar tüm geleneksel kahvaltı çeşitlerimizi bulabilirsiniz, zira işletmecisi de Türk. Bu Cadde üzerinde Europa Alışveriş Merkezi’nin en alt katında süpermarket de bulunuyor, diğer 24 saat açık marketlere göre çok daha uygun fiyatlı her şeyi alabilirsiniz.

Derybasivska Caddesi’nden Opera Binası’na doğru giderseniz ve Opera Binası’na dönmek yerine sağ sokağa saparsanız Buffalo 99’u görecekseniz. Burada paranızın hakkıyla devasa hamburgerleri yiyebilirsiniz. Aynı zamanda eğer futbol ve basketbolla da ilgileniyorsanız barında bira içip maç izleyebilirsiniz.

jardin
Jardin | Fotoğraf: Ecem Taneri

Yemek için önerebileceğim diğer yerlerden birisi de Şehir Bahçesi turundan sonra Jardin’dir. Özellikle gün batımında buradaki kamelyalardan birinde deniz mahsulleri sipariş etmenizi tavsiye edebilirim. Porsiyonları da oldukça büyük, ancak önerdiğim ve önereceğim yerlere kıyasla bir tık pahalı kalıyor, bu yüzden sipariş vermeden önce menüye göz atmakta fayda var. Şehir Bahçesi’nde her daim mini kermesler ve sokak konserleri oluyor. Bu sokak konserlerinin konseptleri var, örneğin Latin müzik çalıyorlar ve sadece yaşlı insanlar çıkıp canları istedikleri şekilde dans ediyorlar. Biz de arada aralarına karışıyoruz tabi 🙂

Eğer bu kadar lüks yerlerde yemek istemezseniz, o zaman Şehir Bahçesi’nin Jardin’in hemen yanında bulunan kapısından çıkıp yolun karşısına geçebilir ve birçok İtalyan Restorana taş çıkaran Olio’da pizza yiyebilirsiniz. Burası gerçekten çok sevimli bir mekan, ancak özellikle dışarıda oturmak isterseniz akşam yemeği için erken gitmenizi öneririm. Pizzalar taş fırında yapıldığı için fırından çıkması 20-25 dakikayı mutlaka buluyor ve önünde masalar boşalsa da yemek yesek diye bekleyen insanlar oluyor. Yer bulamazsanız ya da beklemek istemezseniz, hemen yanında Kumanets isimli restoranda meşhur Borsch çorbasını içebilirsiniz, çorba deyip geçmeyin, bir porsiyonun tamamını ben daha hiç bitiremedim. Her iki mekan da aynı kişiler tarafından işletiliyor ama Kumanets dekorasyonu tarihi Ukrayna geleneklerini daha çok yansıtıyor, aynı zamanda garsonlar da geleneksel kıyafetlerle servis yapıyorlar.

Size önerebileceğim diğer mekan ise hem kahvaltı hem de akşam yemeği için çok uygun olan Central Bar. Adının bar olduğuna bakmayın, kahvaltısı gerçekten muazzam, aynı zamanda ben her gittiğimde kahvaltısı hafta içi %30 indirimli oluyor. Camda, pencerede, kapıda “скидка ya da знижка” yazılarını görürseniz, bilin ki orada indirim var 🙂 Aynı zamanda Central Bar’da hafta içi içkiler %50 indirimli satılıyor ve Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik jazz oluyor. Central Bar, direkt olarak Catherine the Great olarak da bilinen II. Yekatarina’nın heykeline bakıyor. Rus tarihinde çok sansasyonel bir yere sahiptir, mutlaka tarihini okuyun. O yüzden II. Yekatarina manzaralı yemek yemek ayrı bir keyifli oluyor. Central Park’tan çıkıp sağa döndüğünüzde Potemkin Merdivenleri’ni göreceksiniz. Potemkin Zırhlısı filminde de ikonikleşen ve 200’e yakın basamağı olan merdivenleri ister yürüyerek ister füniküler inebilirsiniz, ancak ben yürümenizi öneririm. Merdivenlerin başında durduğunuzda meşhur Odessa Limanı’nı da görebilirsiniz.

Opera Binası
Opera Binası | Fotoğraf: Ecem Taneri

Merdivenlerin başından sağa dönerseniz İstanbul Park’ını görebilirsiniz. Bu Park gerçekten de Türkiye ile olan dostluğa atıfta bulunmak için yapılmışt ve adı İstanbul Park konulmuş. Odessa’yı ziyaret eden her Türk mutlaka burayı da ziyaret ediyor. Parkı bitirdiğinizde Puşkin’in anıtını ve Odessa Belediye Binası’nı göreceksiniz. Yokuştan yukarı çıkıp sağa döndüğünüzde ise Odessa Opera Binası’nın göz kamaştıran fıskiye havuzunu görebilirsiniz. Burada fotoğraf çekinmek için uzun kuyruklar oluyor, o yüzden hızlı davranmanız gerekebilir 🙂

Ben bunlarla ilgilenmiyorum, sen partilerden haber ver derseniz, Arcadia’daki İbiza Beach tam size göre! Buraya Uber’le ulaşabilirsiniz. Uber sizi Arcadia’nın başında bırakacaktır, buradan aşağı doğru yaklaşık 10 dakika yürümeniz gerekiyor. İbiza Beach’e girmek ücretsiz, burada kendiniz şezlong ya da loca kiralıyorsunuz. Ben ailemle gittiğimde rahat etmeleri için 6 kişilik loca kiralamıştım ve 300 TL gibi bir ücret ödemiştim, gerçekten Bodrum ve Çeşme’deki beach’lerle kıyaslandığında para bile değil. Size denizine girmenizi tavsiye etmem, ancak yetişkinler için ayrılmış olan havuzu tam DJ kabininin ve barın önünde, kesintisiz müzik ve eğlence burada sizi bekliyor. Yetişkinler için ayrılmış havuz derken, İbiza’da 3 havuz var ve bunlardan birisi sadece yetişkinlere ayrılmış durumda, değil çocuğun girmesi çocukların önünden geçmesi bile yasak ve sürekli başında bekleyen güvenlikler var.

Akşam ise İbiza, gece kulübüne dönüşüyor ve DJ performansları, konserler eşliğinde eğlenceye kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Benim giden çoğu arkadaşım, tatillerini İbiza’da başlayıp İbiza’da bitirdiler. Yok ben akşama kadar kalmam, saat 18.00 gibi çıkarım derseniz saat 18.00-18.30 arası herkes Arcadia’yı terk ediyor, bu nedenle Uber bazen taksiden de pahalı oluyor. Dönüş yolu için biraz daha geç çıkmanızı ve saat 19.00 gibi Uber çağırıp yarı fiyatına gitmenizi tavsiye ederim. Pandemi bittiğinde çok keyifli tatiller yapmanız dileğiyle…

Kapak Fotoğrafı:Ecem Taneri

İlginizi çekebilir: Gözde Kazak’tan Liviv