Filiz Piyale Onat’ın “Omorika” adlı sergisi, Marcus Graf küratörlüğünde, 10 Mart-12 Nisan 2026 tarihleri arasında Decollage Art Space’te izleyiciyle buluşuyor.

filiz-piyale-onat
Filiz Piyale Onat | Fotoğraf Kaynağı: Filiz Piyale Onat

Decollage Art Space’te gerçekleştirilen “Omorika” sergisinde sunulan bu yeni üretim sürecinde Onat, doğa tarihi ile kişisel hafızayı iç içe geçiriyor. Seri, hem Omorika ağacından hem de sanatçının eski Yugoslavya’daki büyükannelerine ve büyükbabalarına uzanan, daha sonra İstanbul’a zorunlu göçle devam eden aile tarihinden ilham alıyor. Botanik ve insani anlatıların bu kesişiminde, kök salma ile yerinden edilme, durağanlık ile hareket aynı peyzaj içinde bir arada var oluyor.

Sergi adını Omorika çamından alıyor. Graf bu ağacı tanıtırken ilginç bir paradokstan söz etti: Omorika son derece uyumlu bir ağaç, her türlü iklime ve toprağa tutunabiliyor, Balkanlar’dan başlayarak dünyanın pek çok yerine yayılmış. Ama tam da bu yayılma yeteneği yüzünden tuhaf bir şey oluyor ağaç her yerde bulunurken kendi özgün yurdunda giderek azalıyor, tehlike altına giriyor.

Filiz Piyale Onat bu ağaçla ilk kez geçen yıl, ailesinin köklerini aramak için çıktığı bir yolculukta karşılaşmış. Ailesi 1960’larda eski Yugoslavya’dan İstanbul’a göç etmiş. O coğrafyayı, anneannesinin ve büyükbabasının yaşadığı yerleri bizzat görmek istemiş ve orada bu ağaçla karşılaşmış.

kirilgan-2026-27x27-cm-5-gr-japon-kagidi-uzerine-murekkep-27-adet-fragile-2026-27x27-cm-ink-on-5-gsm-japanese-paper-27-pieces
Kırılgan | Fotoğraf Kaynağı: Filiz Piyale Onat

Merakı onu akademik bir araştırmaya götürmüş. Tarihçilerle ve uzmanlarla görüşmüş. Araştırdıkça ağacın hikâyesiyle kendi ailesinin hikâyesi arasındaki paralellikleri görmeye başlamış: kök salma ve yerinden edilme, her koşula uyum sağlama ve yine de kendi özgün alanında azalma.

Girişte tuval üzerine boya resimler karşılıyor izleyiciyi. Graf burada önemli bir noktanın altını çizdi: Onat bu manzaraları fotoğraftan birebir aktarmadı. Geçen yılki yolculuğunun izlenimlerini zihninde sindirip sonra tuvale döktü. Bu yüzden Graf bu resimlere “landscape” değil, “mindscape” yani zihin manzarası diyor. Kompozisyonlarda doğa elemanlarının yanı sıra tuhaf, yabancı bir mimari parça zaman zaman beliriyor: bir köprü ayağı mı, bir binanın kalıntısı mı, tam belli değil. Graf’a göre bu yabancı eleman, insan-doğa ilişkisine dair bir soru işareti taşıyor: artık ne biz ona aitiz, ne de bıraktıklarımız.

zaman-ix-2026-97x100-cm-japon-kagidi-uzerine-murekkep-organze-kumas-uzerine-dijital-baski-time-ix-2026-97x100-cm-ink-on-japanese-paper-digital-print-on-organza-fabric
Zaman IX | Fotoğraf Kaynağı: Filiz Piyale Onat

İkinci bölüme geçince mekânın tonu değişiyor. Burada beş gramlık Japon kağıdı üzerine yapılmış işler var. Onat bu kağıdı bulmak için uzun bir malzeme arayışından geçtiğini anlattı. Önce flex malzemeyle denemeler yapmış, ama çok plastik ve organik olmadığı için vazgeçmiş. Sonra organik kumaşlar denemiş; onlar da boya sürünce dağılıyormuş, ertesi sabah her şey gidiyormuş. En sonunda bu kağıda ulaşmış. “Böyle bir kağıt olur mu diye sordum kendime,” dedi. O kadar ince ki boya sürüldüğünde zaman zaman yırtılıyor, bazen de kuruyunca tutuyormuş. Japonya’dan gelen mürekkeplerle ve fırçalarla çalışmış, hakkını ödemek istemiş. Bu eserleri nasıl sergileyecekleri de onları düşündürmüş. Cam önünde değil de çıplak sergilemenin de ayrı bir süreci varmış nasıl asılacağı, önde mi yoksa arkada mı çerçeveleneceği ayrı bir mesele olmuş. Sonunda ön katmana kumaş, arka katmana Japon kağıdı yerleştirilmiş.

Farklı kağıtlar, kumaşlar ve katmanlardan oluşan bu çalışmalar hafifçe hareket ediyor, sabit bir görüntüye tam olarak oturmuyor. Katmanlar birbiriyle homojen değil: kağıt gramajları farklı, renk farklılıkları var, kumaş ve başka malzemelerden oluşan katmanlar bir arada. Formatlar da farklı; dikey, yatay, farklı uzunluklar. Bazı katmanlar birbirini kapatıyor, bazıları devam ediyor. Bir de dijital çizim ile el çizimi bir arada kullanılmış, orada da bir zaman karşıtlığı var. Graf burada izleyicinin rolüne dikkat çekti: “Bu resimleri biz tamamlıyoruz. Katmanlar arasındaki boşlukta siz imajı yaratıyorsunuz. Bu imaj aslında sizin imajınız olabilir.” Görsel medyanın izleyiciyi giderek pasifleştirdiği bir dönemde bu yaklaşımı özellikle anlamlı buluyor.

Burada şunu demeden edemedim: “Bu eserlerin şeffaflığı sanki şimdiki zaman ve flu olanlar hatıramızda kalanlar gibi. Belki anneannenizin gördüğü ile şimdiki sizin gördüğünüz ayrı katmanlar.” Onat güldü ve bu görüşümü onayladı: “Bu çok doğru. O yüzden o seriye ‘Zaman’ adını koydum. Katmanlar farklı jenerasyonları, farklı coğrafyaları, terk edilmiş ve göç edilmiş yerleri temsil ediyor benim için.”

sozler-2026-yaklasik-12x12x12-cm-kolalanmis-dantel-68-adet-words-2026-approx-12x12x12-cm-starched-lace-68-pieces
Sözler | Fotoğraf Kaynağı:Filiz Piyale Onat

Bu kağıt işlerinin tam karşısında anneannesinden kalma danteller duruyor. Onat, anneannesiyle dil engeli yüzünden hiç düzgün konuşamamış, Türkçe bilmiyormuş. Ama o sürekli danteller örüyormuş, yıllar boyunca. Onat bu dantel parçalarını deforme ederek organik bir forma, neredeyse Omorika ağacını andıran bir siluete dönüştürmüş. Graf’ın dediği gibi: “Bu danteller artık bir dantel değil. Bir insanın sessizce, yıllar boyunca dinlediklerinin bir nevi aktarımı.” Bu bölümde kağıt üzerindeki işlerin yanı sıra üç boyutlu eserler de var; renk açısından da farklılıklar göze çarpıyor, bir kısmı renkli, bir kısmı siyah beyaz.

omorika-04963
Marcus Graf ve Filiz Piyale Onat | Fotoğraf Kaynağı: Filiz Piyale Onat

Sergiden çıkarken aklımda Graf’ın söylediği bir şey kaldı: “Biz hepimiz göçmeniz. Kimi geçen yıl olmuş, kimi yirmi yıl önce, kimi birkaç kuşak önce.” Omorika sergisi bu ortak payda üzerinden hem kişisel hem de kolektif bir hafızaya dokunuyor; bunu yaparken de ne abartıyor ne de didaktik bir tutum benimsiyor. Sadece gösteriyor.

“Omorika”, Decollage Art Space’te 12 Nisan 2026’ya kadar ziyarete açık.

Kapak Fotoğrafı Kaynağı: Filiz Piyale Onat

İlginizi çekebilir: İlke Tulunay’dan Personal Structures